Dubai’nin Deira Creek Kulesi (1,2 kilometre yükseklikte olacak) ve Royal Atlantis projeleri, Suudi Arabistan’ın Neom’u, Lübnan’ın Jonnah Barajı inşaatı, Kuveyt Hava Limanı, Mısır’ın ‘ağır beton boru kaplama’ işleri, Belçika’nın nükleer santralleri, Polonya’nın yüksek hızlı tren projesi, Avustralya’nın LNG tesis inşaatı, birçok ülkede petrol rafinerisi inşaatları, TOGO’nun yolları … Liste uzayıp gidiyor ve sonu gelmiyor. Bütün bunlarda Türkiye’nin en çok ‘beton santrali ihraç eden’ firması Elkon’un her biri 4 TIR ile taşınabilen dev beton santralleri kullanıldı. Firmanın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Mustafa Alpagut ile Çerkezköy’deki fabrikalarını gezdik. Alpagut aynı zamanda sanatçı kariyeri olan çok kıymetli bir sanayicimiz. Kendisinin söz ve veya bestelerine imza attığı, kuşaklar boyu çok dinlenen şarkıları var. Aşkın Mapushane, Dertlerimi Zincir Yaptım, Satmışım Anasını, Yine Saçlarda Aklar, Al Yanaklım, Beklenmeyen Misafir ve daha niceleri… Ayrıca çok zengin bir resim koleksiyonu sahibi ve fabrikalarının duvarlarına da ünlü resimlerin dev replikalarını (kopyalarını) yaptırıyor. Amacı fabrikalarda ‘sanatçı titizliğiyle üretim yapıldığını’ vurgulamak.
Mustafa Alpagut’a ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın siparişlere etkisini sorunca şöyle yanıtlıyor: “O bölge bizim için çok önemli ancak biz 135 ülkeye ihracat yapıyoruz. Üretimimizin tamamını ihraç ediyoruz. Sadece Rusya’da bin 500’den fazla beton santrali sattık. Bizim bir beton santralimizi 3 ya da 4 TIR taşıyabiliyor. 2025’te 270 beton santrali (tesis) ürettik ve bunların 265 adeti sevk edildi, hepsi de yurt dışına. 65 milyon dolarlık ihracatımız oldu.
Doğu Avrupa canlandı, büyümeye devam
Son dönemde Avrupa Birliği (AB) Fonlarıyla Polonya başta olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde çok ciddi altyapı ve üstyapı projeleri inşa ediliyor. Buralardan talep yükseldi. Körfez ülkelerinden beklemeye alınan siparişlerin yerini buralar doldurdu. Ayrıca Cezayir ve Libya da çok canlı ve oralardan da iyi siparişler aldık. ABD ve Kanada için de onların standartlarında üretime yakında başlayacağız. Geçen yılın ilk 4 ayına göre ihracatımız yüzde 8 artmış durumda. Ukrayna’da da savaş var ama oradan da siparişler geliyor ve gönderiyoruz. Biz 50 yıllık sanayiciyiz ve 2000’li yılların başlarından beri beton santrali üretimine ve tamamen ihracata odaklıyız. Körfez’deki savaş biterse bölge ülkelerinden siparişler patlar çünkü Körfez ülkelerinin bitmiş çok ünlü projelerinde bizim beton santrallerimiz tercih edilmişti. Devam eden projelere de çok sayıda beton santrali verdik. Savaş nedeniyle o bölge için lojistik sıkıntılarda var bütün bunların düzelmesi halinde ise çok iş çıkacak. 2026 için hedefimiz 75 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaşmak. İlk 4 aylık gelişmelere bakınca bu hedefimizi koruyoruz. Savaşın şekli belli; ABD üslerinin olduğu ülkeler vuruluyor ve İran vuruluyor. Savaş bitince yıkılan yok edilen yerlerde yeniden inşa başlayacak. Bunun için finansman sorunu yaşanacağını düşünmüyorum çünkü körfez ülkelerinin çok ciddi finansman imkânları var ve süratle inşa ve imar işlerini tamamlamak isteyeceklerdir. Bizim rekabet gücümüz üretimde teknoloji yatırımları yapmak yani otomasyonu artırmaktan ve kaliteden asla taviz vermemekten kaynaklanıyor. Şu anda toplam 400’e yakın istihdamımız ve 6 fabrikamız var. Üretim kapasitemizle de çok güçlüyüz.”
Daha çok dış yatırım gelmesi hukuka ve demokrasiye bağlı
Elkon Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Alpagut’a “Savaş nedeniyle Körfez ülkelerine odaklanmış küresel yatırımlarda Türkiye’ye yönelme olabilir mi” diye soruyorum. Bu konudaki yanıtı şöyle oluyor: “Türkiye’ye özellikle de sanayiye yatırım gelmesi için hukuka güven ve çok işleyen bir demokratik sistem önemli. Yabancı kendini güvende ve garanti altında bulmalı. Bir taraftan da Türkiye’deki maliyet koşullarında üretim yapıp satmak da çok zor. İçeride enflasyon ve işçilik maliyetleri çok yüksek. Buna karşılık kurlardaki artış sınırlı ve maliyetleriniz Türk Lirası ile satış gelirleriniz ihracatla yani dövizle oluşuyor. Biz bu sıkıntıları ‘daha çok otomasyon yani hızlı üretimle, daha az işçilik maliyeti ve daha kaliteli üretimle’ aşıyoruz. Verimlilik en kritik konu ve bunun için herkes görevini yapmalı.”
