Küresel ölçekte en korkulan olası gerçekleşmeler, büyümede yavaşlama, petrol fiyatlarının 100 dolar/varil üzerinde kalıcı olması nedeniyle hem enerji maliyetleri hem de gıda fiyatları üzerinden bir yeni enflasyon dalgası doğurması, tedarik zinciri kesintisi nedeniyle firmalara doğrudan olumsuz etkiler olarak gözüküyor.
ABD-İsrail-İran savaşının 5. haftasını sonlandırmak üzereyiz. Kabaca bir ay bitti. Önceki İsrail-İran çatışmasına hiç de benzemeyen bir durumla karşı karşıyayız. İran hepimizi yanılttı. Önceki İsrail saldırılarına karşı zayıf görünümlü, askeri gücü sorgulanan İran’dan eser yok. İran, hem İsrail’e hem de ABD’ye önemli zayiatlar verdi ve vermeye devam ediyor. ABD ve İsrail’de İran’a kalıcı hasar bırakacak bombardımanlarda bulundu.
Geçtiğimiz bir ayın sonunda, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği çökmüş durumda. Transit geçişler yüzde 95’in üzerinde azaldı, bu da enerji ve gübre akışlarını aksattı. Enerji fiyatları sert şekilde yükseldi. Fiyatlar ABD Başkanı Trump’tan gelen açıklamalarla bir yukarıda bir aşağıda. Öngörüde bulunabilmek çok zor.
En olumlu senaryoyu geride bıraktık
Diğer taraftan, çatışma bölgesi hem üretim hem de önemli bir ticaret yolu olarak küresel gübre arzının merkezinde yer alıyor. Artan enerji, gübre ve ulaşım maliyetleri, gıda üretimi, arzı ve fiyatları için riskleri artırmış durumda. İran ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı bölgesini etkileyen çatışmanın tırmanması, gübre piyasalarına giderek daha fazla yansıyor; enerji ve nakliyedeki aksaklıkları tarım piyasalarına, gelecekteki gıda arzına ve ticarete bağlıyor.
Senaryolar tablosunda öngörülen ‘en olumlu senaryoyu’ geride bıraktık. Bu savaşın kısa sürede sonlanması ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla petrol ve doğalgaz sevkiyatlarına başlanmasıydı. Bu senaryoya göre; petrol fiyatları kısa sürede 75-80 dolar/varil fiyatına geleceği, ekonomilerde önemli tahribatlar yaratmayacağı, toparlanmanın kısa sürede olacağı ve olası zararların yönetilebilir bir seviyede kalınacağı geniş bir kabul görmüştü.
Şimdi pek de öyle olmayacağı anlaşılıyor. Atlantik Paktı yıkılmış gözüküyor. ABD ve İsrail’in ortak savaşı sadece onların savaşı olarak kaldı. Bu savaşta ne Avrupa ülkeleri var ne de Amerika’nın kadim dostu İngiltere.
Merkez bankaları, piyasaların olası barış iyimserliğini paylaşmıyor
Piyasalar yine de tüm bu olup bitenlere karşı son derece iyimser ve her fırsatta olası bir barış iyimserliğini satın alıyor. Fakat ne yazık ki, merkez bankaları aynı iyimserliği paylaşmıyor.
Örneğin St. Louis Fed Başkanı Alberto G. Musalem, 1 Nisan 2026 tarihinde, Amerikan Girişim Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, ‘Ortadoğu çatışmasından kaynaklanan belirsizlik ve çözümlenmemiş tarife politikasının, yılın ilk yarısında tüketici ve işletme harcamalarını olumsuz etkileyebileceğine, akaryakıt, alüminyum ve gübre fiyatlarındaki artışın da aynı şekilde etkili olabileceğine, bu fiyatların özellikle bölgedeki tedarik zinciri aksamalarına karşı hassas olduğuna, St. Louis Fed analistlerinin tahminlerine göre, çatışmanın başlangıcından bu yana akaryakıt fiyatlarındaki artışın, tüketicilere çeyrek başına 125 ila 185 dolar arasında fazladan maliyet yükleyebileceğine’ dikkat çekti.
