Eski tecrübeler yeni dünyanın sorunlarını çözmez. Ancak keskin köşeleri yuvarlatır. Belirsizliği ortadan kaldırmaz. Ancak onunla daha bilinçli yaşamayı öğretir.
Bazen bir kitap yalnızca anlattıklarıyla değil, okunduğu zamanla da anlam kazanır.
Geçtiğimiz günlerde Sayın Ömer Aras'ın bir toplantıda hediye ettiği DENEYİMLER kitabını okurken bunu düşündüm. Kitap beni aynı dönemdeki kendi deneyimlerime ve benim çok genç yaşta risk yönetimi ile karşılaşmama götürdü. Şimdi yaşadığımız belirsizlik çağında ise hayatta kalmak adına ilham verdi.
Sayın Ömer Aras’ın DENEYİMLER kitabında bu yazıyı hazırlamama neden olan bölüm "Etkili Karar Almanın On İlkesi" bölümü oldu. Bu bölümde yer alan bazı kavramlar, bugün içinde bulunduğumuz ekonomik ve toplumsal ortamla öylesine örtüşüyordu ki, satırlar arasında yalnızca teorik yaklaşımları değil, kendi meslek hayatımın önemli dönemeçlerini de yeniden hatırladım.
Bir bidonun içinde yokuş aşağı yuvarlanmak
1994 ekonomik krizi sırasında genç bir finans direktörü olarak görev yaptığım şirkette yaşananlar benim için bir bidonun içinde yokuş aşağı yuvarlanma hissi veriyordu. Kriz derinleştikçe krediler geri çağrılıyor, finansman kaynakları daralıyor, şirketler nakit yönetiminde ciddi zorluklarla karşılaşıyordu. Ama bidon sadece dış şartlara bağlı olarak duracaktı. Zamanın modern ve yenilikçi bankası İmpexbank krediyi geri çağırıyordu, şirket oldukça zor bir döneme girmişti. O günlerde mesele sadece rakamları yönetmek değildi; aynı zamanda paniği yönetmek, seçenek üretmek ve şirketin hareket alanını koruyabilmekti. Süreci mümkün olduğunca kontrollü biçimde yöneterek suya inen bidon ile havada kalmayı başardım. Bankanın yönetimini devralan Halk Bankası üzerinden yapılandırılan ödeme planlarıyla yükümlülükleri yönetilebilir hale getirdim.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o dönemde öğrendiğim en önemli dersin finansal değil, yönetsel olduğunu düşünüyorum. Kriz zamanlarında en değerli şey nakit kadar soğukkanlılık idi.
Kuyruk riski
Kitapta "Etkili Karar Almanın On İlkesi" içinde riskleri tarif eden bölüm risklerinden "tail risk", yani kuyruk riski. Kuyruk riski, gerçekleşme olasılığı düşük görünen ancak gerçekleştiğinde çok büyük etkiler yaratan olayları ifade ediyor. Bu kavram için Ömer Sayın Ömer Aras Nassim Nicholas Taleb'in ortaya koyduğu "Siyah Kuğu" yaklaşımını hatırlatıyor. Taleb'in anlattığı gibi bazı olaylar gerçekleşmeden önce neredeyse hiç kimsenin gündeminde değildir. Ancak gerçekleştiğinde yalnızca piyasaları değil, toplumları ve kurumları da dönüştürür.
11 Eylül saldırıları, küresel finans krizi, pandemi, savaşlar ve büyük ekonomik kırılmalar bunun örnekleri olarak görülebilir. Aslında son otuz yılda yaşadığımız birçok olay, bize düşük olasılıklı görünen risklerin etkisinin ne kadar büyük olabileceğini gösterdi. Fakat bütün bu deneyimlere rağmen bugün farklı bir noktada olduğumuzu düşünüyorum.
1994 krizi finansal sistem kaynaklıydı.
2000 yılında teknoloji balonu vardı.
2008'de küresel finans sistemi sarsıldı.
Pandemi döneminde sağlık krizi ekonomik ve sosyal krize dönüştü.
Bugün ise ekonomik, teknolojik, jeopolitik ve toplumsal dönüşümler aynı anda yaşanıyor.
