Dünyanın önemli teknoloji fuarlarından biri olan Vivatech Paris teknolojide değişimin genel bir gözlemini yapmak için güzel bir platform. Bu yıl fuar 10. Yılını kutluyor. Fuarı gezerken, Türkiye’de pek çok fuar yapılıyor ancak, bölgesel teknoloji AI başta olmak üzere yeni bir buluşma noktası oluşturmanın da önemli olabileceğini düşündüm. Zira fuarda, teknoloji şirketlerinin yanı sıra dikkat çeken önemli konulardan biri ülkelerin stantlarının fazlalıydı. Ülkeler bütünsel halde artık teknoloji rekabeti içinde ve bu rekabet büyük şirket iş birlikleri, devletler ve en önemlisi startuplar arasında gerçekleşiyor. Evet herkes startup’larla teknolojide ‘yıkıcı’ dönüşümün peşinde. Türkiye de Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin öncülüğünde ‘Invest In Türkiye’ standında 27 startup ile katılmıştı. Sağlık alanında da Sanofi Türkiye kendi PharmUp Startup programı kapsamında 6 startup’ı dünya vitrinine taşıyordu. Türkiye’den başka başka kuruluşlar da startuplarını getirmişti… Özellikle ülkeler, kurumlar açısından bir ‘startup rekabeti’ nin de yaşandığını söyleyebiliriz. Büyüme onlardan geliyor, yıkıcı değişimler onların geliştirdiklerinden geliyor, verimlilik onlardan geliyor. Şimdi çoğunun temelin de AI – Yapay Zeka tabanı var.
PharmUp örnek platform oldu
Dünya genelinde ilaç inovasyonunun dinamikleri hızla değişiyor. 2016-2018 yılları arasında FDA tarafından onaylanan yeni ilaç ruhsatlarının %65’inin start-up’lara ait olması, inovasyonun artık büyük ilaç şirketleri ile girişimlerin iş birliğinden doğduğunu kanıtlıyor. Bu vizyonu Türkiye’de hayata geçiren Sanofi, 66 yıllık yerel tecrübesini PharmUp Girişimcilik Programı ve genişleyen çok paydaşlı platformuyla birleştirerek Türkiye’yi sağlık teknolojilerinde bölgesel bir merkez haline getirmeyi hedefliyor.
Bugüne kadar 336 girişim başvurdu
2019 yılında hayata geçirilen PharmUp, sağlık hizmetlerine yenilikçi çözümler sunan girişimcileri desteklemek amacıyla kuruldu. Bugüne kadar 336 girişimcinin başvurduğu programda 29 girişim destek alırken, bu mezunların %86’sının ürünlerini ticarileştirmeyi başarması programın etkinliğini gözler önüne seriyor. Endeavor iş birliğiyle yürütülen bu süreçte girişimciler; akıllı sağlık cihazlarından teletıpa, dijital dönüşümden sağlıklı yaşam çözümlerine kadar geniş bir yelpazede mentorluk ve eğitim desteği alıyor.
Programın en önemli çıktılarından biri de girişimlerin küresel arenaya açılmasıdır. Mezunlar, her yıl Paris’te düzenlenen dünyanın en prestijli teknoloji fuarlarından VivaTech’e katılma ve projelerini uluslararası yatırımcılara sunma fırsatı buluyor. Örneğin, 2026 yılı VivaTech kafilesinde yer alan Traick, yapay zeka ile tiroid nodüllerindeki malignite riskini analiz ederken; MediSense AI, erken evre kanser tespiti üzerine odaklanıyor. Diğer girişimler olan Octobio moleküler diyagnostik, Ancorax dental simülasyon, Diltigo dil terapisi ve DermaAI cilt sağlığı alanlarında Türkiye’nin teknolojik yetkinliğini temsil ediyor.
