Uluslararası yaptırımların başlamasının ardından Türkiye'nin dış ticaretinde İran'ın pozisyonu zayıflamaya başladı. Bugün için İran’ın ne ihracatımızda ne de ithalatımızda yön değiştirecek kadar önemli bir payı var.
Uzun süredir işaretleri gelen, ancak yine de gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda toplumsal olarak mutabık kalınamayan ABD-İsrail koalisyonunun İran saldırıları hafta sonu başladı.
Sınır komşumuz olan bir ülkenin böyle bir saldırıya maruz kalmasının elbette ekonomik açıdan bazı etkileri olacak. Bu etkilerin büyüklüğü ve süresi, yaşanan çatışmaların yoğunluğuna, uzunluğuna ve sonuçlarına göre değişkenlik gösterecektir. Cumartesi günü başlayan çatışmaların hemen bitme olasılığı ağır basıyor olsa da; haftalar boyunca sürme ihtimalini de göz ardı etmemek gerekiyor. Dolayısı ile net veriler ile İran’daki gelişmelerin Türkiye’ye “şu” kadar etkisi olur demek bugün için mümkün değil, doğru da değil. Ama yine de hangi kanallardan etkileneceğimiz hakkında genel bir çerçeve çizebiliriz.
Çatışmanın etkilerini öncelikle doğrudan ve dolaylı olarak ikiye ayıralım.
DOĞRUDAN ETKİLER
Doğrudan etkiler başlığı altına mal ticaretimiz, hizmet ticaretimiz, İranlılara yapılan konut satışları, Türklerin İran’daki yatırımları konabilir.
1- Mal ticareti
Uluslararası yaptırımların başlamasının ardından Türkiye'nin dış ticaretinde İran'ın pozisyonu zayıflamaya başladı. Bugün için İran’ın ne ihracatımızda ne de ithalatımızda yön değiştirecek kadar önemli bir payı var. 2025 verilerine göre toplam dış ticaret hacmimiz 5 milyar dolar. Bunun 3 milyar doları bizim İran'a ihracatımızdan, 2,5 milyar doları ise ithalatımızdan oluşuyor

İhracatımızda önde gelen sektörler arasında elektrikli ve elektriksiz makineler, plastik, hayvansal ve bitkisel yağlar var. Az miktarda altın ve kıymetli taş ile motorlu kara taşıtı da satıyoruz. İthalatımızda ise alüminyum ve bakırın yaklaşık 1 milyar dolarlık baskın bir ağırlığı var. Bunları, meyve, kuru yemiş, plastik, çinko ve demir çelik izliyor.
Bölgedeki gerilimin yayılması ya da uzaması doğal olarak ekonomik açıdan olumsuz etkiler barındırıyor olsa da; İran'da rejimin değişimi ve dolayısıyla yaptırımların kalkma ihtimali, dış ticaret, yatırımlar ve hizmet ticareti açısından Türkiye için çok ciddi bir potansiyeli de beraberinde getirir.
2- Turizm
2025 yılında İran'dan Türkiye'ye gelen ziyaretçi sayısı 3 milyondu. Bu, yabancı ziyaretçilerin yaklaşık %6’sı anlamına geliyor. Ülkemize gelen İranlıların yaklaşık üçte biri sınır kapılarından kara taşıtlarıyla giriş yaparken, büyük kısmı havayolunu kullanıyor. Gerek kara gerek hava yolu ile gelenlerin yine önemli bir bölümü, iş amacıyla geliyor ve kısa süre sonra ülkelerine dönüyorlar. Bu nedenle, turizm gelirlerimizin de yüzde 6’lık kısmı İranlılardan geliyor diyemeyiz. Yine de kara sınırlarımızın olduğu illerdeki ticari aktivitenin önemli bir kısmını İran’lı ziyaretçiler oluşturuyor.
3- Konut piyasası
Yabancılara konut satışı bir süre öncesine kadar Türkiye açısından önemli bir veri ve önemli bir gelir kaynağı idi. Ancak sizlerin de bildiği gibi 2023 yılından bu yana yabancılara yapılan konut satışlarında ciddi gerileme var.
Bununla birlikte İran, Türkiye'de konut alan yabancıların ülkeleri sıralamasında genellikle Rusya ile birlikte ilk iki ülke arasında yer alıyor. 2020-2025 arasında İranlılar, yaklaşık 34 bin konut ile ülkemizde yabancılara yapılan satışların %13’ünü oluşturdular.
4- Göç olasılığı
Şimdilik son derece düşük bir ihtimal de olsa, Türkiye ekonomisi için en büyük risk İran’dan gelecek bir göç dalgası.
DOLAYLI ETKİLER
Bu grup altında sayacağımız faktörleri dolaylı olarak tanımlamamız etkilerinin az olacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, yine sürecin şiddet ve uzunluğuna göre, bu etkiler doğrudan etkilerden daha büyük ve daha uzun süreli olabilir.
1- Enerji fiyat artışı
Yıl başlarken Brent petrol 60 dolardı. Cuma akşamı 73 dolardan kapandı. Sürecin uzaması ve gerginliğin artması durumunda petrol ve doğalgaz fiyatında yaşanacak artışlar Türkiye açısından 2 kanaldan olumsuz risk barındırıyor. Birincisi ithalatımızın ve cari açığımızın artacak olması. İkincisi artan enerji fiyatları nedeniyle zaten netameli bir seyir izleyen dezenflasyon sürecinin zarar görecek olması.
2- Çin Kuşatması
Çin’in enerji ithalatında üç ülkenin ciddi payı var: Rusya, Venezuela ve İran. Geçen ayki Maduro operasyonundan sonra İran’da yaşananlar, Çin’in ikinci ucuz petrol tedarik kaynağının da kuruması anlamına geliyor. Bu kanaldaki sonuçların etkileri Türkiye için pozitif olabilir ancak bu etkileri daha karmaşık ve uzun vadeli süreçte göreceğiz.
3- Bölgesel dengelerde değişim
Henüz bunu konuşmak için çok erken olsa da; İran’da olası bir rejim değişimi, bölgemizdeki güç dağılımının da yeniden şekilleneceği anlamına geliyor. Bu durumda Türkiye ve Suudi Arabistan etki alanını genişletebilir.
