EURUSD paritesindeki baskılanma, çeyreğin son döneminde 1,13-1.14 bölgesine dek çekilişe imkan tanırken, yatırımcılar, orta vadede Fed’in sıkılaşmasının ECB’ye kıyasla daha ağır basacağına yönelik yeni pozisyonlar açıyorlar. Üstelik tüm bunlar, henüz Avrupa sıkılaşırken, Fed’in pas geçtiği ortamda gerçekleşiyor.
Son gelişmelerin ardından jeopolitik risklerin piyasaların odağından neredeyse tam anlamıyla ‘şimdilik’ masadan kalktığı bir ortam söz konusu. Elbette son derece olumlu. Ancak, küçük bir dipnot ile birlikte okuyarak: eğilimin çıkış noktası zaten Nisan’ın ortalarına denk geliyor. Yani, çok yeni bir gelişme konumunda değil. Ancak, risk başlığı olarak konuşulur vaziyetten ayrışması dahi pozitif.
Biraz daha koşulların farklı şeyler konuşmaya imkan tanıması, yatırımcıların da kendi içerisinde olası rotasyon imkanlarını değerlendirmelerine kolaylık sağlıyor. Bunu, ABD varlıkları için konuştuğumuzu ekleyelim. İkinci çeyreğin tamamlanmasına bir kala, teknoloji sınıfındaki primler realize ediliyor. Satışların, ne zamandır beklenen büyük dalga ve kalıcı rotasyona kapı açıp açmayacağını söylemek şimdilik güç. İlk izlenimler, realizasyon eğiliminin ağır bastığını ve biraz daha büyüme ağırlıklı tarafa geçişin gelen son makro verilerin ardından hakim olduğu şeklinde. Haftalık performanslar da bu düşünceyi teyit ediyor: S&P 500’deki %2, Nasdaq bileşikte ise yaklaşık %5’lik değer kayıplarını takip ederken, Dow Jones tarafındaki %0.60’lık sınırlı ama bir o kadar anlamlı yükseliş, küçük de olsa sorgulama yaratıyor. Bu arada, Dow fiyatlamasında üst üste üçüncü haftanın da artıda kapanışa işaret ettiğini, diğer majör endeksler de ise iki haftalık aranın ardından satışların hakim olduğunu ekleyelim. Diğer varlık sınıflarındaki görüntüler ise karışık: tahvil faizleri yaklaşık 10bp gerilerken, dolar endeksi kısa-orta-uzun vadeli ortalamalarının üzerinde, 101-102 aralığında kendisine yer buluyor. EURUSD paritesindeki baskılanma, çeyreğin son döneminde 1,13-1.14 bölgesine dek çekilişe imkan tanırken, yatırımcılar, orta vadede Fed’in sıkılaşmasının ECB’ye kıyasla daha ağır basacağına yönelik yeni pozisyonlar açıyorlar. Üstelik tüm bunlar, henüz Avrupa sıkılaşırken, Fed’in pas geçtiği ortamda gerçekleşiyor. Başkan Warsh sorgulasa da iletişim kanalının gücü, üstelik kendi açıklamalarını takiben, hala daha güçlü şekilde çalışıyor. Sadece son 2 haftada Amerikan dolarındaki dönüş ve biraz daha fazla enflasyon kaygılarının öne çıkmasını bu eksende örneklemek gayet mümkün.
Yurt içi tarafta, bir süredir baskılanan XBANK geri dönüşü, her zamanki gibi tahvil faizleri ve CDS fiyatlaması ile birlikte koordineli oldu. Elbette Haziran ayı enflasyonuna yönelik beklentilerin gölgesinde hareket etti. Ancak, geride kalan haftadaki %5 değer kaybı ve bunun 4 haftanın ardından gerçekleşmesi, ana endeksin de baskılanmasına ve %3 geri çekilmesine zemin hazırladı. Bu harekete sanayi kesiminin de eşlik ettiğini belirtelim. Ekonomi yönetiminin Londra’daki temaslarından basına yansıyan başlıklar arasındaki en dikkat çekici olanı, fonlamadaki normalizasyonun Temmuz sonuna kaydığı oldu. Açıkçası bu, bizim ve genel piyasa beklentilerinin bir miktar zaman olarak ilerisinde. Bizim ana senaryomuz, Temmuz ayında Haziran enflasyonunu takiben kademeli normalleşmenin başlaması ve fonlama maliyetinin de tek seferde olmasa da zamana yayılarak gerilemesiydi. Bu gelişme, XBANK ve BIST 100 baskılanmasında belirleyici faktör olarak öne çıktı. Temmuz ile birlikte şirketlere yönelik 2Ç26 beklentileri şekillendirilecek ve fiyatlamalarda yeniden finansallar konuşulmaya başlanacak.