İran’a yapılan saldırılar ile başlayan, enerji santrallerinin, doğalgaz sahalarının vurulması ve Hürmüz Boğazı trafiğine kısıtlama getirilmesi ile tüm dünyanın enerji krizine dönüşen gerilim, zamanla sanayi sektörlerini üretim süreçleri üzerinden etkileyecek. Peki, Türkiye sanayi sektörlerinin bu süreçteki durumu ne olacak?
Bu soruya cevap ararken, en az üç faktörü dikkate almamız gerekiyor: Sektörlerin üretimde enerji yoğunluğu, sektörlerin enerjiye dayalı girdi yoğunluğu, sektörlerin maliyet artışlarını tüketiciye yansıtma kapasiteleri. Her sektör aynı oranda enerji kullanmadığı, petrol ve türevlerini girdi olarak kullanmadığı için fiyat artışlarından aynı oranda ve aynı hızda etkilenmez.
Şu ana dek, eşel mobil uygulaması nedeniyle, petrol fiyatlarındaki artışın önemli bir kısmı ÖTV’den karşılandı. Savaş başlamadan önceki gün kurşunsuz benzin 57, motorin 60 TL idi. Bugüne gelirken, benzin fiyatı yüzde 9 zamlanarak 62, motorin fiyatı yüzde 18 zamlanarak 71 TL oldu. Henüz doğalgazda fiyatlar değişmedi ancak 1 Nisan’da bir düzenleme yapılacağı duyuruldu. Dolayısı ile mevcut artışlar yapısal bir bozulmayı tetikleyecek düzeyden çok uzakta. Ancak henüz süreç devam ediyor ve maruz kalacağımız maliyet artışında son noktanın ne olacağını bilemiyoruz.
1- En hızlı ve sert etkilenenler
Bu sektörlerde enerji, toplam üretim maliyetinin çok büyük bir kısmını oluşturur. Fiyat artışları doğrudan kâr marjlarını eritir ve ürün fiyatlarını hızla yukarı çeker. Türkiye’de son yıllarda karlılık eridiği için bu sektörlerde fiyat artışlarının hızlı gerçekleşmesini bekleriz.
Demir-çelik: Ark ocaklı tesisler yüksek miktarda elektrik, entegre tesisler ise kömür ve gaz kullanır.
Cam ve seramik: Fırınların 24 saat boyunca çok yüksek derecelerde tutulması gerektiği için doğalgaz birincil maliyet kalemi.
Gübre: Azotlu gübre üretiminde doğalgaz sadece enerji kaynağı değil, aynı zamanda temel bir hammadde.
Kağıt: Selülozun işlenmesi ve kurutulması süreçleri yüksek buhar ve enerji gerektirir.
2- Orta hızda etkilenenler
Bu sektörlerdeki işletmeler kendi tesislerin yüksek derecede enerji bağımlı olmasalar da; hammadde ve lojistik maliyetlerindeki artış üzerinden etkilenirler.
Gıda: Gübre fiyatlarındaki artış ve özellikle nakliye maliyetlerindeki yükseliş zamanla fiyatları yuları çekecek.
Otomotiv: Çelik, alüminyum ve plastik gibi enerji yoğun girdilerin fiyatı arttığı için araç maliyetleri yükselecek.
Ecza: Kimyasal hammaddelerin sentezlenmesi enerji gerektiren süreçler.
3- Daha yavaş etkilenecek sektörler
Tekstil, hazır giyim ve deri: Boyama ve terbiye işlemleri su ve ısı gerektirdiği için etkilenir, ancak dikiş/tasarım aşamalarında enerji payı daha düşük. Diğer yandan hammadde olarak kullanılan petrol türevlerindeki maliyet artışı ve arz sorunları fiyat artışlarını tetikler.
Mobilya: Ana maliyet kalemleri, ağaç, sünger ve kumaş olduğu için enerji fiyat artışlarından daha yavaş etkilenir.

Bu yazıda genel olarak sanayi sektörlerine değinmiş olsam da, aslında hemen her sektörü etkileyen temel bir kalem var: Lojistik maliyetlerindeki artış. Gıda sektöründe özellikle yaş meyve sebzede devir hızı çok yüksek olduğu için gıda fiyatlarında petrol fiyatlarına paralel bir artışı hızla göreceğiz. Yurtiçi mal taşımacılığının büyük bölümünü karayolları üzerinden yapıyoruz ve bu zamanla tüm sektörlerde fiyatları etkileyecektir.