Yabancı paraların Türk Lirası karşısındaki değerlerinin son zamanlardaki durumunu biliniyor. Bunun ihracatçı dostlarımızı sadece tedirgin etmekle kalmadığını ve ihracat kapılarının da kapanmasına neden olduğunu yüksek sesle dile getiren oldukça çok sayıda kişi var.
Bunun yanı sıra ihracat fiyatlandırmasında güçlük çektiğini ve makul fiyat vermekte zorlandığını belirten bir çok iş insanı ile de karşılaşıp fikir alışverişi yapıyoruz.
Türk Lirasının yabancı paraların karşısındaki değerine söyleyecek sözüm yok dersem inanın. Çünkü oraya öneri yapacak yerde ve durumda değilim diyeyim siz de kabul edin lütfen.
Ancak mikro ölçekte ve işletme seviyesinde, yabancı para karşısındaki Türk Lirası değerlerini dikkate almadan söylenebilecek bazı şeyler olabilir.
Bu demek değildir ki döviz kurlarını, çapraz kurları ihmal ediyorum ya da önemsemiyorum.
Ben sadece işletme içinde alınabilecek bazı önlemle ihracat müşterisine verilecek fiyatların daha makul hale getirilebilmesinin olanaklar çerçevesinde olabileceğini düşünüyorum.
Bu söyleyeceklerim uygulanmış ve sonuca erişmiş, başka bir deyişle test edilip onaylanmış önerilerdir.
Önce tok satıcı dostumuza bir bakalım…
Hesap iç piyasaya teklif verilirmiş gibi yapılıyor ve tüm malzemeler, işçilikler, sabit giderler, amortismanlar ve aklınıza gelebilecek her şey dahil edilerek, sabit bir kâr oranıyla teklif veriliyor.
Eğer tamamen ihracata çalışan bir işletme değilseniz ya da tekel konumunda değilseniz bu tür bir fiyatlandırma ile ihracat işini yakalama imkânınız olumsuzun komşusudur.
İhracata yönelmek isteyen bir işletmeye ilk önereceğim fiyatlandırma yapısı ise sadece teklif edilen ürünün üzerine binen doğrudan malzeme, işçilik, enerji giderleri ile yine doğrudan genel giderleri hesaba katmak.
Çünkü siz, işletmenizi açtığınızda ihracat yapmayı hesaplarınıza dahil etmemiş iseniz, o işletmenin ayakta kalması için yapılması gereken masraflar zaten iç piyasa satışlarının ve oradan gelecek gelirlerin üzerinden karşılanıyordur.
Biraz daha ileri giderek ve ihracata girmek için kapıları kırmayı düşünüyor ve para kaybetmek istemiyorsak başka bir pencereden bakmayı önerebilirim.
Bu pencereyi de özellikle kapasite kullanım oranlarının düşük olduğu işletmelere açıyorum.
İhracata verilecek ürün için gereken malzeme, doğrudan işçilik ki bu sadece üretimde çalışan işçilerin maliyetidir, üretime giden enerji, ihraç ürününün ambalajı hesaba alınacak ve bunun üzerine bir kâr eklenerek ihraç fiyatı oluşturulacaktır.
Bu tür hesapları ihracat satışlarının, toplam cirolarına oranı üçte bire kadar olan işletmelere önerebilirim. Çünkü ihracat arttıkça, ihraç ürünlerinin maliyet hesabına katılmayan diğer masraf kalemleri iç piyasaya yük olabilir.
Bunu neden öneriyorum?
İhracat, işletmemize ek satışlar, ciro getireceği ve bizler de bu ihracatı yapmak için kullanılmayan kapasitemizi kullanacağımızdan, işletmemize sağlayacağı fayda oldukça yüksek olacaktır.
Bunun hesabını yapın, biz bir çok yerde yaptık ve doğruladık, yöntem çalışıyor.