FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) 144. kuruluş yıl dönümü kapsamında, vergi ödülleri ile Ali Bahar Özel Ödülleri için ATSO Atatürk Konferans Salonunda tören düzenlendi. Törene, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya milletvekilleri, Burdur ve Isparta TSO ve borsa başkan ve yöneticileri, ilçe belediye başkanları ile davetliler katıldı.
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 70 bin üyesi ile ATSO’nun Türkiye’nin en büyük dördüncü odası, Antalya’nın da en büyük ekonomiler arasında altıncı sırada yer aldığını söyledi.
Körfez ve Hürmüz Boğazındaki savaşın Türkiye’yi de etkilediğini belirten Hacısüleyman, savaşın bir an önce sona erip basış sürecinin başlamasını temenni ettiklerini kaydetti. Savaşın hem ülke hem de küresel ekonomiyi her alanda etkilediğine dikkat çeken Hacısüleyman, şöyle devam etti:
‘’Petrol fiyatları artıyor. Gübre ve hammadde fiyatları artıyor. Tüm girdi fiyatları artıyor. Tarım, turizm ve sanayi sektörleri çok olumsuz etkilenmeye başladı. Çin ve Rusya gübre ihracatını yasakladı. Bu da tarımsal üretimi etkiliyor. Uçak bilet fiyatları artıyor. Sigorta maliyetleri, kara yolu, deniz ve hava yolu taşımacılığını etkiliyor.’’
Turizmde Türkiye’nin 150 milyon geceleme yapıldığını, bunun 95 milyonunun ise Antalya’dan gerçekleştirildiğini ifade eden Yusuf Hacısüleyman, şunları kaydetti:
‘’Antalya 18 milyar dolarlık turizm geliriyle Türkiye’nin en önemli lokomotiflerindendir. Türkiye’nin tarım ve turizmin ekonominin lokomotifi en küçük titremeden etkileniyor. Turizm nasıl olacak. Rezervasyonlar yavaşlamaya yol açtı. Turizmde tek haneli düşüşlere yol açabilir. Tarım, turizm ve sanayi sektörüne yeni teşvikler verilmeli. Bu sektörlere verilecek yeni teşvikler ekonomiye geri dönecektir. Enflasyon beklentilerinden feragat etmemiz gerekiyor. Finansmana erişim açılmalı ve kolaylaştırılmalı. Kredi Garanti Fonu’nda yeni bir ivme yaratılmalı.’’
ATSO olarak ‘2050 Antalya Vizyonu’ çalışması yaptıklarını anımsatan Hacısüleyman, şöyle devam etti:
‘’25 yıl önce Antalya nüfusu 1 milyon civarındaydı, şimdi 2,7 milyonu geçiyor. 25 yıl önce 3 milyon turist geliyordu bugün 19 milyon turist var. Bakanlarımızdan, hükümetimizden taleplerimiz var. Antalya denizi sadece serinlemek amacıyla kullanıyor. Trafik sorununu çözmek için deniz ulaşımı açılmalı. Trafik sorununu devlet olarak birlikte çözmeliyiz. Bunu yerel yönetimler tek başına altından kalkamaz.‘’
-Antalya Fuarlar kenti olmalı
COP31 Antalya Konferansını çok önemsediklerini ifade eden Hacısüleyman, insanın artık çevreye yapay zeka ile de hükmetmeye başladığına dikkat çekti. Antalya havalimanının 50 ülke 230 havalimanı ve 105 havayolu şirketi ile bağlantılı olduğunu anlatan Yusuf Hacısüleyman, ‘’Antalya fuarlar kenti olmalı. COP31 Antalya Konferansı EXPO alanında yapılacak. EXPO alanı fuar merkezi haline getirilerek, Antalya Fuarlar şehri olmalı’’ dedi.
"Zor dönemden geçiyoruz"
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, Antalya’nın bugün sadece Akdeniz’in değil, başta turizm ve tarım olmak üzere, pek çok sektörde, dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Antalya’nın marka şehri olmasında, ATSO’nun çok büyük rolü olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, ‘’Antalya, Türkiye için, ülkemiz ekonomisi için, çok önemli. Antalya büyüdüğünde, Türkiye’yi de büyütüyor. Antalya sıkıntı yaşarsa, Türkiye’de yaşıyor. Bu nedenle, Antalya’ya hep, özel bir ihtimam gösterilmeli’’ dedi.
