Trump’ın Başkanlık koltuğundan azli zor olsa da açılacak bir azil davası ile Başkan’ı sürekli sorgu için çağırarak, Trump’ı siyaseten bitirme yolu açık. Trump’ın buna karşı hamlesi ise, “savaş” olabilir. ABD’nin Ortadoğu’ya, İran’a saldırmak için yaptığı büyük askeri yığınak, uluslararası alanda pek çok yorumcu tarafından bu açıdan okunuyor.
ABD’de hukuk devleti, diğer pek çok dünya ülkesinin aksine, yavaş da olsa işliyor. Yasama/yürütme/yargı erklerinin birbirini denetlemesi ve dengesi üzerine kurulu Amerikan sistemi, Başkan Trump’ı ciddi şekilde zorluyor.
Başkan Donald Trump, iç politikada iki kritik konuda sıkışmış durumda:
- Trump’ın koyduğu keyfi gümrük vergileri ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi.
- Amerikan Kongresi, Trump’ın Adalet Bakanı’nın direnmesine rağmen, Epstein davasındaki e-mail trafiği üzerindeki tüm sansürü kaldırdı. E-mail trafiği, aralarında Trump’ın kendisi ve kabinesindeki bakanlara kadar pek çok kişinin dünyayı sarsan Epstein kirli ağına “bir şekilde” dahil olduğunu ortaya koydu.
Trump’a ilk ‘ihanet’; saf değiştiren Cumhuriyetçi kongre üyeleri
Trump 2024’te ikinci kez seçildiğinde, pek çok Amerikan başkanına nasip olmayan bir avantaja sahip olmuş, Amerikan Kongresi’nde hem Senato’da, hem de Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçiler çoğunluğu elde etmişti.
Ancak mesele Epstein’in pedofili ve çocuklara işkence üzerinden kurduğu “etki imparatorluğunun” ifşasına geldiğinde, Kongre’de Trump’ın partisinden olan Cumhuriyetçiler bile dayanamadı. İki Cumhuriyetçi Kongre üyesinin, Thomas Massie ve Marjorie Taylor-Green’in saf değiştirip, Demokratlar ile hareket etmesi sonucu, Kongre’ye incelenmek üzere iletilen Epstein maillerindeki Adalet Bakanlığı sansürü kaldırıldı. Sansür kurbanların değil, Epstein’in kirli ilişki ağına takılan faillerin isimleri üzerindeydi. Sansür kalkınca, Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick gibi, ABD’de şu anda yönetimde olan pek çok ismin boğazlarına kadar Epstein ağına dahil oldukları ortaya çıktı.
Trump’ın atadığı Yüksek Mahkeme yargıçlarından kritik karar
İki Cumhuriyetçi Kongre üyesinin saf değiştirmesi Trump açısından ilk “ihanet” idi. İkincisi ise ABD Yüksek Mahkemesi’nden geldi. Aralarında ilk başkanlık döneminde bizzat Trump tarafından atanmış yargıçların da olduğu 6 yargıç, başkanlık kararnamesi ile geçen yıl yürürlüğe koyulan geniş kapsamlı küresel gümrük vergilerinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti. ABD Yüksek Mahkemesi’nde görev yapan toplam 9 yargıçtan sadece üç tanesi Demokrat Başkanlar tarafından aday gösterilip seçilmişti. Kalan 6 yargıç ise Cumhuriyetçi başkanların seçimini yansıtıyor. Bunlardan üçü Trump’ın ilk başkanlık döneminde yargıç olarak atanmıştı.
Trump, tüm ülkelere yüzde 10’luk gümrük tarifesi kararını Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’na dayanak (IEEPA) getirmişti. Ancak Yüksek Mahkeme, “vergi, gümrük vergisi, ithalat vergisi ve tüketim vergisi koyma ve toplama yetkisine ABD Kongresi sahiptir” gerekçesiyle Trump’ın gümrük vergisi kararnamesini iptal etti.
Trump’ın tarife oyunu; hukukun arkasından dolanmak
Yüksek Mahkeme’nin tarife kararı karşısında Trump geri adım atmadı ve tüm ülkelere yüzde 10’luk yeni bir gümrük vergisi getirecek yeni bir kararname imzalayacağını açıkladı.
“İyi haber şu ki, bu korkunç kararda tüm mahkeme tarafından kabul edilen ve Kongre tarafından da tanınan, ABD Başkanı olarak benim kullanabileceğim IEEPA tarifelerinden bile daha güçlü yöntemler, uygulamalar, kanunlar ve yetkiler var” diyen Trump, çok hırslanmış olmalı ki, bir kaç saat sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 24 Şubat’tan geçerli olmak üzere tüm ülkelere vergileri yüzde 15 olarak uygulayacağını duyurdu.
ABD’nin 1974 Ticaret Yasası’nın 122’nci maddesi Başkan’a 150 gün süreyle yüzde 15’e kadar gümrük vergisi koyma yetkisi veriyor. Trump, yüzde 15’lik vergi açıklamasını bu hukuki hakka dayandırdı. Amerikan basınına göre Trump bu geçici vergileri “kalıcı” hale getirmek için de yasa maddeleri buldu.
Trump’ın Ticaret Yasası’nın 122’inci maddesi ile koyduğu vergiyi, “ulusal güvenlik durumları” ve “adaletsiz ticaret uygulamalarına” ilişkin aynı kanunun 301’inci ve 232’nci maddelerini devreye sokarak “kalıcı hale getirmeye” çalışacağı yazılıp çiziliyor. Yani ABD Başkanı “hukukun arkasından dolanarak” yine yapacağını yapacak gibi.
