Bu sene 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin temasını Sözen Group CEO’su ve FoodFest Antalya İçerik Koordinatörü Gökmen Sözen ‘Her Sofra Bir Hikaye’ diye belirlediklerini söyledi. Ben bu güzel temayı “Her ‘bölge’ ayrı bir hikaye” diye çevirmek ve Antalya için de yukardaki başlığı atmak istedim. Aslında konunun özü ‘destination marketing’ yani turizmin en önemli kavramlarından biri… Bölgesel, destinasyon bazlı pazarlama. Turizm Bakanlığı da buna son dönemde önem veriyor. Bölgenin içindeki her potansiyelini pazarlama için kullanmak olarak da özetleyebiliriz. Bugün turist Fransa’ya gitmiyor, Paris’e, Côte d'Azur’a gidiyor. İtalya’ya değil Bologna’ya Amalfi Coast’a gidiyor.
Antalya’nın inanılmaz potansiyeli
Her bölgenin ayrı bir hikayesi var ve ayrı bir pazarlama strateji olması gerekiyor. Ama Türkiye’nin pazarlanacak en önemli bölgelerinden biri de Antalya kuşkusuz… Antalya tarımda üretici bir bölge olması, onu üretici olarak da pazarlanabilir bir hale getiriyor. Gıda endüstrisi, turizme yönelik üretim endüstrisi hatta sanayisi, çok farklı karakterlerde ilçeleriyle inanılmaz bir potansiyel.
Ama burada temel stratejiler eksik kalınca yılda bir yapılan etkinlikler de yetersiz kalıyor. O gün Antalya için herkes masadaydı, isimlerini yazacağım. Sözen Grup ve Gökmen Sözen’in önderliğinde “Gastro festivaller”, “Zirveler” Türkiye gündemine girdi. İşi yapan birileri olunca, geliştirmek daha kolay. Ancak bu etkinlikleri ve tanıtım yükünü bir kişiye, gruba, ya da sadece bir festivale bırakmak yeterli değil. Gastronomi, tarım, gıda, turizm, üretim bunlar hepsi aynı noktalarda ve büyük bir ekonomi yaratıyor. Ben her şeye ekonomi gözüyle bakıyorum. Ekonomi katma değeri olmayan etkinlikler, dönüşümler de çok sürdürülebilir olmuyor.
İşte sadede gelirsem buradaki genel hatamız çatı bir stratejimizin olmaması, her etkinliğin bağımsız hareket etmesi ve sonuçta sürdürülebilir olmaması… Tüm yıla, yıllara yayılamaması. Festival bitince herkesin örneğin gastronomiyi bir şekilde unutması… Yapılanlar çok değerli. Antalya için 4 yıl önce atılan adım da çok önemli. Bunlar bir süreç ama hızlı hareket edip bir sonraki adımlara bunları taşımak gerekiyor. Bununla ilgili birkaç fikrimi de birkaç örnekle anlatacağım. Ama önce biraz izlenimlerimi anlatayım…
Antalya için herkes masadaydı
Bu yıl 8-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin tanıtım toplantısına Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Antalya Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, Antalya İl Kültür Turizm Müdürü Ayhan Gök, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Antalya Gastronomi Yatırımcıları ve İşletmeleri Derneği Başkanı Mehmet Zeki Özen, Festival İçerik Direktörü Gökmen Sözen, 7 Mehmet Restaurant İşletmecisi Mehmet Akdağ ile Şef Refika Birgül katıldı. Kadroya baktığınızda da ne kadar güçlü olduğunu görebilirsiniz. Antalya ekonomisi için herkes masadaydı adeta. Tabii ki Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman işin ekonomisine getirdi konuyu. Değerin yükseltilmesi gerektiğinden bahsetti… İş sadece gastronomi ile Antalya yemeklerinin tanıtılması değil. Değer o ürünlerin burada üretilmesi, turizmde dünyanın 5’inci büyük destinasyonu olması… Bunun yarattığı büyük gücün, bu tür gastronomi ve benzeri etkinliklerle kullanılması ama aynı zamanda da sürdürülebilir olması.
Yükü 7 Mehmet’in üzerinden almak gerekli
Hep şunu düşünürüm gittiğim yerde de turistler geldiği yeri ne kadar biliyor? Evet anlatmak lazım. Örneğin yurt dışında zeytinyağı üretilen bir yere gittiğinizde odada küçük bir şişe bulursunuz… Bu burada üretiliyor diye… Antalya’da kaldığım her oteldeki isim önemli değil açık büfedeki taze otlar her zaman beni mest eder. Onun orada üretildiğini, domateslerin seralardan açık büfeye geldiğini kim biliyor? Bunlar basit gibi görünse de aslında çok önemli… Otellerden bahsetmişken herkes turisti otellerin dışına çıkarmaktan bahsetti… Evet artık yükü 7 Mehmet ve Mehmet Aktdağ’ın üzerinden biraz almak ve dışarda, turistin gidebileceği alternatifler yaratmak ve bunu da fark ettirmek gerekiyor. Ama bu da işletmelere verilen desteklerle oluşuyor. Onlar Mehmet Zeki Özen’in dediği gibi ateş altında. Umut vaat edenleri desteklemek gerekiyor. Yoksa bu tür yatırımlar tek başına zor.
Otelleri platform olarak görün
Turist pakete geliyor dışarı çıkmıyor deniyor ama artık keşfetmek herkes için önemli… Her turist tüm konaklaması boyunca sadece 1 gece 1 restoran için çıksa ne olur? Ama buna değmesi, teşvik edilmesi ve özendirilmesi gerekiyor… Turisti çıkaracak ve parayı harcatacak nedeni sunmak gerekiyor.
Antalya’daki otellerden de bahsedildi… Her şey dahil paket yaptıkları için biraz belki standart görünüyorlar. Ama onlar pazarlama için en önemli platformlar. Oralarda yapacağınız tanıtımlar eğer merkezi tek noktadan yönlendirmeyle ya da eğitmeyle, her otelde yapılmak üzere kalitesi kontrol edilen şekilde yapılabilirse büyük katkı yapar. Otellerdeki Türk yemekleri kalitesinin de artırılması ve oralarda iyi tanıtım yapmak gerekiyor. Bunun için mutlaka Antalya’da gastronomi eğitim akademisi benzeri bir kuruluşa ihtiyaç var. Dubai’de en önemli restoranlar, şefler otel restoranlarında… İstanbul’da ve başka yerlerde de başladı. Niye Antalya’da olmasın? Diğer her türlü tanıtım için de oteller çok önemli! Tabii her şey dahille gelen turist sayısı da bu sistemin hala en azından Antalya için doğru model olduğunu da gösteriyor.