Kadın girişimciler, görünür başarıların arkasında çoğu zaman daha fazla emek, daha uzun bir yol ve yapısal eşitsizliklerle şekillenen bir mücadele veriyor.
Bir girişimci için en kritik eşik çoğu zaman fikir değil, sermayeye erişimdir. Ancak bu eşik herkes için aynı yükseklikte değildir. Aynı ekosistemde bazı kurucular görünürlük ve finansmana daha hızlı ulaşırken, bazıları aynı kapıya çok daha dolambaçlı, daha uzun ve daha yorucu bir yoldan varır.
Türkiye’de girişimcilik ekosistemi üzerine konuşurken çoğu zaman sayılar, yatırımlar ve başarı hikâyeleri öne çıkar. Oysa sahadaki gerçeklik, bu hikâyelerin çok daha katmanlı, çok daha görünmeyen boyutları olduğunu gösterir.
Şimdi bu görünmeyen katmanlara birlikte bakalım.
Kadın çok ürettiğinde erkeğin sorumlulukta görünmez olması
Kadına bakış son yıllarda değişti. Eskiden kadının çalışması ve üretmesi hoş karşılanmazken, bugün bu durum daha çok destekleniyor. Ancak bu dönüşüm, her zaman dengeli bir paylaşım yaratmıyor; kimi zaman kadınlar üretmeye devam ederken, diğer tarafın sorumluluk alma biçimi aynı hızda değişmeyebiliyor.
Birkaç yıl önce, Kolombiya Üniversitesi’nin düzenlediği bir etkinlikteydim. Otuzlu yaşlarda kadın girişimciler sahnedeydi. Her biri farklı alanlarda faaliyet gösteriyor, birden fazla sorumluluğu aynı anda taşıyor ve yüksek bir tempoyla üretmeye devam ediyordu.
Onları dinlerken fark ettiğim şey şuydu: Bu kadınlar sadece başarılı değildi. Aynı zamanda görünmeyen, ölçülmeyen, çoğu zaman takdir edilmeyen bir eforun içindeydiler. Öyle bir tempo ki, dışarıdan izleyen insanı bile yoran bir ritim.
Etkinliğe şirketten bir yöneticiyle birlikte katılmıştım. Çıkışta ona bu girişimci kadınlar hakkında ne düşündüğünü sordum.
Cevabı oldukça netti:
“Şu kızlardan biriyle evlensem de hiçbir şey yapmadan evde otursam, rahat etsem.”
İşte şakayla söylenmiş bu cümle, o gün dinlediğim tüm konuşmalar kadar düşündürücüydü.
Görünmeyen efor, çifte yük
Çünkü çoğu girişimci kadın aslında iki katı çalışıyor. Sadece işlerini büyütmek için değil; aynı zamanda hayatın diğer yüklerini de tek başına taşıyabilmek için. Görünmeyen bu ikinci mesai, başarı hikâyelerinin satır aralarında kalıyor.
Bu durum onları daha dayanıklı, daha çevik ve daha çözüm odaklı hale getiriyor. Ancak aynı zamanda daha büyük bir soruyu da görünür kılıyor: Emeğin ve sermayenin dağılımı ne kadar adil?
Risk sermayesi olayında kadınların görünürlüğü düşük
Risk sermayesi ekosistemine baktığımızda, kadın kurucuların görünürlüğü hâlâ sınırlı. Küresel ölçekte yatırım sermayesinin çok küçük bir kısmı tamamen kadın kuruculu şirketlere gidiyor. Bu tablo yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz. Ağlara erişim, yatırımcı profili ve yerleşik kalıp yargılar birlikte bu sonucu üretiyor.
Bugün kadın girişimcileri desteklemek için birçok mekanizma bulunuyor. Ancak bu desteklerin önemli bir kısmı çoğunlukla mikro ölçekli girişimlere yöneliyor. Daha küçük sermaye gerektiren, daha geleneksel alanlarda konumlanan işler bu yapılar içinde daha görünür hale geliyor.
Bununla birlikte, kadın girişimciliğinin bu kadar sık konuşulması, sürekli görünür kılınması ve üzerine yazılar yazılması da aslında yapısal bir eksikliğin işareti. Çünkü gerçek ve dengeli bir yatırım ekosistemi oluşmadığında, anlatı çoğu zaman desteğin yerini almaya başlıyor.
Ölçeklenebilir, hızlı büyüyebilecek girişimlerde ise kadınların yatırım alma ve büyüme süreçleri hâlâ daha sınırlı ilerleyebiliyor.
Görünürlük hangi koşullarda mümkün?