Tarife meselesi Trump’ın ekibinin ‘kazanç kapısı’ mı oldu?
ABD’de tartışılan bir başka iddia ise Trump’ın yabancı ülkelere koyduğu keyfi gümrük vergilerinin, bizzat ABD Ticaret Bakanı’nın ailesi açısından “kazanç kapısı” haline gelmesi.
Howard Lutnick, Trump tarafından ABD Ticaret Bakanı olarak atanınca, başkanlığını yaptığı Cantor Fitzgerald adlı şirketin yönetimini oğullarına bırakmıştı. Cantor Fitzgerald’ın Temmuz ayında şirketlere gönderdiği bir mektupta, ABD’li ithalatçıların tarife geri ödeme haklarını dolar başına kuruşlarla satın almayı önerdiği ortaya çıkmıştı.
Wired adlı Amerikan medya organının iddiasına göre, Lutnick’in oğullarının yönettiği şirketin oluşturduğu sistem şöyle işliyor:
Amerikalı şirketler gümrük tarifeleri için milyarlarca dolar ödedikten sonra, şimdi Yüksek Mahkeme kararıyla bu ödemeler “yasadışı” hale geldi. Dolayısıyla Amerikan hükümetinin bu şirketlere geri ödeme yapması gerekiyor. Ancak bu süreç çok uzun ve çetrefilli. Dolayısıyla aracı firmalar gümrük vergisi alacağı için şirketlerle anlaşma yapıyor, Cantor Fitzgerald da bunlardan biri.
İddiaya göre, Cantor Fitzgerald şirketi, daha Yüksek Mahkeme kararı ufukta bile yokken, gümrük tarifesi ödeyen Amerikalı şirketlerle “alacağı her 1 dolar için, hemen 25 cent verecek” şekilde anlaşma imzalamış durumda. Şimdi Yüksek Mahkeme kararı ile şirketlerin alacakları yasallaştı. Şirketlere sadece 25 cent ödeyen Cantor Fitzgerald, devletten ise tüm parayı tahsil edeceği için büyük kazanç sağlayacak. Olası kazancın milyarlarca doları bulabileceği hesaplanıyor.
Demokratlar harekete geçti bile: Vatandaşlara kayıplarını geri ödeyin
Nitekim, Yüksek Mahkeme kararı sonrasında Trump’a rakip parti, Demokratlar da hemen harekete geçti. ABD’nin Demokrat bir vali tarafından yönetilen Illinois eyaleti, Yüksek Mahkeme kararının ardından eyaletin iptal edilen gümrük vergilerinden dolayı zararının 8,6 milyar dolar olduğunu gösteren bir fatura gönderdi.
Illionois Valisi, faturaya ek olarak Trump’a gönderdiği resmi mektupta, Yüksek Mahkeme tarafından yasadışı ilan edilen gümrük vergilerinin eyalet sakinlerinin ailelerine geri ödenmesini talep etti.
İran meselesi; Trump’ın kasım seçimlerini kurtarma hamlesi mi?
ABD’de giderek sıkışan Trump’ı Kasım ayında da ara seçimler bekliyor. Kasım 2026 seçimlerinde Amerikan Kongresi’nin yaklaşık üçte biri yenilenecek. Kamuoyu yoklamaları, Cumhuriyetçilerin “kalesi” gibi görünen eyaletlerde bile Demokrat adayların epey önde gittiklerini gösteriyor. Trump Kasım’da Kongre’yi demokratlara kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmış durumda.
Eğer Demokratlar kasım ayındaki Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu alırlarsa, Trump’ın elini-kolunu iyice bağlama imkânına da sahip olabilirler. En büyük beklenti ise, Epstein dosyası üzerinden Trump’ın azlinin istenmesi.
ABD Başkanı’nın azli kolay değil; Kongre’de ciddi bir çoğunluk gerekiyor. Ne kadar Cumhuriyetçiler gerileme içinde olsalar da, Demokratların bu ezici çoğunluğu alabilmeleri zor görünüyor. Yani Trump’ın Başkanlık koltuğundan azli zor. Ancak yine de açılacak bir azil davası ile Başkan’ı sürekli sorgu için çağırarak, Trump’ı siyaseten bitirme yolu açık.
Trump’ın buna karşı hamlesi ise, içerideki sıkışmışlığı bir “savaş” ile bertaraf etme çabası olabilir. ABD’nin Ortadoğu’ya İran’a saldırmak için yaptığı büyük askeri yığınak uluslararası alanda pek çok yorumcu tarafından bu açıdan okunuyor.
Trump yönetiminde İran’a saldırıyı destekleyen “şahinlerin” sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Dışişleri Bakanı Rubio, Savaş Bakanı Hegseth ve Başkan Yardımcısı Vance ilk akla gelenler. Ayrıca Trump son dönemde Amerikan ordusunda da atamalar yoluyla çok ciddi değişiklikler yaptı. Bir önceki Başkan Biden döneminde Amerikan ordusunda görev yapan dört yıldızlı tüm amiral ve generaller görevden alındı, emekliliğe zorlandı. Yerlerine ise Trump’a siyasi sadakat gösterecek isimler getirildi. Dolayısıyla ABD genelkurmayında da İran’a saldırı konusunda olası “çatlak ses” bırakılmadı.
Belli ki ABD Başkanı, görev süresi dolana kadar “direnmeye” devam edecek; Bu direnişin sonucunda büyük olasılıkla binlerce insanın ölecek olma ihtimali, iç politik hırsların gölgesinde kalıp, hiç hesaplanmıyor bile.
