Daha çok deneme, daha çok temas kurma ve oyunda kalma. Şans, sanıldığı kadar rastgele bir şey değil
Şanslı ve şanssız insanlar arasındaki fark bazen tek bir anda görünür olur. Ama daha içsel nedenler var. Çok şanslı bir ailede doğduğunu düşündüğümüz ama sonunda bunu kullanamayan kişi örnekleri çok. Ben şans faktörlerini şöyle sıraladım.
Oyunda kalmak
Venedik’te bir konferansta, sahneden üç gönüllü istediler. Salon doluydu. Kısa bir sessizlik oldu. O an, çoğu insanın zihninden aynı şey geçti: “Benlik değil.”
Ben elimi kaldırdım.
O sahneye çıkmam bir şeyi kanıtlamak için değildi. Sadece kendimi oyunda tutmaktı. Ama o küçük hareket, beklenmedik bir kapı açtı: İngiltere’de bir dil okulunda eğitim kazanmıştım.
O gün sahneye çağıran bir boya firması olup yüzümüzü de boyayabilirdi ama ben oyunda kalmayı tercih ettim.
Dışarıdan bakıldığında bu bir “şans” hikâyesi gibi anlatılır. Doğru yerde, doğru zamanda bulunmak ama çoğu insanın kaçırdığı detay şudur: O odada yüzlerce kişi vardı. Şans, sadece elini kaldıran birkaç kişiyi gördü.
Zihniyet
Şanslı görünen insanlar daha fazla denemekle kalmaz, o denemeleri sürdürebilecek bir zihniyet taşır. Daha açıktırlar, daha hızlı harekete geçerler, daha az tereddüt ederler. Küçük bir gülümseme, doğru bir soru, zamanında atılmış bir adım… Bunlar temasın kalitesini değiştirir. Zihin olarak şansı açık olduğunu düşünmek başlı başına şansı çağıran bir faktör.
Basit bakabilmek
Bir fark daha vardır: karmaşıklıkla kurdukları ilişki.
Bazı insanlar her şeyi zorlaştırır. Basit bir problemi katman katman büyütür, kararları geciktirir, hareketi yavaşlatır. Hayat onların gözünde giderek daha karmaşık bir hale gelir.
Bazıları ise tersini yapar. Karmaşıklığın içinden özü çeker, sadeleştirir ve harekete geçer. Çünkü bilirler ki hız, çoğu mükemmellikten değil, netlikten gelir.
Bu yüzden basitleştirmek sadece problem çözmez; aynı zamanda şans yaratır. Daha hızlı karar alan, daha hızlı deneyen, daha hızlı temas eden biri, daha fazla ihtimale girer.
Şanssızlık ise çoğu zaman sadece az denemek değildir. Aynı zamanda hedefin bulanıklaşması, enerjinin düşmesi ve insanın kendini oyundan çekmesidir. İnsan geri çekildikçe, ihtimaller de ondan uzaklaşır.
Bu yüzden şans sadece dışarıda bulunan bir şey değildir. Biraz da içeride taşınan bir disiplindir.
Hazır olmak
“Huzur” kelimesi bile bu fikre uzaktan bakar gibi durur. Kökeni hazır bulunmaya dayanır. Yani huzur, her şeyin tamamlandığı bir nokta değil; olanın içinde dağılmadan kalabilmektir.
Hazır olan öncesinde çok çalışmıştır. Belki diğerleri uyurken o planlı bir biçimde çalışmştır. Bu nedenle daha sakindir. Daha sakin olan daha net görür. Daha net gören daha hızlı hareket eder ve hareket eden daha çok ihtimale girer.
Temas
Şans, aslında bir temas meselesidir. Ne kadar çok temas, o kadar çok ihtimal.
İş dünyasında bu çok daha nettir. Bir işe kabul edilmek için onlarca, bazen yüzlerce başvuru gerekir. kendini şanssız olarak düşünen insanları ya da ‘başvurdum ama hiç cevap gelmiyor’ diye moralini bozan kişilere sorduğumuzda belki sadece beş başvuru yaptıklarını görürsünüz. Beş başvuru yapıp beklemeye başlamıştır.
Müşteri bulmak da aynıdır. Ne kadar çok kapı çalarsan, o kadar çok kapı açılır. Ya da satış yapan kişi bunun neden olmadığını anlar da sonunda müşterilerinin doğru düğmesini bulur.
Arp sanatçısı olan kızım benden öğrendiğini söylediği bir taktik kullandığını söyledi. Bir konser salonu tarafından reddedildiğinde prensip olarak on konser salonu arıyormuş.
Sonunda biri kabul ediyor.
Şans etimolojisi
Şans düşer, ama herkesin üstüne değil
“Şans” kelimesi Türkçeye dışarıdan gelmiş bir kelime.
* Kökeni Fransızca “chance”
* O da Latince “cadentia” (düşmek, rastlamak) köküne dayanır
Yani en eski anlam katmanında “şans” aslında: başına düşen, rastlayan şey demek.
Şans, gökten rastgele düşen bir şey gibi görünür.
O “düşen şeyin” sana gelmesi için orada olman, yani temas alanında bulunman gerekiyor.
Şansın kökü “rastlamak”tan gelir. Ama rastlamak için önce orada olmak gerekir.
Şansın bileşenleri
Dışarıdan bakıldığında buna yine “şans” denir ama içeriden bakıldığında içinde birçok faktör barındırıyor:
- Oyunda kalma
- Zihniyet (şansa açık olma)
- Basit bakabilme
- Çok çalışma yani hazır olma
- Çok temas, çok deneme
İlk dört madde önemli ama temas etmezseniz bunları yaptığınızı kim bilecek ?
