BDDK’nın konut kredilerinde enerji sınıfına göre konut kredisi ayrıştırması ile birinci el-ikinci el konut ayrımının kaldırılmış olmasını olumlu bulduğumu ifade etmek isterim.
Ekonomi bürokrasinin, 2021’den itibaren yönetmelik, genelge şeklinde birçok düzenlemeye imza attığını görüyoruz. Yapılan düzenlemelerin, en sık ve kolay bir şekilde denetleniyor olması sebebi ile çoğunlukla bankacılık kesimi ve hizmetleri üzerinde gerçekleşmekte olduğunu söyleyebiliriz. COVID sonrasındaki dönemde izlenen heterodoks ekonomi politikaları kapsamında yüzlerce düzenlemenin getirildiğini, onlarca düzenlemenin de değiştirildiğini veya uygulamadan kaldırıldığını hep birlikte gördük.
Bu noktada üst düzey karar verici bürokratların zaman zaman deneme yanılma şeklinde ekonomide almakta olduğu yeni bir kararı gördüğümde her zaman şu ifade aklıma gelmektedir: Ekonomide alınan kararların denemesi parayla. Ekonomi bürokrasisinde karar alıcılar bu bakış açısıyla son yıllarda oldukça iddialı ve dirayetli bir şekilde ilerliyor. AL bir karar, olmadı değiştir kararı; YAP bir düzenleme, olmadı değiştir düzenlemeyi, vs. şeklinde ilerleyen ekonomik hayatımızdaki düzenlemelerin düzensizliği oldukça yüksek bir seviyededir.
Geçen hafta BDDK, 30.01.2026 tarihli basın açıklamasında Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı ile uyumlu olarak ve 21.01.2026 tarihli Finansal İstikrar Komitesi toplantısında eşgüdüm içerisinde alınan finansal istikrarın sağlanmasına yönelik koordineli makro ihtiyati kararlar aldığını açıkladı.
Bu haftaki yazımda BDDK’nın almış olduğu kararları finansal istikrar ve ekonomiye etkileri yönlerinden değerlendirmeye çalışacağım.1
Konut kredilerinde, kredi değer oranı değişikliğine ilişkin düzenleme:
Tüketicilere kullandırılan konut kredilerinde; kredi tutarının teminat olarak alınan konutun değerine oranı açısından birinci el–ikinci el konut ayrımı kaldırılmış, 2010 yılından sonra yapılan binaların enerji sınıfı için asgari şart olan C enerji sınıfına sahip konutlar da avantajlı kredi değer oranı uygulanan konutlar kapsamına alınmıştır.
Konut bedeli (ekspertiz bedeli) 5 milyon TL olan A-B enerji sınıfı bir konut için çekilebilecek kredi miktarı maksimum 4.5 Milyon TL iken, Diğer enerji sınıfı bir konut için kredi üst sınırı 3.5 milyon TL olarak belirlenmiştir.
Türkiye genelinde ortalama konut fiyatları 5-6 milyon TL aralığına yükselmiştir. Büyükşehirlerde ise bu rakamın ortalama 10-15 milyon TL’ye seviyelerine kadar çıktığını görmekteyiz.
Halihazırda 5 milyon TL tutarında %2.60 aylık faiz üzerinden alınan 10 yıl vadeli bir konut kredisinin aylık taksitleri 136.261 TL olmaktadır.
Türkiye’de yoksulluk sınırının 100.000 TL’yi aştığı, asgari ücretin 2 katına kadar aylık maaş alan çalışanların oranının %85 düzeyinde olduğu bir yerde en düşük kredi faiz oranına sahip olmasına rağmen konut kredi maliyetlerinin halen çok yüksek olması sebebi ile bu düzenlemeye gelecek talebin bu yıl düşük olacağını düşünüyorum.
Ancak enerji sınıfına göre konut kredisi ayrıştırması ile birinci el-ikinci el konut ayrımının kaldırılmış olmasını olumlu bulduğumu ifade etmek isterim.
Bireysel kredi kartı borçlarının ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenleme:
Dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş bireysel kredi kartları ile ödemesi 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredilerinin, yapılandırma tarihindeki borç bakiyelerinin, kart hamili/borçlu tarafından 3 ay içinde talep edilmesi hâlinde azami 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabilmesine imkân sağlanmıştır.
Borç yapılandırma işlemlerinde aylık yüzde 3,11 oranında faiz uygulanacak. Ayrıca bu faiz oranına %15 BSMV ve %15 KKDF gibi vergiler de dahil edilecektir. Aylık kredi maliyeti %4.04’e yükselecektir. Yıllık bileşik %61 faiz düzeyinde kredi borç yapılandırma maliyeti söz konusudur.
Örneğin 100.000 TL ihtiyaç kredisi/kredi kartı borcu bulunan bir kişinin %3.11 aylık faiz oranı üzerinden 24 aylık bir borç yapılandırmasını tercih etmesi durumunda aylık ödemesi 6.587 TL toplam geri ödemesi 158.102 TL olacaktır.
