Döviz piyasasına hükümetlerin karışmadığı bir sistemde, döviz kurları arz ve talep dengesine bağlı olarak oluşacak ve dolayısıyla para gerçek değerini bulmuş olacaktır. Ancak, döviz kurlarının resmi makamlarca belirlendiği sistemlerde ise, daima kurların gerçekçi değerinde olmaması olasılığından söz etmek mümkündür.
İsrail-İran-ABD arasında süren sıcak savaş ortamının ileride geçen haftaki yazıda anlattığım biçimde dünyada işleyen petro-dolar sisteminden kısmen petro-yuan sistemine bir geçişin öncüsü olabilir mi? sorusuna cevap aramaktaydı.
ABD ile Çin arasında 2017 yılında başlayan küresel ticaret savaşından bugüne kadar genişleyen bölgesel sıcak savaş ortamında önümüzdeki yıllarda global para sistemindeki müesses nizamda herhangi bir değişiklik olabilir mi? sorusuna yanıt aramaya çalışacağım.
Uluslararası para sistemi genel anlamda ülkelerin döviz kuru sistemlerini, uluslararası anlaşmalarla yapılan düzenlemeleri, öngörülen mekanizmaları ve oluşturulan mali kuruluşları ifade etmektedir.
Döviz kuru sistemlerinin bir ucunda sabit kur sistemi, diğer ucunda ise, serbest dalgalı kur sistemi yer almaktadır. En eski sabit kur sistemi altın standardıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrasından 1973’e kadar uluslararası para sistemi olarak uygulanan Bretton Woods Sistemi de bir tür sabit kur sistemiydi.
Uygulamada katı sabit kur sistemleri ile en aşırı serbest dalgalı kur sistemleri arasında çok çeşitli karma sistemler oluşturulmuştur. Bu sistemler sabit ve değişken kur sistemlerinin belirli özelliklerinin birleştirilmesinden elde edilmiştir.
Şayet farklı döviz kuru sistemlerinin bir yelpaze oluşturdukları düşünülürse bu yelpazenin bir ucunda serbest değişken veya dalgalı kur sistemi (freely fluctuating exchange rate system), diğer ucunda ise, sabit kur sistemi (pegged exchange rate system) yer almaktadır.
Altın para standardında 2’nci deneme kısa ömürlü oldu
Dünyada altın para standardı 19. yüzyılın ikinci yarısından 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar kesintisiz biçimde uygulanmıştır. Savaşın bitişinden sonra ülkeler yeniden altın standardına dönmüşseler de bu ikinci deneme uzun süreli olmamıştır.
Altın para standardında her ülkenin parasının değeri belirli ağırlıkta saf altın olarak tanımlanır. Bu fiyata altın paritesi adı verilir. Ulusal paranın değerinin parite düzeyinde sürdürebilmesi için merkez bankası veya darphane gibi görevli bir kurum bu fiyattan dileyen herkese altın satar ve kendisine arz edilen altınları bu fiyattan satın alır. Böylece ülke düzeyinde sabit altın fiyatı uygulaması gerçekleştirilmiş olmaktadır.
Sabit kur sistemlerinin temeli, döviz kurunun belli bir düzeyde belirlenmesi ve piyasada arz ve talep gelişmeleri ne olursa olsun istenen kur düzeyinin uzun bir süre boyunca sürdürülmek istenmesidir. Körfez ülkelerinin çoğunluğu yerel para birimleri ile ABD doları arasında sabit bir parite üzerinden belirledikleri döviz kuru sistemini yıllardır uygulamaktadırlar.
Malum 1970’lerden bu yana petrol üreticisi Körfez ülkelerinin ABD ile ortaklığı bulunmaktadır. Bölgede askeri güvenliği ABD sağlıyor, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler de petrol ihraç ediyor. O yıllarda çoğu Körfez ülkesinin petrol ticaretinin dolar ile yapılması konusunda ABD ile anlaşmaya varması, doların dünya petrol ticaretinde rezerv para birimi olarak sabitlenmesine yol açtı.
Serbest değişken döviz kuru sisteminde ise, döviz kurları, rekabetçi piyasa koşulları altındaki bir mal gibi, döviz piyasasında arz ve talep güçlerinin işleyişine bırakılmıştır.
Döviz piyasasına hükümetlerin karışmadığı bir sistemde, döviz kurları arz ve talep dengesine bağlı olarak oluşacak ve dolayısıyla para gerçek değerini bulmuş olacaktır. Ancak, döviz kurlarının resmi makamlarca belirlendiği sistemlerde ise, daima kurların gerçekçi değerinde olmaması olasılığından söz etmek mümkündür.
Kurlar başlangıçta denge düzeyinde belirlenmiş olsa bile, belli bir zaman geçtikten sonra arz ve talep koşulları değiştiğinde sabit resmi kurlar artış gerçek değerleri yansıtmayacaktır.
Özellikle enflasyon oranı yüksek olan ekonomilerde katı sabit kur sistemi uygulamalarının doğal sonucu olarak ulusal parada aşırı değerlenme ortaya çıkmaktadır.
