Türkiye’de üretilen otomobiller ‘Made in Europe’ sayılmazsa bizim otomotiv sanayimiz için büyük bir darbe olabilir. Tekstil sektörü için de tehlike çanları daha şiddetli çalıyor.
Avrupa Birliği ve Hindistan arasında yaklaşık 20 yıldır süren "yılan hikayesi", salı (27.06.2026) günü itibarıyla bambaşka bir sürece evrildi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Yeni Delhi’de yaptıkları ortak açıklamayla müzakerelerin sonuçlandığını ve Serbest Ticaret Anlaşması (STA) üzerinde uzlaşıldığını duyurdu.
Hindistan Başbakanı Modi açıklamayı bir adım daha öteye taşıyarak, AB ve Hindistan’ın, ABD ile değişen ilişkilere karşı kendini korumaya çalıştığını ifade etti.
Tarihi zamanlardan geçiyoruz. Bir taraftan ABD dünyada kural bazlı ticareti yıkarak, Amerikan çıkarları doğrultusunda korumacılığı ve tek taraflı gümrük tarifesi uygulamayı yeni ticaret politikası olarak seçerken, ABD’nin yarattığı yeni ortamda kendilerini korumak isteyen ülkeler kural bazlı ticareti mümkün kılan yeni işbirliklerine gidiyor.
Tam da bu nedenle AB ve Hindistan tarafından üzerinde uzlaşılan STA’yı, sadece bir ticaret metni olmaktan öte, aynı zamanda küresel korumacılık rüzgarlarına (özellikle ABD’deki yeni tarife politikalarına) karşı atılmış devasa bir jeopolitik adım olarak görmek doğru olacaktır.
Yeni STA, dünyanın en kalabalık ülkesi ile dünyanın en büyük ticari bloklarından birini birleştiriyor. Bu çok önemli bir çıkarım elbette ancak Çin+1 (China plus One) stratejisine uygun bir adım olarak öne çıkıyor.
Çin +1 stratejisi; küresel şirketlerin üretim ve tedarik zinciri faaliyetlerini sadece Çin’e bağımlı kalmaktan kurtarıp, operasyonlarını diğer ülkelere de yayma stratejisi olarak adlandırıyor.
Çin’in devasa üretim gücü ve özellikle Batılı ülkelerin Çin’e neredeyse tek tedarikçi olarak bağlı olmaları, Batı’nın Çin’e alternatif stratejiler üzerinde düşünmesine neden oldu. Ancak COVID 19 pandemisi sonrası tedarik zinciri kesintisiyle birlikte yaşananlar bu stratejinin bir düşünce ve ihtiyaç olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline dönüşmesine neden oldu. Maliyet düşürmek için Çin’e giden şirketler, COVID 19 sonrasında olası bir tedarik zinciri kesintisinde başlarına nelerin gelebileceğini bizzat yaşayarak öğrendiler. Bu süreçten ders alan sadece şirketler değildi elbette. Batılı ülkeler de Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı hızlıca hayata geçirme konusunda yoğun bir şekilde çalışmaya başladılar.
Tüm bu sayılan nedenlerle AB ve Hindistan arasında mutabakata varılan STA çok önemli bir dönüm noktası. Pandemi süresince Türkiye de Çin+1’e aday ülkelerden biriydi ancak pandemi sonrası yaşanan ekonomik kriz, yüksek enflasyon, hanehalkındaki fakirleşme, istikrarsız bir ekonomik yapı, hukuk sistemindeki sorunlar, mülkiyet hakkına yönelik kuşkular, Türkiye’nin bu süreçte ön plana çıkmasına engel olmuş gibi duruyor.
AB ile Hindistan arasındaki STA’nın kapsamı çok geniş. Malların serbest dolaşımı kadar hizmetler, işlenmiş ve işlenmemiş tarım ürünleri ve hatta kişilerin hareketliliği gibi konular STA’nın geniş yelpazesinde yer alıyor.
