TCMB tarafından her ay gerçekleştirilen piyasa katılımcıları anket sonuçlarına göre 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi %22 seviyesindedir. Bugün TCMB’nin gerçekleştireceği enflasyon raporu sunumunda en son %19 seviyesine yükseltilen enflasyon üst bant beklentisinin %22’ye yükseltileceğini düşünüyorum.
Yeni yılın ilk ayını da hızla geride bıraktıktan sonra güncel veriler ışığı altında 2026 yılına ilişkin genel ekonomik ve piyasa verilerinin üzerinden geçmenin yararlı olacağını düşünüyorum.
2023 yılı son çeyreğinde 120 milyar $ düzeyinde bulunan TCMB’nin brüt döviz rezervi miktarı 9 Şubat itibarıyla 210 milyar $ seviyesine yükselmiştir. Döviz rezervlerinde yaşanan artışın yarıdan fazlasının altın fiyatlarındaki hızlı artıştan kaynaklandığını not etmek gerekiyor.
TCMB’nin analitik bilançosuna göre, yıl başından itibaren yaşanan yükselişin brüt rezervlerde yaklaşık 24 milyar $ olduğunu, swap hariç net rezervlerin ise, 19 milyar $ seviyesinde bulunduğunu bu artışların yaklaşık 13 milyar $’ının altın fiyatlarındaki artıştan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Yıl içerisinde küresel jeopolitik risk seviyesinde yaşanabilecek azalışlar, Trump’ın zayıf dolar politikasındaki kısmi değişiklikler gibi etkenler devreye girecek olursa altının ons fiyatında gerileme yaşanacaktır. Böylesi bir durumda TCMB’nın brüt döviz rezervlerinde de gerileme yaşanması kaçınılmaz bir netice olacaktır.
Merkez Bankası’nın net döviz rezervi yaklaşık 93 milyar $ seviyesinde iken, swap hariç net rezervler 82 milyar $ düzeyinde bulunmaktadır. Hatırlanacak olursa 2024 Mart ayında swap hariç net döviz rezervi -65 milyar $’a kadar gerilemişti.
Hanehalkının kredi kullanımındaki artış işletmelerden 2 kat daha hızlı
Bankalarda TL cinsi kredilerdeki yıllık büyüme değişimi %44 düzeyindedir. Yıllıklandırılmış 13 haftalık ortalama kredi büyümesinde ticari kredilerde %25’ten %27’e yükselmiş, tüketici kredilerinde ise, %52’den %50’ye gerileme yaşanmıştır. Hanehalkının kredi kullanım artış hızı, işletmelerin kredi kullanımın artışının 2 katına yakın bir düzeyde seyretmektedir.
Makro ihtiyati tedbirler kapsamında ticari tarafta döviz kredisi aylık kullanım artış sınırı %0,5 düzeyine çekilirken, reel sektör şirketleri ve KOBİ’ler üzerindeki kredi kısıtlaması uygulaması uzun süredir devam etmektedir. Ancak uygulanan tüm kısıtlamalara rağmen yabancı para krediler, TL’deki değerlenmenin verdiği finansman avantajı sebebi ile Mart 2024 sonundan bugüne %50’lik yükseliş ile yaklaşık 70 milyar $ artış kaydederek 204 milyar $ seviyesine kadar yükselmiştir.
Tüketici kredilerinde faiz oranı yüzde 60 seviyesinde
Bankalardaki TL cinsi kredilerin güncel eğilimlerine baktığımızda genel görünüm şu şekildedir. 13 haftalık yıllıklandırılmış olarak TL kredilerdeki yıllık değişim taşıt kredilerinde -%4, konut kredilerinde %31 şeklindedir.
TCMB’nin faiz indirme sürecinde ilerliyor olmasına karşılık TL kredi faiz oranlarının tüketici kredilerinde %60, ticari kredilerde %50 ve konut kredilerinde %36 seviyesinde hareket ettiğini görmekteyiz.
