Güven, bir kavanoza atılan misketler gibidir. Verilen sözleri tutmak, şeff af olmak, sorumluluk almak, zor bir anda yanında olmak… Bunların her biri kavanoza atılan birer miskettir.
İyi veya kötü bir şirkete birbirinden ayıran en önemli özellik nedir diye sorarsam cevabınız ne olur?
30 küsür yıllık tecrübemle söyleyebilirim ki, bunun iyi bir ücret, güzel yan haklar ya da parlak bir ofisle ilgisi yok.
Bütün tuğlaları birleştiren harç, güvendir.
Araştırmalar da bunu destekliyor: iş arayanlar için maaş, yan haklar veya kariyer fırsatları önemli olsa da, en belirleyici faktör güvendir.
“Çalışılacak en iyi şirketler” listelerinde, çalışanlar ve yöneticiler arasındaki güven en öncelikli unsur olarak öne çıkıyor.
Standard & Poor’s araştırmalarına göre de, bir iş yerinde yönetici ile çalışan arasındaki güven, şirketin “iyi iş yeri” olup olmadığını belirleyen en kritik ölçütlerden biri.
Hatta güven kültürü güçlü şirketlerde, çalışanların ortalama yıllık geliri üç katına kadar artabiliyor.
Araştırmalar gösteriyor ki, iş arayanlar için maaş, yan haklar veya kariyer fırsatları önemli olsa da, en belirleyici faktör güvendir.
“Çalışılacak en iyi şirketler” listelerinde, çalışanlar ve yöneticiler arasındaki güven en öncelikli unsur olarak öne çıkıyor.
Standard & Poor’s araştırmalarına göre de, bir iş yerinde yönetici ile çalışan arasındaki güven, şirketin “iyi iş yeri” olup olmadığını belirleyen en kritik ölçütlerden biri.
Hatta güven kültürü güçlü şirketlerde, çalışanların ortalama yıllık geliri üç katına kadar artabiliyor.
Ve bu noktada devreye Brené Brown giriyor.
Brené Brown Dare to Lead kitabında güveni, organizasyonların temel yapı taşı olarak tanımlar.
Güven, sahip olsak iyi olur dediğimiz bir özellik değil, olmazsa olmaz bir temeldir.
Kendine güvenmeyen biri başkalarına güven veremez.
Kendini sevmeyen birinin “seni seviyorum” demesi ne kadar inandırıcı olur?
Aynı şekilde kendine güvenmeyen bir yöneticinin kurumda güven yaratmasını beklemek de o kadar zordur.
Afrika’da söylenen bir söz bunu çok iyi özetler:
“Çıplak birisi sana gömlek uzatırsa dikkatli ol.”
Başkalarının bize güvenmesinin temeli, bizim kendimize olan güvenimizdir.
Kendine güvenmeyen bir lider başkalarına güvenmekte zorlanır; ekip içinde gerçek bir güven ortamı yaratamaz.
Gerçek güven, sadece başarıdan değil; zorluklardan geçebilmiş olmaktan doğar.
Mücadele etmeyen, düşmeyen ve yeniden ayağa kalkmamış bir kişi güvenin derinliğini öğrenemez.
Hayattaki aydınlık ve karanlık yanlarımız birlikte bir bütün oluşturur; karanlık olmadan ışığın değeri anlaşılmaz, mücadele olmadan güvenin kökü derinleşmez.
Güven olmadığında kurumun her parçası zamanla aşınır.
İlişkiler zayıflar, iş birlikleri kırılganlaşır ve organizasyonun dokusu sözcüğün tam anlamıyla onarılması zor bir hale gelir.
Ama güvenin önemli bir özelliği vardır:
Emirle oluşmaz.
“Haydi şimdi güven oluşturalım” diyemezsiniz.
Kimseye “bana güven” diyerek güven kazanamazsınız.
Brené Brown bunu güçlü bir metaforla anlatır: misket kavanozu.
Güven, bir kavanoza atılan misketler gibidir.
Verilen sözleri tutmak, şeffaf olmak, sorumluluk almak, zor bir anda yanında olmak… Bunların her biri kavanoza atılan bir miskettir.
Zaman içinde bu misketler birikir ve güven oluşur.
Ama güven kırıldığında onu seloteyple yapıştırmak mümkün değildir.
Ve güvenin belki de en kritik özelliği şudur:
Kriz anında inşa edilmez.
Diyelim ki kurumunuz bir krizin içinden geçiyor.
İşte o krizin üstesinden gelmenizi sağlayacak en önemli şey güvendir.
Ama o güveni iki günde oluşturamazsınız.
Kriz geldiğinde artık çok geçtir; kavanozun içinde misketlerin çok önceden birikmiş olması gerekir.
Çünkü güven bir anda ortaya çıkmaz.
Her gün yapılan küçük davranışlarla, küçük sözlerle ve küçük tutarlılıklarla inşa edilir.
Sonuç olarak güven bir anda ortaya çıkmaz, ama bir anda kaybolabilir.
Ve belki de liderlikte kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Biz her gün o kavanoza misket mi atıyoruz, yoksa farkında olmadan boşaltıyor muyuz?
Kurumunuzda güveni inşa eden 7 temel davranış
Brené Brown’a göre güvenin yedi temel davranışı vardır ve her biri ilişkilerde ve organizasyonlarda güveni somutlaştırır:
- Sınırlar
Kendi limitlerinizi bilmek ve başkalarının da sınırlarına saygı göstermek güvenin temel taşlarından biridir. Sınırlar, karşılıklı saygı ve netlik sağlar.
- Güvenilirlik
Söz verdiğiniz şeyleri tutmak, tutarlı olmak ve davranışlarınızı öngörülebilir kılmak. İnsanlar, sözlerinizi ve eylemlerinizi birbirine uyan biri olduğunuzu gördüğünde size güvenebilir.
- Sorumluluk
Hataları kabul etmek, geri bildirim almak ve hatalar karşısında savunmaya geçmemek. Sorumluluk almak, güveni güçlendirir ve kriz anlarında ilişkileri sağlam tutar.
- Mahremiyet
Paylaşılan bilgileri gizli tutmak, sırları saklamak. İnsanlar kendilerini açtıklarında güvenin bir sığınak olduğunu bilmelidir.
- Bütünlük
Kolay olanı değil doğru olanı yapmak. Tutarlılık ve dürüstlük, güvenin olmazsa olmazlarındandır.
- Yargılayıcı olmamak
İnsanların hatalarını veya duygularını yargılamadan kabul etmek. Güven, eleştirilmeden konuşulabilen bir ortam gerektirir.
- Cömertlik
Başka insanların niyetini en iyi şekilde yorumlamak ve iyi niyetle yaklaşmak. İnsanlar sizin onlara güvenebileceğinizi hissettiğinde ilişkiler güçlenir.
Bu yedi davranış, güvenin sadece “söylenmiş bir kavram” olmadığını, her gün tekrarlanan tutarlı davranışlarla inşa edilen somut bir değer olduğunu gösterir.
Kaynak: https://brenebrown.com/resources/