AB-Hindistan STA’sı, Gümrük Birliği anlaşmasından daha öte
Kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması, sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsarken, işlenmemiş tarım ürünleri, hizmetler ve kişilerin hareketliliği gümrük birliği kapsamında değil. Bu açıdan bakıldığında AB-Hindistan STA’sı, Türkiye-AB Gümrük Birliği anlaşmasından daha öte bile diyebiliriz.
Sanayi ve teknolojiye yönelik olarak baktığımızda, AB’nin Hindistan’a ihraç ettiği makine, elektrikli ekipman ve kimyasallarda vergiler sıfırlanacak bu anlaşma ile. Ayrıca Hindistan, Avrupa menşeli lüks otomobillere uyguladığı yüzde 110’luk vergiyi kademeli olarak yüzde 10’a indirmeyi kabul etmiş durumda.
Otomotiv ve otomotiv yan sanayi bizim için en hassas sektörlerden biri. Mevcut şartlarda Türkiye’de üretilen bir otomobil gümrük birliği anlaşması gereğince Avrupa Malı gibi kabul ediliyor. Yani sıfır gümrük ile herhangi bir AB ülkesine gidebiliyor. Ancak biz AB- Hindistan anlaşmasında AB üyesi olmamamız nedeniyle taraf olmadığımız için eğer Türkiye’de üretilen otomobiller ‘Made in Europe’ sayılmazsa bizim otomotiv sanayimiz için büyük bir darbe olabilir. O zaman zaten mevcut gümrük birliğinin de bir anlamı kalmaz diye düşünüyorum. Keza aynı şey otomotiv yan sanayimizin ürettiği ürünler için de geçerli. Öte yandan sıfır gümrükle Türkiye’ye gelecek olan ‘Hint Malı Elektrikli Araçlar’, bunların aksam ve parçaları da yine içeride Türk Otomotiv Sanayi için büyük risk anlamına geliyor.
Gözden çıkarılmış bir tekstil sektörü Hindistan’a karşı varlık gösteremez
Tekstil sektörü için tehlike çanları daha şiddetli çalıyor. İçeride zaten uygulanan ekonomi politikasının en çok vurduğu sektör tekstil sektörü. Yüksek işçilik maliyetleri, yüksek enerji maliyetleri, sabit kur kıskacındaki ihracat, dış talep düşüklüğü, vs. gibi nedenlerle can çekişen sektörün, AB- Hindistan STA ile ortaya çıkacak zorlu bir rekabete dayanacak gücü yok. Çünkü Hindistan demek ucuz hammadde (pamuk-iplik) ve düşük işçilik demek. En çok ihracat gerçekleştirdiğimiz pazarda bizden daha avantajlı bir rakibin vergi kısıtlaması olmadan mal satacak olması kâbus olsa gerek. Gözden çıkarılmış bir tekstil sektörü Hindistan’a karşı varlık gösteremez.
Tarım ürünleri de AB-Hindistan STA’sı kapsamında. Hindistan, Avrupa şaraplarındaki vergiyi yüzde 150'den yüzde 20'ye düşürürken, AB de Hindistan'ın deniz ürünleri, pirinç ve meyve ihracatına kapılarını açıyor. AB için bu egzotik ürünlere, pirinç ve baharata daha uygun koşullarla ulaşmak anlamını taşırken, bizde tarım zaten bitik olduğu için, bizim açımızdan bu tür ürünlere Türk tüketicisinin daha az maliyetle ulaşması anlamına gelebilir. Enflasyona uzun dönemde olumlu yansıyabilir.
Bizler Avrupa ülkelerine gitmek için olur olmaz belgelerle, saçma sapan isteklerle konsolosluk kapıları önünde ömür tüketelim, AB-Hindistan arasındaki STA; yazılımcılar, mühendisler ve öğrenciler için vize kolaylıkları ve profesyonel hizmetlerin karşılıklı tanınması da beraberinde getiriyor.
Keşke oda başkanlarımız, sektör temsilcisi kuruluşlar kendi üyelerine ayrıcalık için korumacılık isteyeceklerine Gümrük Birliği anlaşmasının revize edilmesi için yurt dışında ısrarcı olsalardı diye düşünmeden edemiyor insan.