Son zamanların en moda davranışı, aklımıza gelen her şeyi yapay zekâya (YZ) sormak.
Moda bu olunca ve faydası da görülünce, doğal olarak biz ihracatçılar da uzak kalamıyoruz.
Başlangıçtaki amacı, operasyonel süreçler ile belgelerin hazırlanması ve takibini kolaylaştırmak olmak üzere başlatılan ve uygulama yelpazesi gittikçe genişleyen sayısız yazılım çalışmaları yapıldı, yapılıyor ve yapılacak.
Ancak, hiç kuşku yok ki yapay zekânın yeri çok amma çok farklı.
Bana bu aralar en çok sorulan sorulardan birisi de “ Eğer YZ ile işimizi halledebileceksek, deneyimli personele gerek kalacak mı?”
Buna, mesleğe yarım asırdan fazla emek verdikten sonra objektif düşünerek cevap vermek benim için zor olsa gerek diyerek ben de YZ yardımcılarımıza hatta üçüne birden aynı komutları vererek fikirlerini almak istedim.
Amma etki altında kalmamak için de önce notlarımı aldım sonra onlara sordum ve makaleme son şeklini verip yazdım.
Her üçünün de beni memnun eden yorumlar vermesi beni şaşırttı demeyeceğim.
Odak noktam; ihracat çalışmaları yaparken hedef pazar belirleme, potansiyel müşteri bulma, ticari istihbarat, strateji belirleme, müzakere yapma, farklı kültürlerle iletişim, operasyonel etkinlik gibi konularda deneyim, YZ ve teknoloji kullanımı farklarını belirlemekti.
Deneyim sezgisel karar verme, ilişki ağları, kültürel birikimde oldukça öne çıktı.
Ancak alışkanlıklar ile ön yargı ve veri körlüğü engelini akılda tutmak gerekiyor.
Teknoloji ve Yazılım kullanımı ise veri analizi, CRM gibi önemli pazar araştırma araçları olarak değerlendirildi ise de verilerin ham ve yoruma muhtaç olması bunun zayıflığıydı.
Yapay Zekâ değerlendirildiğinde de yüksek hız, tahminleme ve simülasyon, otomasyon, dil ve içerik desteği fark atarak öne çıktı.
Önceliğin “ Deneyim “ üzerinde yoğunlaşması beni şaşırtmadı.
Ancak YZ ve teknoloji kullanımı da farklı yönlerde hızla öne çıkıyordu.
Mevcut hali ile YZ yeteneklerinin, sezgisel okuma ki buna veri yokken bile doğru tahmin yapabilme diyebiliriz, müzakerede psikolojik üstünlük, kültürel nüansları anlama gibi konularda etkinlikleri oldukça kuşkuludur. Buralarda deneyimin üstünlüğü tartışılmaz.
Burada deneyim oldukça ve hatta fazlasıyla etkileyici bir unsurdur.
Amma veri teminine baktığımızda deneyimin en zayıf kaldığı nokta diyebiliriz.
Bu konuda teknoloji öne çıksa da bulunacak verilerin ham ve yoruma muhtaç olduğu gerçeğini yadsımak olası değildir.
Verilerin işlenmesinde YZ ve yorumlanmasında deneyim ortaya çıkıyor.
Deneyimin doğru soruları sormasının, teknolojinin doğru verileri getirmesini sağlayabileceği açık olsa da eksik veri olması, Y’ninZ yanlış işlemesine yol açabilir.
İşin özünde, her üçünün bir arada kullanılmasının en yüksek faydayı sağlayacağı görülüyor.
Teknoloji bilgi verir, Yapay zeka seçenek yaratır, yorum önerir, Deneyim karar verir.
Deneyimin formülden çıkarırsanız da işlem yapılabilir amma sonuç kırılgan olur.
Deneyim yoksa; sistem karar veremez, sadece öneri üretir.
Deneyimi bu denklemden çıkardığınızda, ihracat süreci " yüksek süratli ama rotasız bir gemiye" benzer