Benim şahsi tarihimde ilk kuyruk riskim;
Teknolojiye yatırımından 9 ay sonra 2000 krizi
Girişimci olarak ilk yatırımımı yaptığımda şok sarsıntıyı 2000 yılı öncesinde yaşadım. Teknolojinin geleceği dönüştüreceğine inanarak yaptığımız yatırımların hemen ardından teknoloji balonunun patlaması, piyasalardaki aşırı iyimserliğin ne kadar hızlı şekilde tersine dönebileceğini gösterdi. Daha çok yeni başladığımız kurumsal internet servis sağlayıcı diğer birçok teknoloji girişimi ile birlikte patlamanın altında kaldı. Krizin anlamını içe doğru patlama ve güvensizliği yaşadım.
O günlerde yaşananlar bugün sıkça konuşulan birçok kavramı daha iyi anlamamı sağlıyor. Çünkü risk yönetimi benim için hiçbir zaman yalnızca teorik bir kavram olmadı, yaşanarak anlaşılması başka birşey.
Ömer Aras'ın kitabı ile geçmiş riskler ve çözümlere geriye doğru bakıyorum. Riski ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını, ancak onu daha disiplinli, daha bilinçli ve daha hazırlıklı şekilde yönetmenin mümkün olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve belki de etkili karar almanın özü burada yatıyor: Geleceği bilmekte değil, bilinmeyenle yaşamayı öğrenmekte.
Ejderha kuyruğu değil mi bu?
Nassim Taleb'in siyah kuğuları, gerçekleşene kadar varlığına inanmadığımız olayları anlatıyordu. Ancak günümüzde bazı riskler siyah kuğudan çok bir ejderha kuyruğunu andırıyor.
Kuyruğunu görüyoruz.
Hareket ettiğini görüyoruz.
Hatta yaklaştığını hissediyoruz.
Yapay zekâ, iklim değişikliği, siber güvenlik tehditleri, demografik dönüşüm veya küresel borçluluk gibi birçok risk artık görünmez değil. Sorun, onları görememek değil; etkilerinin büyüklüğünü tam olarak kavrayamamak.
Geçmişin kuyruk riskleri görünmeyen olaylardı. Günümüzün kuyruk riskleri ise çoğu zaman gözümüzün önünde büyüyor.
"Eskiden krizleri öngöremiyorduk. Bugün ise bazı krizlerin geleceğini görüyoruz ama hızını, etkisini ve zamanlamasını doğru okuyamıyoruz."
Günümüzün olası kuyruk riskleri
- Yapay zekâ kaynaklı iş modeli değişimleri
- Siber güvenlik ve veri kaybı riskleri
- Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri kırılmaları
- Enerji ve su kaynaklarına ilişkin belirsizlikler
- Regülasyonların ani değişimi
- Dijital platformların pazarları yeniden şekillendirmesi
- İklim kaynaklı ekonomik etkiler
- Tarihte yaşanmamış bir demografik değişim
Peki geçmiş deneyimlerin bugünü birebir açıklayabilir mi?
Tecrübe geleceği tahmin etmez. Ancak karar alma reflekslerini geliştirir.
Geçmişte yaşadığımız krizler bugünkü sorunların çözüm reçetesini vermiyor. Fakat belirsizlik karşısında nasıl davranmamız gerektiğini, hangi hatalardan kaçınmamız gerektiğini ve hangi sinyallere dikkat etmemiz gerektiğini öğretiyor. Belki de bugün ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur.
Eski tecrübeler yeni dünyanın sorunlarını çözmez. Ancak keskin köşeleri yuvarlatır. Belirsizliği ortadan kaldırmaz. Ancak onunla daha bilinçli yaşamayı öğretir.
Deneyimler: İnsan paylaştıkça çoğalır
Türk bankacılık sektörünün önde gelen isimlerinden Dr. Ömer Aras, Deneyimler: İnsan Paylaştıkça Çoğalır adlı kitabında akademisyenlikten bankacılığa uzanan kariyer yolculuğundan süzülen yönetim ve liderlik ilkelerini okuyucuyla paylaşıyor. Kitap; kriz yönetimi, karar alma süreçleri, kurum kültürü, insan yönetimi ve liderlik üzerine gerçek deneyimlerden oluşan önemli dersler içeriyor. Özellikle 1994 ve 2001 ekonomik krizleri gibi Türkiye'nin kritik dönemlerinden edinilen tecrübeler, günümüz yöneticileri için de değerli bir perspektif sunuyor.
Kaynak: Remzi Kitabevi kitap tanıtım bilgileri ve yazarın önsözü.