Bireysel kredi kartı borcu olan 29 milyon kişinin 2024 Aralık sonu itibarıyla toplam borç bakiyesi 1,9 trilyon TL düzeyindedir. Kredi kart bakiyesi bulunan aktif kart sahiplerinin yarısının 25 bin TL’nin altında borcunun bulunduğunu görüyoruz. 150 bin TL üzerinde kredi kartı borcu bulunan yaklaşık 2,9 Milyon kişinin toplam borcu 1 trilyon TL’nin üzerinde iken, 25 bin TL altı borç bakiyesine sahip yaklaşık 15 milyon kişinin toplam kart borç bakiyesi ise 125 milyar TL düzeyindedir.2
Kredi kartı kullanımının kritik göstergelerinden birisi olan taksitli harcamaların oranı kart bakiye miktarına göre belirgin biçimde ayrışıyor. Taksitli harcamaların payı 50 bin TL’nin altındaki kart bakiyelerinde gerilerken, 50 bin TL’nin üzerindeki bakiyelerde (özellikle yüksek bakiye gruplarında daha belirgin olmak üzere) artıyor.
Kredi kartı limitlerine ilişkin düzenleme:
Toplam kredi kartı limiti 400 bin TL üzerinde 750 bin TL’nin altında olanların kredi kartlarının limitleri, hesap kesim tarihleri itibarıyla, kullanılabilir limitinin en düşük olduğu dönemdeki miktarının yüzde 50’sine tekabül eden tutar kadar azaltılacak.
Toplam kredi kartı limiti 750 bin TL’nin üzerinde olan kart hamillerinin, kredi kartlarının limitleri, hesap kesim tarihleri itibarıyla, kullanılabilir limitinin en düşük olduğu dönemdeki miktarının yüzde 80’ine tekabül eden tutar kadar azaltılacak.
Ekonomi gündeminde en çok tartışılan düzenleme bu değişiklik üzerine olmuştur. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin Kasım 2025 verilerine göre, bireysel kredi kartı kullananların sayısı 40,7 milyona ulaşmıştır. Bireysel kredi kartı borcu toplamı 2 trilyon 828 milyar TL’dir. Kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu son bir yılda yüzde 50'nin üzerinde artarak 69 bin 555 TL'ye yükselmiştir. Bankalarca tanımlanan toplam 13.3 trilyon TL bireysel kredi kart limitinin %21’i (2.8 trilyon TL) kullanımdadır. Yapılan düzenleme ile kullanılmayan limitin %35-%40 arasındaki 4.5 trilyon TL’lik bölümünün tıraşlanacağını görüyoruz.
İlgili kesimin yıl içerisinde eğitim, sağlık, turizm, sigorta gibi zaruri birtakım yüksek harcamalarının kredi kartları ile yapılıyor olması sebebi ile BDDK tarafından getirilen bu düzenlemenin serbest piyasa anlayışına ters, hayatın olağan akışına ters bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz. Yüksek kredibiliteye sahip, aylık kredi borcunu düzenli olarak ödemekte olan yüksek gelirli banka müşterileri bu düzenlemeden en olumsuz düzeyde etkilenenler olmaktadır.
BDDK getirdiği düzenlemeye gelen tepkiler sebebi ile ertesi gün 31.01.2026 tarihinde eğitim harcamalarını KMH limitleri haricinde tutacak ikinci bir açıklama yapmak durumunda kalmıştır.3
Bu düzenlemenin zaman içerisinde kayıt dışı ödemeleri artırdığını, belirttiğim harcama gruplarında döviz karşılığı nakit ödeme tercihlerinin yükseldiğini göreceğiz. Son 5 yılda yaşanan %600 düzeyinde aşırı yüksek enflasyon, 2009 yılında ilk kez ihraç edilen 200 TL banknot kağıt paranın bugüne kadar yaşanan enflasyon karşılığının 4.368 TL olduğu bir ortamda bu uygulama kağıt para kullanımından kredi kartına zorunlu geçiş hareketini de olumsuz yönde etkileyecektir.
Hayatta gelir bir akım iken servet bir stoktur. Kredi kartı limitleri yüksek olmakla birlikte %80’ini kullanmayan kesim yüksek servet stokuna sahip olanlardır. Kişinin aylık gelirini belirleyen unsur sadece maaş değildir.
Düzenlemeleri yaparken düzensizlik yaratmamaya, mevcut meseleleri daha büyük meseleler haline getirmemeye dikkat etmemiz gerekmektedir.
1https://www.bddk.gov.tr/Duyuru/Detay/2157
2Kaynak: TCMB Ekonomi Notları, Kredi Kartı Kullanım Eğilimleri: Gelir Düzeyi ve Limitlerin Rolü. Sayı 2025-23.
3 https://www.bddk.gov.tr/Duyuru/EkGetir/2158?ekId=890