Finans piyasalarında paranın hareketlerini önceden sezebilmek tam zamanında gerekli hareketleri yaparak portföy varlık dağılımında kritik değişiklikleri yapabilmek hem bir yetenek hem de sağlam tecrübe gerektirmektedir.
Geçtiğimiz günlerde bu düşünceler içerisinde piyasaları takip ederken önüme İş Yatırım tarafından hazırlanan “Para Nereye Gidiyor?” başlıklı araştırma raporu düştü. Raporun başlığını kim belirledi ise oldukça kışkırtıcı ve anlamlı bir tercihte bulunduğunu belirtmek isterim.1
O zaman paranın nereye gittiğine dair rapor içerisindeki görselleri kısaca değerlendirmeye çalışabilirim. Şubat ayının ilk haftasındaki piyasa verilerine göre son 1 yıllık dönem içerisinde yurtiçinde menkul kıymetlere yatırım yapmakta olan yabancı yatırımcıların net portföy hareketlerinin genellikle -2 milyar $ ile 2 milyar $ arasında hareket etmekte olduğunu görmekteyiz. Ancak Aralık 2025’ten itibaren yabancı portföy yatırımı girişinde pozitif yönde belirgin bir iyileşme olduğunu görüyoruz. Portföy girişinde 4 haftalık hareketli toplamın 9,4 milyar $ seviyesine kadar yükseldiğini söyleyebiliriz. Eurobond yatırımı hariç tutulduğunda hisse senedi, devlet iç borçlanma senetleri ve özel sektör tahvilleri şeklindeki menkul kıymetlere yönelik 4 haftalık net portföy yatırımı 6,2 milyar $ düzeyindedir.
Hisse senedi tarafında da son 10 hafta içerisinde net yabancı yatırımcı hareketinin pozitif yönde ilerlemekte olduğunu görmekteyiz. 500 milyon $’a kadar haftalık bazda yabancı yatırımcı net girişleri gerçekleşmektedir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Ocak-Şubat aylarında 5,9 milyar $ tutarında Eurobond ihraçları yapıldı. Dış borçlanma tarafında yurtdışı piyasalardaki risk iştahının vermekte olduğu pozitif algıyı arkasına alan hazine’nin yurtdışı borçlanmasını oldukça iyi şartlarda gerçekleştirdiğini söylemek mümkündür. Önümüzdeki 12 aylık zaman diliminde planlanan takvime göre Nisan ayında 2,1 milyar $, Haziran ayında 2,9 milyar $ ve Ekim’de 3,6 milyar $ dış borç ödemesi yapılacaktır. Hazine’nin açıklamış olduğu en son borçlanma programına göre 2026 yılında uluslararası piyasalardan 13 milyar $ tutarında borçlanma yapmayı hedeflediğini görüyoruz.
Özel sektör tahvil piyasasında yabancı yatırımcılardan Ocak ayı sonunda haftalık bazda yaşanan 555 milyon $’lık net giriş uzun bir süredir görmediğimiz tercihtir. Bu piyasanın gelişmesi, derinleşmesi açısından hareketin sürekliliğini izlemek gerekiyor.
Döviz mevduatlarında 2025 başından itibaren toplam 25,1 milyar $ artış görünmektedir. DTH ile KKM’nin toplam mevduat içerisindeki payı %41 seviyesindedir. DTH ve KKM hesaplarının toplam mevduat içindeki payı KKM hesaplarının zirve yaptığı Ağustos 2023’te %68 seviyesine kadar yükselmişti.
Yurtiçi gerçek kişilerde geçtiğimiz yıl sonundan itibaren haftalık bazda altın ve parite etkisinden arındılmış 4 haftalık verilerde altın fiyat yükselişinin desteğiyle 4,1 milyar $ düzeyinde bir artış olduğu gözükmektedir.
TCMB Analitik Bilanço verilerine göre, 11 Şubat itibariyle brüt rezervler 26 milyar $, swap hariç net rezervler ise 20,4 milyar $ seviyesindeyken bu artışların kabaca 19,6 milyar $’ı altın fiyatlarındaki artıştan kaynaklanmaktadır.
TL mevduatlar 16,1 trilyon TL seviyesindedir. Yılbaşından itibaren TL vadeli mevduat hesaplarındaki değişimin 458 milyar TL düzeyinde düşüş eğilimi sergilediğini görmekteyiz. Bu trendin 4 haftalık hareketi ortalama verisinde 26 Aralık haftasından bugüne kadar sürmekte olduğunu söyleyebiliriz.
Borçlanma araçları portföy ağırlıklarını incelediğimizde hanehalkının portföyündeki borçlanma araçları paylarında özellikle DİBS’lerine yönelik ağırlığın 2025 yılındaki %20 seviyesinden 2026’da %51 seviyesine doğru hızlı bir yükseliş eğilimi gösterdiğini görmekteyiz. TCMB’nin politika faiz indirim sürecine yönelik gerekli hazırlığın yurtiçi yatırımcılar tarafından önceden yapıldığı açıktır. Öte yandan Eurobond ve döviz sukuk şeklindeki portföy yatırımının ağırlığı 2025 yılındaki %80 düzeyinden bu yıl %43 seviyesine gerilemiştir. TCMB tarafından izlenmekte olan katı döviz kuru sisteminin sürdürüleceğine yönelik inanç geçtiğimiz yıldan itibaren devam etmektedir. Yurtiçi yatırımcıların portföylerinde yer alan özel sektör ağırlığı %6 seviyesinde uzun bir süredir pek bir değişiklik göstermemektedir.
Para piyasası fonlarının (PPF) büyüklüğü 6 Şubat haftasında yaklaşık 9 milyar TL düşüş göstererek 1,5 trilyon TL’ye gerilemiştir. Serbest Şemsiye Fonu altındaki PPF büyüklüğü ise 1,2 trilyon TL’ye yükselmiştir. Tüm döviz fonlarının aktif büyüklüğü ise, yaklaşık 79,5 milyar $’a gerilemiştir. 2024 başında bu seviye 25 milyar $, 2025 başında ise 50 milyar $ civarındaydı. Yatırım fonlarını da dahil ederek hesapladığımız dolarizasyon oranı, 6 Şubat haftasında %44’ten %43,8’e gerilemiştir. Bu oran 2023 yılı ortalarında %70’e kadar yükselmiştir.2
Kredi kartı ile hanehalkının yapmış olduğu harcama istatistiklerine 4 haftalık hareketli ortalama bazında yıllık değişim şeklinde baktığımızda, kuyumcu harcamalarının %120, market ve AVM harcamalarının %56, eğitim ve kırtasiye malzemeleri harcamalarının %53, konaklama (otel) harcamalarının %48, telekomünikasyon harcamalarının %48 olmak üzere toplam kartlı harcamaların %47 düzeyinde TÜFE manşet düzeyinin oldukça üzerinde bulunduğunu söyleyebiliriz.
İç talep tarafındaki sıcaklığın üst gelir kesiminde halen sürmekte olduğunu düşünebiliriz. Havayolları harcamalarının %11, bar ve eğlence mekanları harcamalarının %21, elektrikli ve elktronik eşya harcamalarının %25 düzeyinden TÜFE yıllık oranının altında bulunduğunu görmekteyiz. Market ve çeşitli gıda harcamalarının Aralık ayından itibaren hızlı bir azalış yönünde eğilim gösterdiğini de bir yandan dikkate almak gerekmektedir.
1 http://rapor.isyatirim.com.tr/2_20260213133102009_1.pdf
2 Gedik Yatırım, Haftalık Parasal Büyüklükler Raporu, 12 Şubat 2026