Ermenistan’da Paşinyan’ın göreve gelmesi, ilişkilerde yeni bir hava esmesi için fırsat yaratmışa benzemektedir. Paşinyan bölgede barışın kurulması için üç ülkenin, yani Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan’ın iyi ilişkiler geliştirmelerinin şart olduğunu gören bir kişidir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Erivan’da Avrupalı liderlerin toplantısına katılması gerçekten cesaret verici bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Hatırlanacağı gibi, bu toplantıya sadece devlet veya hükümet başkanlarının katılmasının öngörülmesine rağmen, Türkiye için özel bir uygulama yapılarak cumhurbaşkanı yerine yardımcısının katılmasına imkan sağlanmıştır. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın toplantıya katılmayı arzulamaması sanıyorum anlaşılabilir bir tutumdur, böylece Ermenistan’ın bazı uygulamalarının onaylanmadığı anlatılmak istenmiştir. Buna karşılık Cevdet Yılmaz gibi yüksek düzeyde bir temsilcinin gönderilmesinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesine her yönüyle gayret gösterildiğinin bir nişanesi olarak değerlendirilmesi doğru olacaktır. Evet, Türkiye Azerbaycan’ı gücendirmeden Ermenistan’la daha iyi ilişkiler kurmayı istemekte, bu suretle Avrupa Birliği ile arasındaki muhtelif anlaşmazlık konularından birinin daha sona ereceğini ümit etmektedir.
Büyük Ermenistan hayali ve kaybolan diyalog
Ermenistan’ın Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanması sonrasında Türkiye bu ülkeyi hemen tanımışsa da ikisi arasında ilişki kurulmadığı gibi, hiçbir zaman dostane bir hava da esmemiştir. Bilindiği üzere, Ermeni Anayasası’nda ülkenin Türkiye yönünde yayılmak istediğine dair hükümler yer almaktaydı. Bununla beraber, ilk dönemde göreve gelen Ter Petrosyan hükümeti Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istemiştir. Türkiye’nin bu girişime tepkisi yavaş olmuş, Ermenistan ile gelişecek ilişkilerin ülkemizin Ermenistan anayasasında yer alan hükümleri anlayışla karşıladığı şeklinde yorumlanmamasının nasıl sağlanacağı değerlendirilirken, bu sefer Ermenistan hükümeti değişmiş ve göreve Serj Serkisyan ve Robert Koçaryan ekibi gelmiştir. Bu zevat, kendilerinin bu yöndeki düşünceleri bir yana, zannedersem bir yandan Ermeni diasporasının diğer yandan her zaman Türkiye için sorun yaratmaktan keyif alan ve isimlerini zikretmeyi uygun bulmadığımız ülkelerin etkisinde kalarak Büyük Ermenistan düşüncesine, başka bir ifade ile Ermenistan’ın komşularından toprak talep etmesi ilkesine geri döndü. Bu ikili sadece daha zayıf bir Türkiye arzulayan ülkelerin desteğine de güvenmiyor, milliyetçilik dalgasının Orta Doğu’ya ulaşmasıyla birlikte bölgede ne gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığından bihaber olmakla birlikte, Hristiyan olmaları hasebiyle Ermenilerin mutlaka kötü muamele gördüklerine inanan ama tarihi incelemeye yeterince vakit bulamayan Batılı ülkelerden de destek bulmayı umuyorlardı. Unutulur gibi değil, bu sıralarda birçok Batı parlamentosu peşpeşe Türkiye’nin katliam yaptığına dair kararlar alıyor, yasama görevini bir yana bırakıp tarihçilik yapmaya heves ediyordu. Dolayısıyla bu ikilinin Türkiye veya Azerbaycan ile iyi ilişkiler geliştirmek için herhangi bir girişimde de bulunmamasını şaşkınlıkla karşılamamak gerekiyor.
Bu açıdan bakıldığında, Paşinyan’ın göreve gelmesi, ilişkilerde yeni bir hava esmesi için fırsat yaratmışa benzemektedir. Paşinyan bölgede barışın kurulması için üç ülkenin, yani Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan’ın iyi ilişkiler geliştirmelerinin şart olduğunu gören bir kişidir. Görünüşe bakılırsa, ilişkilerin geliştirilmesindeki en büyük engelin Ermenistan’ın komşularından toprak talep etmesi olduğunu da idrak etmiştir. Halbuki bir önceki yönetim Azerbaycan ve Türkiye’den azımsanması mümkün olmayan genişlikte toprak talep ediyor, buralarda herhangi bir Ermeni yaşamamasına rağmen, tarihi gerekçeleri ileri sürerek buraların aslında gerçek bir Ermeni yurdu olduğunu iddia ediyordu. Paşinyan, Ermenistan’ın komşu ülkelerin toprağına göz dikerek genişlemesini savunan kişileri, bu tutumlarında ısrar etmeleri durumunda, komşuların da Ermenistan’dan toprak talep edebilecekleri konusunda ikna ederek seçimi kazanmıştır. Ermenistan anayasasında ve devlet belgelerinde yer alan yayılmacı sembollerin, örneğin pasaport damgasında Ağrı Dağı’nın yer almasının kaldırılması gerektiğine inanmaktadır. Bunlara ek olarak, Ermenistan halkına Azerbaycan’dan askeri bir harekatla aldıkları toprakları bilahare bir başka askeri harekatla kaybettiklerini, ancak bu toprakların zaten aslında Azeri toprağı olduğunu söylemiştir. Şu anda kesin sınırın belirlenmesine çok yaklaşıldığı tahmin ediliyor.
