Bir haber başlığı, doğrulanmamış bir iddia ya da ‘kaynaklara göre’ diye başlayan bir cümle… Bunlar artık yalnızca bilgi değil, doğrudan fiyat hareketi üreten unsurlar. Anlatı, böylece, piyasanın merkezine yerleşiyor.
Piyasalar gölgeleri fiyatlar. Gölgelerden kastım beklentiler elbette. Gölge boyu kimi zaman gerçekliğe göre uzun, kimi zaman da kısa kalabilir. Bu, ekonomik düzenin en eski reflekslerinden biri.
Bugün de durum aynı. Ama bir farkla. Beklentinin zemini çok kaygan. Dolayısıyla, artık beklentinin kendisine duyulan güvensizlik de fiyatlanıyor.
Hürmüz Boğazı’na bakın. Piyasa yalnızca arz kaybını değil, onun etrafında hızla genişleyen bir ihtimal evrenini fiyatlıyor. Ve her yeni gelen bilgi bu evreni daha da genişletiyor. Bilgi akmaya devam ediyor ama belirsizlik azalmıyor, çoğalıyor.
Algının ekonomisi
Daniel Kahneman’ın ortaya koyduğu davranışsal iktisat çerçevesi burada kritik. İnsan zihni belirsizlik altında rasyonel çalışmaz. Risk matematiksel değil, psikolojik bir deneyimdir. Kayıp ihtimali, kazanç ihtimaline göre orantısız biçimde büyütülür.
Kahneman'ın modeli elbette kurumsal yatırımcıları ya da algoritmik sistemleri tam olarak açıklamaz. Ama bu, psikolojik dinamiğin piyasaları etkilemediği anlamına da gelmiyor. Aksine, bireysel yatırımcıların kitle davranışı, kurumsal aktörlerin kısa vadeli pozisyon baskısı ve algoritmik sistemlerin duyarlılık eşikleri bir araya geldiğinde, kayıp korkusunun kazanç beklentisini geçmesi piyasa genelinde bir davranış kalıbı olarak ortaya çıkıyor.
Savaşın fiyatı, anlatının gücü
Savaşlar ihtimaller üzerinden fiyatlanıyor. Süre, yayılım, tedarik zincirlerine etkileri, dahil olacak aktörler, kırılgan sektörler…
Bir zamanlar iletişim bu zemini stabilize eden bir araçtı. Ortak bir gerçeklik varsayımı üzerinde yürüyen, uzlaşı arayan bir kanal. Bugün ise iletişim o zemini üretmenin ta kendisi haline geldi. Gerçekliği taşımıyor. Onu artık inşa ediyor.
Bir haber başlığı, doğrulanmamış bir iddia ya da ‘kaynaklara göre’ diye başlayan bir cümle… Bunlar artık yalnızca bilgi değil, doğrudan fiyat hareketi üreten unsurlar. Anlatı, böylece, piyasanın merkezine yerleşiyor. Ve bu, anlatının kimin elinde şekillendiği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Burada yeni bir durum daha var. Belirsizlik yalnızca krizlerin bir yan ürünü değil, bazı aktörler için doğrudan bir araç. Trump'ın politikalarını düşünün. Açıklama, tehdit, geri adım, yeni açıklama, yeniden tehdit…
Belirsizlik burada bir müzakere silahına dönüştürülüyor. Karşı tarafı dengesiz tutmak, piyasayı sürekli alarm modunda bırakmak, her sinyal ile dikkat ekonomisinin merkezinde kalmak. Tutarsızlık, tutarlı bir plana dönüşüyor.
Merkez bankaları: Anlatının mimarları
Merkez bankacılığı üst düzeyde teknik bir alan. Ama teknik araçlar kadar iletişimden de çok iyi faydalanıyor.
İleriye dönük yönlendirme (forward guidance) uzun süredir yalnızca bir politika aracı değil, doğrudan bir beklenti yönetimi tekniği. Merkez bankaları artık yalnızca faizi belirlemiyor. Piyasaların geleceğe dair algısını şekillendiriyor. Ekonomi, standart politika araçlarının yanında, kurulan anlatı üzerinden de yönetiliyor.
Burada da yeni bir zorluk var. Jeopolitik bir kriz anında, merkez bankaları gerçeklik ile anlatı arasındaki boşlukta pozisyon almak zorunda.
Hürmüz’de sabah yaşanan bir gelişme, öğlen farklı bir anlatıya, akşam ise bambaşka bir beklenti setine dönüşebiliyor. Gerçeklik, sabit bir veri değil. Sürekli güncellenen bir akış haline geliyor.
Bu hızda, hiçbir referans noktası tam kalıcı değil. Ne bilgi, ne yorum, ne de anlam.
Sonuç: Fiziksel şok, zihinsel kriz
Enerji sistemleri kırılgan, bunu biliyoruz. Bir hat kapanır, arz düşer, sistem zamanla yeni bir denge bulur. Fiziksel krizlerin bir tavanı var.
Ama ya zihinsel krizler? Orada gerçeklik değil, ihtimal hüküm sürüyor. Tavanını ise güven belirliyor.
Hürmüz'ün kapanması bir şok yarattı. Ama kriz, anlatının eklediği belirsizlik katmanları ile büyüyor. Trump yönetimi belirsizliğin kendisinin bir yönetim biçimi olabileceğini gösterdi. Piyasalar hem fiziksel ve zihinsel krizin içinde, hem de o krizleri besleyen kasıtlı bir gürültünün ortasında pozisyon almaya çalışıyor.
Bugün bir tartışma da bu krizin piyasalarda gölge boyunun kısa kalması üzerine. Fiyatlananın çok ötesinde sert bir enerji krizi ve küresel ekonomik kırılganlık bekleyenlerin sayısı az değil.
Enerji akışı kesintiye uğradığında sistem zorlanır. Gerçekliğin zemini kaydığında ise sistem yönünü kaybeder. Anlatı bir silaha dönüştüğünde sistem kimin düşmanı olduğunu bile bulmakta güçlük çeker. Birincisi geçici bir kriz. İkincisi yapısal bir sorun. Üçüncüsü ise yeni bir oyun.