Bu hafta içerisinde Brent tipi petrol fiyatında pazartesi günü 115 $’a kadar %25’lik çok hızlı yükseliş görmemizde, hafta sonunda İran-İsrail arasında başlayan savaşta İran’ın körfez bölgesindeki ABD’nin askeri üsleri ve petrol rafinerilerini vurması, İsrail’in Tahran’daki petrol rafinerisini vurması ile İran’ın Hürmüz boğazını gemi trafiğine kapatması etkili oldu.
Bu şartlar içerisinde petrol piyasasına dair güncel arz talep durumu ile kritik bazı verileri şu şekilde özetleyebilirim:
- Hürmüz Boğazı’ndaki ortalama tanker geçiş miktarı 400 adet (7 gün)
- Hürmüz Boğazı’ndan transit petrol geçiş hacmi 20,9 milyon varil/gün
- Çin, İran petrolünün %89’unu satın almaktadır
- ABD’de benzin fiyatı 2.98 $/galondur
- ABD doğalgaz fiyatı 3.23 $/MMBtu’dur
- ABD petrol üretimi 14 milyon varil/gün şeklindedir
- Suudi Arabistan’ın petrol üretimi 10 milyon varil/gündür (%11/dünya toplamı)
- ABD, dünyada en büyük petrol üreticisidir (%21/dünya toplamı)
- ABD, 120 milyon metrik ton ile dünyadaki en büyük LNG üreticisidir.
- ABD’nin stratejik petrol stok miktarı 400 milyon varildir (Son 40 yılın en düşüğü).
- OPEC stratejik petrol kapasitesi 5.85 milyon varil/gündür.
- OPEC ilk 3 ülkesinin petrol rezervi 800 milyar varildir (Venezuela, Suudi Arabistan, İran)
- Şayet petrolde 50 $/varil düzeyinde bir fiyat artışı olursa küresel enflasyon +%1’e yakın yükselecektir.
- Şayet petrolde 50 $/varil düzeyinde fiyat artışı olursa küresel büyüme -%0,4 düşecektir
Yukarıdaki verilerden de rahatlıkla anlaşılacağı gibi petrol piyasasındaki mevcut durum Ortadoğu’daki mevcut sıcak savaş durumunun aylarca sürmesini kaldırabilecek vaziyette bulunmamaktadır.
Trump’ın birinci başkanlık döneminde Çin ile ABD’nin karşılıklı olarak yaşadıkları ticaret savaşları 1.0 fazı başkanın ikinci döneminde sıcak savaşa doğru hızla evrilmiş oldu. Geçen haftaki yazımda referans verdiğim şekilde son dönemde uluslararası basında oldukça popüler olan Ray Dalio’nun ifadesi ile “dünya düzeni yıkıldı”.
Geçtiğimiz günlerde Münih Güvenlik Konferansı’nda ikinci dünya savaşından bugüne kadar sürdürülen soğuk savaş dönemi ve akabinde devreye giren küreselleşme sürecinin artık “yıkım altında” olduğuna dair liderler tarafından verilen mesajların sahadaki karşılığını geçtiğimiz 2 haftadır Ortadoğu’daki sıcak savaşta görmekteyiz.
Ray Dalio’nun ifadesi ile kuralların rafa kalktığı, “güçlü olanın haklı sayıldığı” ve devlerin çarpıştığı o büyük kaos dönemindeyiz. Ülkeler arasındaki hesaplaşmalar beş ana cephede gerçekleşiyor: “Ticaret/ekonomi savaşları, teknoloji savaşları, sermaye savaşları, jeopolitik savaşlar ve askeri savaşlar.”
Böylelikle uluslararası dış ticaret teorileri içerisinde bilinen karşılaştırmalı üstünlükler teorisi gibi birçok yaklaşım Trump döneminde ters yüz edilmiş oldu. Uluslararası ticaret teorisinin başlıca amacı, ülkeler arasındaki mal ve hizmet alım satımlarının nedenlerini açıklamaktır.
Hatırlanacağı üzere uluslararası ticaret teorisine ilişkin analizler, bazı aşırı basitleştirici varsayımlar altında ülkelerin birbiriyle yapmakta oldukları ticaretin temelini, yani dış ticaret kazançlarını, dış ticaretin bileşimini ve göreceli reel fiyat ilişkilerini açıklamaya yönelik bilimsel faaliyetlerdir.
Uluslararası ticaret teorisinin yanıtlamak zorunda olduğu temel üç soru değişen küresel düzen ile birlikte geçerliliğini korumaktadır.
- Ülkeler neden dış ticaret yaparlar, yani dış ticaretin kapalı ekonomiye göre ülkelere sağladığı yararlar nelerdir?
- Bir ülke dış ticaretinin bileşimi nasıl açıklanabilir; yani bir ülkenin hangi malları ihraç, hangilerini ithal edeceği neye göre belirlenir?
- Bir ülkenin ihraç fiyatları ile ithal fiyatları oranı, yani dış ticarette nisbi fiyatlar, ya da dış ticaret hadleri nasıl oluşmaktadır?
Haftaya tarihteki merkantilizmden Trumpizm dönemine geçişi inceleyeceğim.