Geçen hafta Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan öncü verilere göre Mart ayında ihracatımız %6,4 gerileyerek 21,9 milyar dolar, ithalatımız %8,4 artış ile 33,2 milyar dolar oldu. İhracatta düşüş, ithalatta artış var. Dış ticaret açığımız aylık 11,3 milyar dolar, ilk üç ay toplamında 28,7 milyar dolara yükseldi.
İthalat ile başlayalım...
Pek çoğumuzda “petrol fiyatları arttı; bu da ithalatı yukarı çekti” gibi bir düşünce olabilir. Ancak Mart ayı için böyle bir durum söz konusu değil. Enerji fiyatlarındaki sert yükselişe rağmen, Türkiye’nin enerji ithalatı yüzde 2,4 düştü. Bunun muhtemel nedeni, enerji tedarikini spot piyasada anlık değişen fiyatlarla değil, uzun vadeli sözleşmeler ile önceden belirlenen fiyatlardan yapıyor oluşumuz. Bu yüzden, Mart ayında görmediğimiz etkiyi, kademeli olarak nisandan sonra görmeye başlayacağız.
Altın ve otomotiv sektörü ithalatında da gerileme var
Sadece enerji değil, altın ve otomotiv ithalatımızda da gerileme var. Bu önemli kalemlerdeki azalmaya rağmen ithalat nasıl yüzde 8,4 yükseldi? Nedenini ilk tabloda göreceksiniz. Makine, metaller, hububat, elektronik gibi kalan tüm başlıklarda artış var. Bu artışların bir kısmı fiyatların küresel düzeyde yükselmesinden, önemli bir kısmı ise miktar artışından geliyor.
|
Mart İthalatı (milyon $) |
2025 |
2026 |
Değişim% |
|
Enerji |
5.864 |
5.724 |
-2,4 |
|
Kazanlar, makinalar |
3.434 |
3.906 |
13,7 |
|
Otomotiv |
3.099 |
2.958 |
-4,6 |
|
Elektrikli makine |
2.392 |
2.897 |
21,2 |
|
Kıymetli metaller |
2.266 |
2.131 |
-6,0 |
|
Demir ve çelik |
1.683 |
1.922 |
14,3 |
|
Plastikler |
1.283 |
1.378 |
7,5 |
|
Bakır |
562 |
829 |
47,5 |
|
Organik kimyasallar |
729 |
779 |
6,9 |
|
Eczacılık ürünleri |
535 |
676 |
26,3 |
|
Alüminyum |
432 |
656 |
51,8 |
|
Hububat |
185 |
419 |
126,7 |
|
Demir veya çelikten eşya |
382 |
389 |
1,8 |
|
Kauçuk ve kauçuktan eşya |
341 |
388 |
14,0 |
|
Yağlı tohum ve meyveler |
301 |
375 |
24,8 |
|
Hayvansal, bitkisel yağlar |
283 |
343 |
21,1 |
İhracat ile devam edelim…
Ticaret Bakanlığımız tarafından yapılan açıklamada yüzde 6,4 gerileme üç ana nedene bağlandı. Takvim etkisinden 1,3 milyar dolar, savaştan 800 milyon dolar, altından 350 milyon dolar ve toplam olarak 2,4 milyar dolarlık bir negatif etki.
Savaşın ihracat üzerinde önemli bir etkisi olacağı muhakkak. Bölgedeki ülkelerin gelirleri çok yüksek oranda petrol ve türevlerinden geliyor. Hürmüz’ün kapalı olması, bazı rafineri ve tesislerin bombalanması nedeniyle bu ülkelerin gelirleri aniden durdu. Bu da harcamaların ve dolayısı ile ithalatın azalması; yani, Körfez coğrafyasına ihracat yapan ülkelerin ihracatının düşmesi anlamına geliyor. Sorun Türkiye’ye has değil. Bölgeye ihracat yapan tüm ülkelerde benzer durum var.
Türkiye’nin bu bölgeye ihracatı geçen yıl 34 milyar dolardı. 2025’te 12,4 milyar dolar ihracat yaptığımız Irak’ta, günlük 3-4 milyon varil üretim ve ihracat yapılırken, bu şimdilerde 250 bin varile geriledi. O da boru hattı ile Ceyhan’a gelen petrol. Gelir kaybını dengelemek isteyen Irak, eski (Kerkük-Yumurtalık) boru hattı üzerinde hızlı bir tamirat süreci yürütüyor. Bu hattın devreye girmesi ile günlük 500 bin varile yakın ürünün yine Türkiye üzerinden satışı mümkün olabilecek. Bu, kayıpları tam olarak telafi edemese de Irak için ehven-i şer bir durum. Ancak diğer ülkeler için durun hâlâ parlak değil.
|
|
2025 ihracatımız (milyar $) |
|
Irak |
12,4 |
|
BAE |
9,3 |
|
S.Arabistan |
3,8 |
|
İran |
3,1 |
|
Ürdün |
1,9 |
|
Lübnan |
1,3 |
|
Yemen |
0,7 |
|
Katar |
0,6 |
|
Kuveyt |
0,6 |
|
Bahreyn |
0,2 |
|
Toplam |
34 |
Mart’ta BAE’ye %47, Irak'a %30 düşüş var. Bölgedeki diğer ülkeler için de benzer oranlar söz konusu. Gerileme maalesef mart ayı ile sınırlı kalmayacak; önümüzdeki süreçte de devam edecek. Yakında savaş sona erse bile, tesislerin tam kapasite ile devreye girmesi aylar sürecek. Savaş bugün bitse bile, petrol fiyatlarının eski düzeylerine dönmesi süre alacak. İşte bu nedenlerle bölgeye mal ihracatımızda en iyimser varsayımlarla 2026 boyunca 4-5 milyar dolarlık bir kayıp yaşayabiliriz. Bir o kadar da sadece bu bölge kaynaklı hizmet ihracatında kayıp olası.
Mart’ta ihracatı 1,3 milyar dolar negatif etkilediği ifade edilen bayram tatili konusuna biraz daha bakmak gerekebilir. Yanlış görmüyorsam, 2025 ve 2026 Mart aylarında çalışma günü sayısı açısından bir fark yok.
Savaş bölgesi dışındaki ülkelere satışlarımızda da önemli daralma var
İhracattaki gerileme konusunda gözden kaçırmamak gereken bir başka konu ise savaş bölgesi dışındaki ülkelere satışlarımızda da önemli oranlarda daralma olması. Hollanda’da yüzde 26, İngiltere’de yüzde 23, Yunanistan’da yüzde 19 kaybın yanında, Almanya, Bulgaristan, İtalya, Rusya, ABD pazarlarında da küçülme var. Bu ülkelerdeki düşüşte kısmen savaş etkisi olabilir ancak, ihracatçıların uygun fiyat verebilme esnekliklerinin tükenmiş olmasının daha büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin parite artışından ihracata Mart’ta 682 milyon dolar pozitif muhasebe katkısı geldiği ifadesi de önemli. Buna rağmen önde gelen Avrupa pazarlarının çoğuna ihracatımızda düşüş olması, dış faktörlerden ziyade, sanayimizdeki maliyet baskısı ve doğal olarak ihracatçı firmaların maliyet-fiyat mekanizmasını işletmekte zorlanmasından kaynaklanıyor.
Savaş sonrası dönem için Türkiye ekonomisi adına iyimser olmak için çok sayıda nedenimiz var. Bu süreçte ihracatçı firmaların kırılganlığını azaltmak, ilerisi için daha büyük fırsatları kaçırmamızı engeller.