Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat, gelenekselleşen yıllık değerlendirme toplantısını geçtiğimiz hafta Perşembe günü İstanbul’da yaptı. Geçen yıl ‘çoklu krizlerin’ belirleyici olduğu, küresel blokların yeniden şekillendiği, küreselleşme kurallarının değiştiği bir dünyaya girildiğini hatırlatan Esin Güral Argat, “Müzik değişince dans da değişir. Müzik sadece değişmedi, ritim de sertleşti. Sertleşen ritim bizi yepyeni bir sahneye Teknopolitik Çağ’ın sahnesine sürüklüyor. Artık teknoloji bir araç değil gücün kendisi. Mesele hız değil, yön tayin edebilme kapasitesi. Teknolojinin tarafsız bir araç olmadığı, bizzat yaşamın kendisi haline geldiği, gücün, egemenliğin ve dayanıklılığın merkezine yerleştiği bir çağdayız. Bu çağda ayakta kalmak, teknolojiyi yönetecek kurumsal DNA’ya sahip olmakla mümkün çünkü artık sadece piyasalar değil, bağlar da yeniden tasarlanıyor” dedi.
“Bağımlılıklar kırılganlık üretiyor”
Esin Güral Argat şöyle devam etti: “Bağımlılıklar karşılıklı kazanç üretmiyor, kırılganlık üretiyor. Tedarik zincirleri ucuzluk için değil, risk yönetimi için yeniden kurgulanıyor. Bu yeni dönemde asıl fark, kriz anında kimin kendi kararlarını alabilen özerk bir aktör kalabildiğidir. Küreselleşme bitmedi ama yön değiştirdi. Ticaret artık sadece ticaret değil. Enerji sadece enerji değil. Teknoloji hiç olmadığı kadar politik, bugün yaşadığımız şey klasik anlamda bir küreselleşme krizi değil, teknoloji, güç ve egemenlik ilişkilerinin yeniden örgütlendiği bir Teknopolitik Çağ! Ve bu çağda teknoloji tarafsız bir verimlilik aracı değil; devletlerin, şirketlerin ve blokların iktidar kurma, yönlendirme ve denetim kapasitesinin merkezinde yer alan stratejik bir güç. ABD ile Çin arasındaki gerilim, artık gümrük tarifeleriyle sınırlı değil, yarı iletkenlerden yapay zekaya uzanan kapsamlı bir teknoloji rekabetine dönüşmüş durumda. Avrupa ise Rusya–Ukrayna savaşıyla enerjinin bir gecede nasıl güçlü bir jeopolitik araca dönüşebileceğini gördü. Enerji akışları kesildi, fiyatlar hızla yükseldi, sanayi üretimi doğrudan etkilendi. Gıda, pandemi sonrasında ve Karadeniz’deki savaşla birlikte ilk kez bu ölçekte stratejik bir başlık haline geldi. Limanlar, tahıl koridorları ve sigorta maliyetleri dış politikanın ayrılmaz bir parçası olarak ele alınıyor. Bu yeni dünyada kaynaklar silahlaştırılıyor. Kaynaklar ve kritik girdiler, artık ekonomik aklın arka planı değil, pazarlığın ön cephesi. Bağımlılıklar avantaja, karşılıklı kırılganlıklar baskı unsurlarına dönüşüyor. Bu yeni düzende açık olmak bir erdem olmaktan çıkarak yönetilmesi gereken stratejik bir risk haline geldi.”
“Teknolojiyi kimin yönettiği önemli”
Ülkelerin ve kurumların kendi karar alanlarının çok önemli hale geldiğini anlatan Esin Güral Argat, güç denkleminin değiştiğini, önceliğin sistemi ayakta tutmak ve yönetebilmek, şokları yutabilmek, kaos içinde bile hızlı ve tutarlı kararlar alabilmek olduğunu ifade etti. “Bu çağda kimin ayakta kalacağını belirleyen asıl güç teknolojiyi kimin yönettiğidir. Küresel sistemin içinde kalırken kendi yönünü tayin edebilmek gerekiyor” diyen Argat, büyük iddialardan çok, dayanıklılığın belirleyici olduğunu, bunun tam ortasında da teknolojinin bulunduğunu anlattı. Esin Güral Argat şöyle devam etti: “Orta ölçekli ülkeler için mesele lider olmak değil, savrulmamak. Her alanda tam teknolojik bağımsızlık mümkün değil ama her alanda dağınık olmak da sürdürülebilir değil. Yapay zekada, enerjide, savunma teknolojilerinde, dijital altyapıda asıl soru nerede özerklik gerekli, nerede birlikte çalışabilirlik yeterli, nerede hız kritik? Türkiye bu kategoride yer alıyor. Güçlü jeopolitik konumu, çok boyutlu dış politika tecrübesi ve bölgesel etki kapasitesi sayesinde, orta ölçekli ülkeler arasında özerklik alanını korumaya çalışan ve fırsat pencerelerini değerlendirebilen nadir aktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin dijitalleşme deneyimi koordinasyon güçlü olduğunda çok hızlı yol alabildiğimizi gösterdi. e-Devlet, e-Nabız, dijital bankacılık ve ödeme sistemlerinde Türkiye, birçok gelişmiş ülkeden daha ileri deneyim ve kapsayıcılık seviyesine ulaştı.”
Yapay zeka gizli zayıflıkları açığa çıkarıyor
2025’in en çarpıcı derslerinden birinin de yapay zekanın kurumların iç yapısını ve gizli zayıflıklarını açığa çıkarması olduğunu söyleyen Esin Güral Argat, “Asıl sınav, yapay zekanın kurumların koordinasyon eksikliğini görünür kılması. Gerçek risk, makinelerin insanların yerini alması değil, insanların ve birimlerin makinelerle birlikte verimli çalışamaması. Yapay zekanın işleri dönüştürmesine odaklanan beceri ve eğitim politikaları öne çıkmalı. Kurumların iç yapısı sadeleşmeli. Başarılı örneklerde teknoloji yatırımları, yetki netliği ve organizasyonel dönüşümle ilerliyor. Bu olmadığında yapay zeka verimlilik yerine karmaşa üretiyor. Çin’in stratejisi bu açıdan dikkat çekiyor. Çin, yapay zekayı sadece bir teknoloji meselesi olarak değil, devlet destekli bir koordinasyon ve yönetişim projesi olarak ele alıyor. Çin, meslekleri tartışmıyor, bu meslekler için bugünden sistem kurarak gelecek kuşaklara yatırım yapıyor. Türkiye’nin önündeki fırsat, hala genç olan nüfusun dinamizmini güçlü ve uyumlu kurumsal yapılarla buluşturabilmektir. Bu avantajın kalıcı bir rekabet gücüne dönüşmesi geleceğin mesleklerini bireysel tercihlerden çıkarıp ulusal bir yönetişim ve koordinasyon meselesi haline getirmekle mümkün” dedi.