Ayrıca, İran pek memnuniyet duymasa da Azerbaycan’ın Nahçıvan otonom bölgesini ana ülkeye bağlayacak ve İran sınırı boyunca uzanan bir ulaşım koridoru açılmasına da onay vermiştir. Bu koridorun Türkiye ile Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetlerin arasındaki mesafeyi de kısalttığı ve Türk taşıtlarının İran’dan geçme gereğini de ortadan kaldırdığı için ülkemiz tarafından da yaygın biçimde kullanılması beklenmektedir. Bu yolun inşası ile ilgili birçok ayrıntı üzerinde çalışılması gerekmekle birlikte, işlerin yürümeye başladığı konusunda kuşku yoktur. Hatta, bu yolun işletmesinin Trump tarafından yapılacağı ileri sürülmektedir. Kendi isminin bir projede yer almasından her zaman memnuniyet duyan, hele buna bir de iktisadi kazanç eklenmesi durumunda memnuniyeti katlanan Amerikan Başkanı’nın bu projeye sahip çıkması pek de uzun olmayan bir sürede tamamlanması şansını yükseltmektedir.
Ermenistan’da seçim yaklaşıyor
Paşinyan’ın uygulamaya soktuğu politikaları kendisinden sonra gelecek bir yönetici devam ettirecek midir? Bu belli değildir. Yakında Ermenistan’da seçim yapılacaktır. Bazı adayların komşularla rekabetçi ilişkileri öngören uygulamalara geri dönmek istedikleri, ülkelerinin yeniden yayılmacı emeller benimsemesini tercih ettikleri bilinmektedir. Paşinyan da adaydır, kamuoyu yoklamaları kendisinin şu anda önde olduğunu da göstermektedir. Bununla beraber, görevde kalabilmesi ve uygulamaya başladığı politikalara devam etmesini sağlamak için ona yardımcı olunmasının herhangi bir sakıncası yoktur. Kendisi dışardan bir destek arayışına girmediği gibi, yabancı bir ülkenin Ermenistan’ın bir iç işi olan seçimlere karışmasının tepki doğuracağı da kolaylıkla tahmin edilebilir. Buna karşılık, Paşinyan’ın uygulamaya başladığı siyasetlerin olumlu sonuçlar doğurduğunun görülmesinin onun seçmen nezdindeki inandırıcılığını güçlendireceği konusunda da herhalde tereddüt yoktur. Nitekim, yumuşayan ilişkiler sayesinde Ermenistan’dan Türkiye’ye kalkan uçak sayısında hissedilebilir bir artış sağlanmıştır. Keza Türkiye’ye karşı azaltılan savunma tedbirlerine tahsis edilen paranın ülkenin iç işlerinde kullanılarak refahın artması da muhtemelen söz konusu olmuştur. Yine de, olumlu etkisi hemen hissedilebilecek başka adımların atılması da faydadan ari değildir. Böyle adımların atılması Paşinyan’ın izlediği siyasetin olumlu sonuçlar verdiğini geniş kitlelere gösterecektir. Şu anda Ermenistan’ın Türkiye ile ticaretini de geliştirmesi beklenen iki sınır kapısının açılması istenmektedir. Bunlardan birisi Iğdır’daki Alişan, diğeri ise Kars’taki Akyaka sınır kapısıdır. Alişan kapısının açılmasının daha önemli olduğu konuyu bilenler tarafından dile getirilmektedir. Bu kapının fazla tören yapılmadan açılmasının sağlayacağı rahatlama şüphesiz Paşinyan’ın desteklenmesi için önemli bir adım teşkil edecektir.
Barış, yavaş da olsa Kafkaslara geliyor
Türkiye Ermenistan’a dönük olarak attığı adımların Azerbaycan’la olan kardeşlik ilişkisine zarar vermemesi konusunda azami itina göstermektedir. Bu açıdan baktığımızda, şu sıralarda Ermenistan’a bir sınır kapısını açmamızın Azerbaycan’ın herhangi bir itirazıyla karşılaşmaması gerekir. Paşinyan yönetimi sırasında Azeri-Ermeni ilişkilerinin iyiye gitmesinden Türkiye’ye kıyasla daha fazla kazançlı çıkan ülke herhalde Azerbaycan olmuştur.
Görüldüğü gibi, barış ve onun sağladığı kazançlar yavaş da olsa, Kafkaslara gelmektedir. Tüm tarafların bu sürecin ilerlemesine katkıda bulunmasının faydası vardır.