Bu tabloyu sadece bir “eksiklik” olarak okumak da yeterli değil. Aynı zamanda kadın girişimciliğinin hangi koşullarda görünür hale gelebildiğini de gösteriyor: daha fazla emek, daha fazla dayanıklılık ve çok daha uzun bir süreklilik gerektirerek.
Elbette erkekler de bu ülkede erken yaşta ciddi ekonomik ve sosyal sorumluluklarla karşı karşıya kalıyor. Ancak mesele kimin daha çok zorlandığı değil; yükün nasıl dağıldığı. Ve çoğu zaman bu dağılım eşit değil.
Çocukla birlikte görünmez olmak
Benim girişimcilik yolculuğum da bu gerçekliğin içinde şekillendi. 2,5 yaşındaki çocuğumla hayatımda radikal bir değişiklik yaptığım bir dönemde, seçeneklerim oldukça sınırlıydı.
Yurtdışına gitmek istedim, gidemedim.
Kendi ülkemde kaldım.
Hem anneliği üstlenecektim hem de ekonomik olarak kendi ayaklarımın üzerinde duracaktım.
Bu noktada mesele “en iyi fırsatı yakalamak” değil, mevcut koşullar içinde sürdürülebilir bir yol inşa etmekti.
Bugün geriye dönüp baktığımda, girişimciliğin benim için çoğu zaman bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu görüyorum.
Ve bu yolculuk, Fast Company’nin “100 Kadın Kurucu” listesinde 100 kadın girişimci arasında 17. sırada yer almamla görünür hale geldi.
Görünürlükten etkiye
Peki bunu neden yazıyorum? Neden görünür kılıyorum?
Sadece bir başarı hikâyesi anlatmak için değil. Bir ihtimali somutlaştırmak için.
Genç kızlara ve kadınlara “bu yol mümkün” diyebilmek için.
Bu yıl Fast Company Türkiye’nin “100 Kadın Kurucu” listesinde 17. sırada yer aldım, bu onay elbette çok kıymetli ama benim için bunun anlamı bir sıralamada yer almaktan çok daha büyük.
Türkiye’de kadın kurucu olmak; sadece bir şirket kurmak değil. Aynı anda önyargıları aşmak, güven inşa etmek, direnç göstermek ve çoğu zaman yolu olmayan bir yerde kendi yolunu açmak demek.
Bu yüzden bu tür görünürlükler, kişisel başarıdan çok daha fazlasını ifade ediyor. Kadınların kurduğu şirketlerin sadece var olabildiğini değil; büyüyebildiğini, ölçeklenebildiğini ve gerçek bir dönüşüm yaratabildiğini göstermek gerekiyor.
Başarının en güçlü etkisinin başkalarına cesaret vermesi olduğuna inanıyorum. Eğer bu yolculuk, Türkiye’de kendi yolunu kurmak isteyen bir kadına “ben de yapabilirim” duygusunu hissettiriyorsa, işte o zaman gerçek anlamını buluyor.
Kadın kurucular ve risk sermayesi: Görünmeyen engeller
Dünya genelinde kadın kurucular, toplam risk sermayesinin yalnızca yaklaşık %15’ine erişebiliyor. Bu fark tesadüf değil; yapısal ve tekrarlayan dinamiklerin sonucu.
Neden?
- Önyargı (Bilinçli / bilinçsiz):
Araştırmalar, yatırımcıların erkek kuruculara yatırım yapma olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Liderlik ve başarı hâlâ çoğu zaman erkeklikle özdeşleştiriliyor. - Network Erişimi:
Risk sermayesi büyük ölçüde ilişki ağları üzerinden ilerliyor. Erkek kurucular, tarihsel olarak daha geniş ve etkili network’lere daha kolay erişebiliyor. - “Başarılı Girişimci” Kalıbı:
Yatırımcılar çoğu zaman geçmiş başarı örüntülerine bakarak karar veriyor. Bu kalıplar ise kadın kurucuları sistematik olarak dışarıda bırakabiliyor. - Temsil Eksikliği:
Risk sermayesi fonlarında ve karar verici pozisyonlarda kadın sayısı hâlâ sınırlı. Bu da bakış açısının çeşitlenmesini engelliyor. - Risk Algısı:
Kadın liderliğindeki girişimler daha temkinli değerlendirilip daha yüksek riskli algılanabiliyor. Bu durum yatırım miktarlarını ve karar hızını doğrudan etkiliyor. - Kadın Yatırımcı Azlığı:
Sektörde daha az kadın yatırımcı olması, kadın kuruculara giden sermayenin de sınırlı kalmasına yol açıyor. Bu durum kendi içinde döngüsel bir yapı yaratıyor.