Paris’te Sanofi ve Yatırım Ofisi Oturumu
Avrupa’nın en büyük teknoloji ve girişimcilik etkinliklerinden biri olan VivaTech 2026, bu yıl Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki küresel iddiasını ortaya koyduğu stratejik bir oturum gerçekleşti. Sanofi, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi iş birliğiyle Paris VivaTech 2026’da düzenlediği özel oturumda, Türkiye’nin sağlık teknolojileri, klinik araştırmalar, aşı, yapay zekâ ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir inovasyon merkezi olma potansiyelini gündeme taşıdı. 17 Haziran’da Paris’te gerçekleştirilen bu özel oturuma T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ve Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk de yer aldı. Toplantıda, Türkiye’nin sağlık ekosisteminde nasıl bir bölgesel güç haline gelebileceği konuşuldu.
Stratejik Bir Yatırım Destinasyonu: Türkiye
Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve gelişen Ar-Ge kapasitesi ile uluslararası yatırımcılar için stratejik bir merkez olma potansiyeline sahip. Oturumda, Türkiye’nin klinik araştırmalardan dijital sağlığa, biyoteknolojiden yapay zekâ destekli çözümlere kadar uzanan geniş yetkinlikleri ele alındı. Özellikle Türkiye’nin E-nabız uygulaması ve sisteminin benzerinin pek bulunmadığı ve bunun sağlık verilerinin değerlendirilmesi açısından önemli potansiyel sunduğu vurgulandı.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, bu dönüşümün önemini şu sözlerle vurguladı:
“Sağlık sektörünün geleceği; bilim, veri ve yapay zekânın kesişiminde şekilleniyor. Türkiye, güçlü sağlık sistemi, dijital altyapısı, araştırma kapasitesi ve yetenek havuzuyla bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olma potansiyeline sahip. Bugün klinik araştırmalardan biyoteknolojiye, dijital sağlıktan yapay zekâ uygulamalarına kadar birçok alanda uluslararası yatırımcılar ve teknoloji şirketleri için önemli fırsatlar sunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak amacımız, Türkiye’nin sağlık inovasyonu alanındaki küresel entegrasyonunu güçlendirmek ve ülkemizi yüksek katma değerli yatırımlar için tercih edilen bir destinasyon haline getirmek. Sanofi’nin Türkiye’ye duyduğu güven ve uzun yıllara dayanan katkıları da bu potansiyelin en somut göstergelerinden biri.”
Yapay Zekâ ve Veri: Ar-Ge’nin Yeni Motoru
Sağlık sektörü; kronik hastalıklar, yaşlanan nüfus ve sağlık çalışanı açığı gibi küresel baskılar altında köklü bir dönüşüm yaşıyor. Bu noktada yapay zekâ, ilaç keşfinden üretim süreçlerine kadar her aşamada hızı ve doğruluğu artırıyor. Sanofi bünyesinde bugün, küçük molekül keşif çalışmalarının yaklaşık yüzde 70’i yapay zekâ destekli platformlar üzerinden yürütülüyor. Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, teknolojinin sunduğu bu imkanları şöyle özetledi:
“Karmaşık klinik verileri analiz ederek potansiyel ilaç adaylarının daha erken belirlenmesini, molekül tasarımının optimize edilmesini, yan etkilerin öngörülmesini ve klinik araştırmalar için doğru hasta popülasyonlarının daha isabetli seçilmesini mümkün kılıyor. Dijital ikiz teknolojileriyle birlikte artık gerçek hastaların dijital modelleri üzerinden tedavi etkileri simüle edilebiliyor; daha güvenli ve daha verimli araştırma süreçleri tasarlanabiliyor.”
Ancak Öztürk, başarının sadece teknolojide değil, bu teknolojiyi doğru veri ve insan kaynağıyla buluşturmakta yattığını belirtti. Türkiye’nin gelişmiş dijital sağlık altyapısı, yapay zekâ destekli çözümler için kritik bir veri potansiyeli sunuyor.