Dünyanın şu günlerde zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti.
‘’Kuzeyimizde ve güneyimizdeki savaşın ateşi giderek büyüyor. Küresel ekonomide belirsizlikler ve maliyetler artıyor. Tedarik zincirleri bozuluyor, öngörülebilirlik azalıyor. Enerji arzı açısından kritik önemde olan ve dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazında bekleyen gemi sayısının, 2 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Dünya genelinde fiyatlar yükselirken, büyüme yavaşlıyor ve stagflayon tehlikesi giderek artıyor. Bu tür küresel şoklar, kaçınılmaz olarak ülkemizi de etkiliyor. Girdi maliyetlerimiz artıyor, krediye erişim zorlaşıyor ve faizler yükseliyor. Belki de ilk defa, hem yurtiçi, hem de yurtdışı talebin, birlikte daralacağını, hesaba katmamız gerekiyor.’’
Yine reel sektör olarak özellikle nakit akışının çok daha iyi yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, ‘’Bilançolarımızda döviz cinsinden borç-alacak dengesinde de dikkatli olunması gerekiyor. Öte taraftan şunları da unutmayalım. Türkiye, dinamik, esnek, kriz tecrübesi olan bir özel sektöre sahiptir. Bu sayede şoklara uyum sağlama kapasitesi yüksektir. Geçmişte de bunun örnekleri yaşanmıştır. Milletimiz de sakin bir tutum sergilemiş, panik hareketlere tevessül etmemiştir’’ diye konuştu.
İran’daki savaşın, aynı zamanda, enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesine yol açacağını vurgulayan Rifat Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Körfezin yerini alacak, alternatif turizm ve teknoloji merkezi destinasyonları arayışı hız kazanacaktır. Türkiye’nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergâhı olma potansiyeli öne çıkacaktır. Kerkük–Ceyhan hattının ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin önemi de artacaktır. Dolayısıyla artan küresel belirsizlikler karşısında Türkiye olarak, siyasi ve ekonomik istikrarımızı korumalı, askeri caydırıcılığımızı güçlendirmeliyiz. Böylece, ülkemize yönelik risk algılarını bertaraf eder, güçlü yönlerimizin daha fazla görünmesini sağlarız. Ayrıca bu sıkıntılı süreçte birlik ve beraberliğimizi de muhafaza etmeliyiz. Birbirimizi ötekileştirmeyelim. Kimseyi fikrinden görüşünden, inancından dolayı dışlamayalım. Bugüne kadar pek çok küresel krizi aşmayı başardık. Bizler birlikte daha güçlüyüz ve inşallah bu sıkıntılı dönemi de yine birlikte geride bırakacağız.’’
ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk ise Antalya’nın turizmde, tarımda, ticarette ve girişimcilikte Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri haline geldiğini söyledi. Öztürk, şöyle konuştu:
‘’Antalya’nın kalkınma yolculuğunda birlikte hareket ettiğimiz, ortak akıl ve güçlü işbirliği ile tüm paydaşlarımızla kurduğumuz uyumun Antalya‘nın geleceğini şekillendiren en önemli güç olduğuna inanıyoruz . ATSO’nun yeni dönemdeki en önemli görevi; Antalya iş dünyasını geleceğin ekonomisine hazırlamaktır. Daha güçlü üretim, daha yüksek katma değer, daha fazla ihracat, daha nitelikli girişimcilik… Ama aynı zamanda; daha yaşanabilir bir şehir, daha sürdürülebilir bir ekonomi ve gelecek nesillere bırakılacak güçlü bir Antalya. Güçlü şehirler, güçlü iş dünyasıyla; güçlü iş dünyası da güçlü kurumlarla ayakta durur. Antalya’nın potansiyeli çok büyük. Bu şehir sadece turizmin ve tarımın değil; ticaretin, üretimin, teknolojinin ve girişimciliğin de merkezi olabilir.’’