Örneğin 2023 Mayıs ayından bugüne kadar Sayın Mehmet Şimşek tarafından uygulanmakta olan katı kontrollü döviz kuru sistemi ile $/TL’de 3 yılın sonunda ortalama %30 civarında bir değerlenme durumu söz konusudur.
Serbest dalgalı kur sisteminde hükümetler, sabit kur sistemindeki gibi iç ekonomi politikaları belirlerken dış dengeyi bozacağı endişesini taşımazlar. Yani, iç denge amacına yönelik politika uygulamalarında bağımsız hareket etme olanağı elde edilmiş olacaktır.
Ancak sabit kur sisteminin gereği olarak merkez bankaları yüksek miktarlarda döviz rezervlerine sahip olmak zorundadırlar. Değişken kur sisteminin özelliği bu dış rezervlere olan ihtiyacı en aza indirmektir. Böylece ülkeler kıt kaynaklarını dış rezervlere bağlamak gibi bir zorunluluktan kurtulmuş olmaktadırlar.
Bu sistemde sabit resmi bir kur olmadığı için, merkez bankası döviz piyasasına müdahale yapma gereksinimi duymayacaktır. Olabilecek rezerv ihtiyacı yalnızca döviz arz ve talebi arasında görülebilecek geçici dengesizliklere bağlı ortaya çıkabilecektir.
Sabit kur sistemi ulusal ekonomiyi dışarıdan kaynaklanan enflasyon ve deflasyon gibi ekonomik istikrarsızlık etkilerine karşı korumasız bırakmaktadır. Ekonomik istikrarsızlıkların ülkeler arasında hızlı bir şekilde yayılması sabit kur sistemlerinde daha güçlü olmaktadır.
Dalgalı döviz kurlarında hükümet döviz işlemlerini piyasanın işleyişine bırakmıştır. Bu piyasaya karışılmaması anlamına gelmektedir. Sonuç olarak bu sistemde kur sistemini yürütmek için sabit kur sisteminde gerekli olan birçok kurum ve kuruluşa ihtiyaç duyulmamaktadır. Bu durum devletin kaynaklarının daha tasarruflu kullanılması anlamına gelmektedir. Bu nedenle değişken kur sisteminin, en az kaynak maliyeti ile uygulanabilecek etkin bir sistem olduğu söylenmektedir.
Döviz kurlarının arz ve talep güçlerine bağlı olarak kendiliğinden belirlenmesi, kurların piyasadaki gelişmelere göre sürekli değişmesi anlamına gelecektir. Kurların bu şekilde değişebildiği durumda, büyük değişiklikler doğal olarak daha ufak miktarlarda ve uzun sürelerde gerçekleşmektedir. Sabit kur sisteminde bunun aksine, uzun süre zorla elde tutulmaya çalışan kur tutulamayacak duruma geldiği zaman, döviz kurlarında çok büyük değişmelerin olması muhtemeldir.
Bir ülkenin ulusal parası resmi kurdan aşırı değerlenirse, o ülkeye ait kaynaklar Dünya piyasalarında yapay olarak pahalılaşacaktır ve böylece dışarıya satacağı mal ve hizmetlerin hacmi daralırken, ithalatı da genişlemiş olacaktır.
Tam bir serbest değişken kur uygulamacılar tarafından benimsenmemektedir. Gerçek uygulamalara bakıldığında sınırsız bir dalgalanmayı bazı olağan dışı durumlar hariç neredeyse hiçbir ülkede görmemekteyiz.
Günümüzde birçok sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkede kur uygulamaları yönetimli dalgalanma (managed float) modeline dayanmaktadır. Bu sistemde kurlar serbest dalgalanmaya bırakılmıştır. Ancak bu dalgalanma merkez bankasının denetimi altında yürütülen bir serbest değişken kur yaklaşımıdır. Yani, kurlar arz ve talebe göre değişebilmektedir, fakat aşırı kabul edilen değişmeler söz konusu olduğunda merkez bankası piyasaya müdahale etmektedir.
Kur istikrarından yana olan ülkelerde müdahaleler daha yoğun
Merkez bankasının bu müdahaleleri kurlarda arzulanan istikrarın ölçüsüne bağlı olarak belirlenir. Piyasa mekanizmasına daha çok olanak vermeyi amaçlayan ülkelerde merkez bankası müdahaleleri minimum düzeyde olurken, daha çok kur istikrarından yana olan ülkelerde ise bu müdahaleler daha yoğun olmaktadır.
Görüldüğü gibi, yönetimli dalgalanma hem serbest dalgalanan hem de sabit kur sisteminin belirli özelliklerini taşıyan karma bir uygulama niteliğindedir. Bu şekilde, her iki sistemin olumlu yönlerinin bir araya getirilmesiyle her iki sistemden de yararlanmak ve olumsuz yönlerden kaçınmak mümkün olmaktadır.
Önümüzdeki dönemde sıcak savaşın sönümlenmesi sonrasında kurulacak olan yeni küresel işbirlikleri neticesinde 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar iktidarını sürdürmekte olan doların küresel para sistemindeki yüksek rezerv ağırlığı sarsılacak mıdır?