ABD’de ortalama benzin fiyatları 4 dolar/galonu geçti
St. Louis Fed’in hesaplamalarına referans olan yakın tarihli veriler, Mart 2026’da benzin fiyatlarının sert bir şekilde yükseldiğini, normal benzinin ortalama galon fiyatının 3,48 dolara (Şubat ayındaki 2,78 dolar/galondan) ve dizelin ise 4,92 dolar/galona çıktığını gösteriyor. ABD’de, ortalama benzin fiyatları bu hafta içerisinde pek çok kişi tarafından eşik değer olarak gözüken 4 dolar/galonu geçmiş durumda.
Gelişmelerin şimdilik finansal istikrara yönelik bir tehdit oluşturmadığını söyleyebiliriz.
Küresel ölçekte en korkulan olası gerçekleşmeler, büyümede yavaşlama, petrol fiyatlarının 100 dolar/varil üzerinde kalıcı olması nedeniyle hem enerji maliyetleri hem de gıda fiyatları üzerinden bir yeni enflasyon dalgası doğurması, tedarik zinciri kesintisi nedeniyle firmalara doğrudan olumsuz etkiler olarak gözüküyor.
Mevcut sorunlar makro dengeleri bozmak için fazlasıyla yeterli
Benzer endişeleri Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol da paylaşıyor.
Birol, Norveç Varlık Fonu Başkanı Nicolai Tangen ile yaptığı bir podcast yayınında,
“Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması sebebiyle petrol arzının giderek azaldığını, Ortadoğu kaynaklı enerji tedarikindeki aksamaların nisan ayında artarak Avrupa’yı ağır etkileyeceğini, nisanda yaşanacak petrol darboğazının, mart ayındakinin iki katı olacağını, buna sıvılaştırılmış doğalgazdaki (LNG) darboğazın da ekleneceğini, en büyük sorunun jet yakıtı ve dizel tarafında yaşandığını, şimdilik bunu Asya’da gördüğümüzü, ancak Nisan ya da Mayıs aylarında bu sorunun Avrupa’ya da sirayet edeceğini düşündüğünü” belirterek, çok ciddi uyarılarda bulundu.
Savaş yarın bitse bile, mevcut sorunlar hem içeride hem de dışarıda makro dengeleri bozmak için fazlasıyla yeterli.
Savaşın ne zaman biteceğini tahmin edebilmek ise mümkün gözükmüyor.
Başkan Trump, geçen hafta perşembe akşamı yaptığı ulusa seslenişte, İran’ı kastederek;
“Önümüzdeki iki üç hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz. Onları ait oldukları Taş Devri’ne geri getireceğiz. Bu arada görüşmeler devam ediyor. Rejim değişikliği hedefimiz değildi. Hiçbir zaman rejim değişikliği demedik, ancak tüm eski liderlerin ölümü nedeniyle rejim değişikliği gerçekleşti” dedi.
Fakat arkasından;
“Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılımı bir yıl, yedi ay ve beş gün sürdü. İkinci Dünya Savaşı üç yıl, sekiz ay ve 25 gün sürdü. Kore Savaşı üç yıl, bir ay ve iki gün sürdü. Vietnam Savaşı 19 yıl, beş ay ve 29 gün sürdü. Irak Savaşı sekiz yıl, sekiz ay ve 28 gün sürdü. Biz bu askeri operasyonda, en güçlü ülkelerden birine karşı 32 gündür çok güçlü, çok parlak bir şekilde mücadele ediyoruz” demesi, savaşın kısa sürede sonlanabileceğine dair ümitleri yine tersine çevirdi.
Yeniden Roller-Coaster piyasaların içine düştük.