İhracatçı ve döviz kazanan şirketler haricinde erişimin kısıtlı olduğu yabancı para (YP) cinsi ticari kredi faiz oranları ise ABD dolarında %7, Avro kredilerinde %5,5 seviyelerinin geçerli olduğunu söyleyebilirim. Bu oranlara komisyon ve vergilerin ilave edilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.
Bankalarda TL cinsi mevduat faiz oranları 3 aya kadar %44 seviyesine kadar gerilemiştir. Mevcut oranların BİST gecelik bileşik faiz oranı ile TCMB bileşik ağırlıklı ortalama fonlama maliyetine çok yakın düzeylerde hareket ettiğini söyleyebilirim.
3 ay vadeli yıllık YP cinsi mevduat faiz oranlarında ise, Amerikan dolarında %1.3, Avro’da %0.60 seviyelerinin geçerli olduğunu görmekteyiz.
Gerçek kişi YP mevduat toplamı 183 milyar $ düzeyinde iken, ticari YP cinsi mevduat toplamı 78 milyar $ seviyesindedir.
Türkiye’nin ülke risk primi (CDS) 2023 yılı ortasındaki 500 baz puan seviyesinden gerileyerek bugün 210/220 baz puan aralığında hareket etmektedir.
Yurtdışı yerleşiklerin TL cinsi tahvillerdeki yatırım miktarı 2024 yılı başlarında 2 milyar $ seviyelerinde iken, bugün 22 milyar $ düzeyine yükseldiğini görmekteyiz.
Aynı şekilde yurt dışı yerleşiklerin TL cinsi hisse senetlerindeki sahiplik miktarı da 2023 ortasında 22 milyar $ düzeyinden bugün 42 milyar $ seviyesine kadar çıktığını söyleyebiliriz.
2 yıllık TL cinsi tahvil getiri oranı %35, 5 yıllık TL cinsi tahvil getiri oranı %32, 10 yıllık tahvil getiri oranı %30 seviyelerindedir.
ABD doları cinsinden Türkiye’nin yurtdışına ihraç etmekte olduğu devlet tahvillerinde 5 yıllık getiri %6, 10 yıllık getiri %6,8 seviyelerinde bulunmaktadır. 2 ile 10 yıllık vadede tahvil getirileri %4,8-%7 arasında hareket etmektedir.
USD/TRY’nin yıllıklandırılmış 1 aylık değişim miktarı %21 düzeyinde iken $/TRY’nin 1 aylık tarihsel oynaklık (volatilite) miktarı %2, aynı vade için piyasanın ima ettiği oynaklık (implied) miktarı %8 düzeyinde oldukça düşüktür. TCMB’nin uzun süredir izlemekte olduğu katı kontrollü döviz kuru sisteminin neticesi de haliyle bu şekilde olmaktadır.
TCMB tarafından her ay gerçekleştirilen piyasa katılımcıları anket sonuçlarına göre 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi %22 seviyesindedir. Bugün TCMB’nin gerçekleştireceği enflasyon raporu sunumunda en son %19 seviyesine yükseltilen enflasyon üst bant beklentisinin %22’ye yükseltileceğini düşünmekteyim.
Yılın genelinde Merkez Bankası’nın yıl içerisinde enflasyon trend ve eğilimindeki gelişmelere bağlı olarak temkinli kalmasını ve faiz indirimlerinde ölçülü adımlarla devam etmesini bekliyorum.
Para Piyasası Fonu (PPF) büyüklüğü en son 1,55 trilyon TL düzeyindedir. Serbest Şemsiye Fonu altındaki PPF büyüklüğü ise, 1,2 trilyon TL seviyesindedir. Tüm döviz fonlarının aktif büyüklüğü ise, 81 milyar $’a yükselmiştir. 2024 başında aynı döviz cinsi fonlarının büyüklüğü 25 milyar $, 2025 başında ise 50 milyar $ düzeyindeydi.