ABD-İran-İsrail savaşının ikinci haftasındayız. Piyasalardaki gelişmelere bakıp geleceğe yönelik kesin bir çıkarım yapmak neredeyse imkânsız.
Haftanın başında ‘ifrat’ta olan piyasalar, hemen arkasından bu kez ‘tefrit’e terfi etti.
Gençler ‘ifrat’ ile ‘tefrit’i bilmiyor olabilir. Rahmetli babam çok kullanırdı. ‘İfratla tefritin ortasındayız’ derdi çok kere.
İfrat (aşırılık); bir konuda ölçüyü aşmak, normalden çok daha fazla ileri gitmek veya aşırıya kaçmak iken,
Tefrit (yetersizlik / ihmal); ifratın tam zıttıdır. Diğer bir anlatımla, bir konuda gerekenin çok gerisinde kalmak, gereken ilgiyi veya çabayı göstermemek, ölçünün altında kalmayı ifade eden sözcük tefrit.
Bu iki kavramın tam ortasında yer alan denge haline ise itidal deniliyor. Hayatın her alanında (harcamalar, duygular, çalışma temposu vb.) “ifratla tefrit arasında kalmamak”, yani dengeyi bulmak en sağlıklı yaklaşım olarak kabul edilmekte.
ABD Başkanı Trump’ın savaşın seyrine ilişkin söylemleri piyasaları adeta bir köşeden alıp diğerine fırlatıyor. Petrol fiyatları lunaparklarda gördüğümüz ‘roller coaster’ gibi. Volatilite son derece yüksek.
Petrol fiyatlarının seyri tüm fiyatlamaları farklı boyutlara taşıyor. Petrol fiyatlarının 120 dolara gelmesi küresel ekonomiye yönelik beklentileri aşırı olumsuza taşırken, ertesi gün 90 dolar seviyesine gelmesi ise aşırı iyimserlikle bizleri karşı karşıya bırakıyor. Piyasaların ekseriyetle hareketini belirleyen Başkan Trump’ın sözleri.
28 Şubat 2026’da “Epic Fury” (ABD) ve “Roaring Lion” (İsrail) operasyonlarıyla geniş çaplı bir savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleri piyasalara hep yön verdi.
Ancak savaşın ikinci haftasına girilirken Trump, diplomasi kapılarını kapatan en sert çıkışını yaptı ve Truth Social’da 6 Mart 2026 tarihinde ‘İran ile koşulsuz teslimiyet dışında hiçbir anlaşma olmayacak’ dedi. Hemen arkasından 7 Mart 2026 tarihinde Air Force One’da gazetecilere verdiği demeçte, “Ya ‘pes’ diyecekler ya da pes diyecek kimse kalmayana kadar devam edeceğiz” ifadesini kullandı.
Pazartesi, Avrupa için resesyon ABD için stagflasyon fiyatlandı
Pazartesi sabahı piyasalar hafta sonundan gelen sert söylemlerle 120 dolar seviyelerine gelince, neredeyse tüm gün boyunca Avrupa için resesyon, ABD için stagflasyon fiyatlandı.
Mevcut durumda savaş bir enerji krizine dönüşmüş durumda. Küresel ölçekte en büyük tehlike uzun sürecek bir savaşın getireceği enerji arzı kesintisi, bunun Avrupa’da doğalgaz öncülüğünde büyümeyi törpüleyip tam tersine bir daralmaya neden olacağı (resesyon), Amerika özelinde ise petrol fiyatlarının yüksek seyretmesinin enflasyona ve bununla birlikte yüksek bir işsizliğe neden olacağı (Stagflasyon) nedeniyle duyulan büyük kaygı.
Stagflasyon, yüksek enflasyon, düşük büyüme ve artan işsizliğin aynı anda yaşandığı ekonomik duruma verilen ad. Bu üç faktörün bir arada görülmesi son derece nadir ve o nedenle yönetilmesi de son derece güç olan bir durum. Açıkçası, merkez bankaları açısından korkulan bir durum. Resesyon fiyatlaması için ‘ifrat’ diyebiliriz belki, ancak temelsiz değil. Petrol fiyatları 120 dolar seviyesini gördü diye bir anda oluşan paniğin yansıması hiç değil.
Bu endişenin bugün gün yüzüne çıkmasında temel sebeplerin başında tarife şoku var. Trump yönetiminin tarifeleri ve göç politikaları, ekonomik aktivite ile iş yaratma arasındaki bağı koparmış durumda. Şirketler tarifeleri tüketicilere yansıtmak isteseler de çekingen davrandılar. Yaşanan belirsizlik ortamı işe alımları da zayıflattı.
Diğer bir sebep işgücü arzının daralması. Trump yönetiminin uyguladığı göçmen politikası işgücüne katılan yabancı uyruklu çalışanların akışını yavaşlatırken emeklilikler de ivme kazandı. Bu iki etkenin 2024’ten bu yana emek piyasasından yaklaşık 3 milyon işçiyi çektiği tahmin ediliyor. Bu arz yönlü şok, ücretleri yukarı doğru iterken, bazı işlerin Amerikalılar tarafından yapılmaması istihdam noksanlığı yaratıyor.
Enerji şoku öncesi bir diğer sebep ise federal hükümetin işten çıkarmaları. Trump yönetiminin federal istihdamı küçültme çabaları, Ekim 2024’ten bu yana federal çalışan sayısını 330.000 azaltmış durumda. Bu da toplam federal işgücünün yüzde 11’ine denk geliyor.
Savaş nedeniyle ortaya çıkan enerji arzı şokunun, artan petrol fiyatları ile yüksek enflasyonu tetikleyeceğinden korkuluyor.
En sağlıklı olan “ifratla tefrit arasında kalmamak”
Salı günü ise bambaşka bir güne uyandık.
Türkiye saatiyle akşamüstü saatlerinde Reuters haberine göre; G7 maliye bakanlarının, stratejik petrol rezervlerinin serbest bırakılması da dahil olmak üzere enerji arzını desteklemek için gerekli her türlü adımı atmaya hazır olduklarını söylemeleri piyasaları bir nebze olsun rahatlatırken, ABD’de pazartesi akşamı Başkan Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşlarında önemli ilerleme kaydettiğini ve çatışmayı “çok yakında” sona erdirebileceklerini ifade etmesi ve Hürmüz Boğazı’ndan istikrarlı bir petrol tedariki sağlamak için ABD donanmasının tankerlere Ortadoğu’dan çıkışlarında eşlik edeceğini söylemesi piyasalarda bu kez ‘tefrit’e neden oldu. Petrol fiyatları 90 doların altına geriledi.
Bu söylemler bu şekilde devam edecek gözüküyor. Böyle durumlarda en sağlıklı olan “ifratla tefrit arasında kalmamak”, yani “itidalli olmak” olsa gerek.
Zira; savaşın sona erdiğine dair bir kanıt görene kadar, uzun vadeli yayılan bir rehavetten ziyade bir rahatlama rallisi görmek çok olası ancak barışa yönelik bir ilerlemenin sağlam kanıtlarla ispatı gerçekleşmediği sürece endişelerin ortadan kalkması ve ekonomilerin tekrardan büyümeyi satın alması çok kolay değil gibi duruyor.