Türkiye turizmde büyümeye devam ediyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2025 yılı turizm geliri yüzde 6,8 artarak 65,2 milyar dolara yükselirken, ülkeyi ziyaret edenlerin sayısı da yüzde 2,7 artışla 63,9 milyona ulaştı. Ziyaretçilerin yüzde 67,7’sinin geliş amacı gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler oldu. Bu tablo Bursa açısından önemli bir fırsata işaret ediyor. Bursa, Uludağ’dan İznik’e, termal kaynaklardan Osmanlı mirasına, gastronomiden sanayi ve iş dünyasına kadar farklı turizm ürünlerini aynı çatı altında buluşturabilecek az sayıdaki şehirden biri. Ancak kentin bu potansiyeli yeterince gelire, istihdama ve yatırıma dönüştürebildiğini söylemek zor.
Bursa’nın önündeki temel hedef, turist sayısını artırmaktan çok, ziyaretçinin kentte daha uzun süre kalmasını ve daha fazla harcama yapmasını sağlamak olmalı. Kentimize gelen turist kaç gün kalıyor?
Ne kadar harcıyor ve bu harcamanın ne kadarı gerçekten Bursa ekonomisine giriyor?
Düzenlenen çalıştaylar ve yayımlanan strateji belgeleri hep aynı soruna işaret ediyor: Kısa konaklama süresi. Türkiye genelinde turizm gelirleri ve ziyaretçi sayıları artış trendindeyken, Bursa olarak biz hâlâ turisti kentte tutmanın yollarını arıyoruz. Oysa çözüm, niceliğe değil niteliğe odaklanmakta. Bursa’nın hedefi daha fazla turist çekmek değil; gelen ziyaretçinin daha uzun süre kalmasını ve daha yüksek katma değer bırakmasını sağlamak olmalı.
Bu noktada yapılan stratejik hatalardan biri, turizmi sadece "otel yatırımı" olarak görmek. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 5. Bursa Turizm Zirvesi’nde TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın da vurguladığı gibi; destinasyonu pazarlayacak ve ürünü paketleyecek seyahat acentelerini zincirin merkezine koymak zorundayız. Tesis yapmak yetmiyor; agresif bir pazarlama ve profesyonel bir destinasyon yönetimi gerekiyor.
Bursa’nın elindeki en büyük koz ise şüphesiz devasa sanayisi. Yaklaşık 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip bir kentin iş turizmini pas geçmesi düşünülemez. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın dikkat çektiği fuar ve kongre turizmi hamlesi tam da bu yüzden kritik. Şehre fuar için gelen yabancı bir alıcı, klasik bir turistten çok daha fazla hizmet sektörüne dokunuyor. Yapılması gereken basit: Fuar için gelen ziyaretçiyi kentte bir gece değil, üç gece tutacak akılcı paketler sunmak. Fuar + Uludağ, Fuar + İznik ya da Fuar + Gastronomi gibi kombinasyonlarla turizmi sanayiyle entegre etmek zorundayız.
Bursa’nın yeni sloganlara ya da potansiyel güzellemelerine ihtiyacı yok. Bize hesap verebilir, ölçülebilir ve sonuç üreten bir turizm ekonomisi lazım. Zirvelerin sayısını değil, o zirvelerde alınan kararların kaçının sahaya yansıdığını konuştuğumuz gün, turizm gelirinin otellerden taşıp kentin esnafına, restoranına ve ulaşımına yayıldığını göreceğiz.