HASAN KOCASOY - Bağdat Eski Ticaret Müşaviri Pinezone Danışmanlık Genel Müdürü
Bütçe gelirlerinin %90’ından fazlası petrol gelirlerine bağlı olan Irak’ın günlük petrol ihracı, 3,4 milyon varilden 250-300 bin varile düştü. Özel sektörü henüz gelişmeye başlayan, bu nedenle aktif nüfusu ağırlıklı olarak kamudan maaş alan ve temel ihtiyaçlarının büyük bölümünü ithal eden Irak ekonomisi büyük bir krizle karşı karşıya. Günlük 20 milyon varil petrolün geçtiği Hürmüz’ün kapanması nedeniyle sevkiyat yapamayan tek ülke elbette Irak değil. Kuveyt, Katar ve Bahreyn’in de tek çıkışı Hürmüz. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin alternatif rotaları olsa da Hürmüz’ü kompanse edemiyorlar. Ancak, Irak’a göre Körfez ülkelerinin rezervleri daha güçlü, ekonomileri daha çeşitli ve çok daha dayanıklı. Öyle ki kriz bugün sona erse dahi, Irak ekonomisi belki bir yılda savaş öncesi haline dönemeyecek. Bir başka ifadeyle İran’dan sonra savaştan en fazla Irak etkilenecek.
Irak, Kerkük-Ceyhan’a yatırım yapmamanın cezasını çekiyor
Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’nın tamiri, Ürdün’ün Akabe Limanı’na boru hattı inşası ve yaklaşık 70 yıl önce yapılan Suriye’nin Baniyas Limanı’na ulaşan hattın yenilenmesi yıllardır Irak’ın gündeminde. Fakat muhtelif siyasi saiklerle bu projeler bir türlü hayata geçmedi. Petrol sevkiyatı Basra üzerinden gerçekleştirilmeye devam edildi ve yatırımların tamamı Hürmüz’e çıkan Umm Qasr ve Faw Limanlarına yapıldı. Oysa Irak için Basra’ya alternatif en güvenli ve istikrarlı çıkış kapısı Türkiye. Lakin söz konusu hat, öngörülen günlük 1,5 milyon varil kapasiteye hiçbir zaman ulaşmadı. Boru hattına verilen zararları Irak tarafı gidermedi ve en sonunda Türkiye, daha kapsamlı ve bağlayıcı bir anlaşma yapabilmek adına 1973 tarihli Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması’nı 27/07/2026’dan itibaren geçerli olmak üzere tek taraflı feshetti. Bugün Ceyhan’a yapılan sevkiyat, esasen bu hattan değil, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nce inşa edilen yeni hattan geliyor.
Petrol üretimini savaş öncesindeki günlük 4,3 milyon varil seviyesinden, kısıtlı depolama kapasitesinin dolması nedeniyle yaklaşık 1,2 milyon varil seviyesine kadar düşürmek zorunda kalan Irak, yaklaşık 900 bin varili, içerdeki rafinerilerde kullanıyor. IKBY’yi bin bir güçlükle ikna ettikten sonra 250 bin varili Ceyhan’a gönderiyor. Bir kısım petrolü, tanker kamyonlarla Suriye ve Ürdün’e sevk ediyor. Kerkük-Ceyhan’ı devreye almak için gece gündüz çalışmaya başladılar, ancak bu da kolay değil. Günlük petrol geliri kaybı cari fiyatlarla 300 milyon Dolarlara ulaştı. Kerkük-Ceyhan hattı çalışsaydı, kayıp günlük yarın yarıya azalabilirdi.
Ekonomik kriz tabana çok hızlı yayılacak!
Bu denli petrole bağımlı bir sistemin, Hürmüz’ün kapanmasıyla altüst olması doğal. Zira Irak’ın ekonomik yapısı basit anlatımla şöyle işliyor; devlet petrol satıyor, elde edilen döviz, Merkez Bankasınca her gün düzenlenen mezatla düşük kurdan ithalatçılara dağıtılıyor, bu yolla piyasadaki Irak Dinarı toplanıp kamu personeli ile emeklilerin maaşları ödeniyor ve maaşların büyük kısmı ithal perakende mallara harcanarak likidite döngüsü tamamlanıyor. Petrol gelirleri, ülke ekonomisine yaklaşık iki ay içinde girdiğinden Mayıs ayından itibaren Irak ekonomisinin derin bir krize girmesi, maaş ödemelerinin aksaması, buna bağlı olarak ithalatın ve konut satışlarının azalması, yatırım projelerinin çoğunun durdurulması bekleniyor. Evet, petrol fiyatları yükseldi, ama bu yükseliş, şimdilik yalnızca Irak’ın günlük kaybını artırıyor. Hürmüz açıldığında belki savaş öncesine göre petrol fiyatları daha yüksek kalmaya devam edecek, ama her şey yolunda gitse bile Irak’ın kayıplarını önümüzdeki bir yıl içerisinde gidermesi mümkün görünmüyor. Üstelik 11 Kasım’dan bu yana hükümet de kurulamadı.
İhracatçılarımız ve müteahhitlerimiz yeni koşullara hazır olmalı!
Irak her koşulda ihracatçımız ve müteahhitlerimiz için en önemli pazarlardan. 2025 yılında Irak’a ihracatımız 12,38 milyar Dolar, müteahhitlerimizin bahse konu yılda üstlendiği proje toplamı ise 3,27 milyar Dolar oldu. Savaş öncesinde petrol fiyatlarının düşmesine bağlı olarak maaş ödemelerinde gecikmeler başlamış ve geçici hükümet bütçe dengesini sağlamak için cep telefonu, elektronik eşya ve otomobiller gibi belirli ürünlerde ciddi vergi artışlarına gitmişti. Hürmüz’ün kapanmasıyla birlikte kısa vadede gıda, tekstil, ayakkabı, mobilya, beyaz eşya, inşaat malzemeleri ithalatının da büyük oranda azalması muhtemel. Toplam ihracatımızın %4-5’i Irak’a yapılırken, özellikle Güneydoğu Anadolu’daki işletmeler bakımından bu oran %50’lerin üzerine çıkabiliyor. Dolayısıyla ağırlıklı olarak Irak’a ihracat yapan şirketlerimizin sipariş iptallerine, alacak tahsili sorunlarına şimdiden hazırlıklı olması ve kısa vadede alternatif pazar araması yararlı olabilir. Öte yandan, petrol fiyatlarının düşük seyri ve hükümetin kurulamaması nedeniyle son 1,5 yıldır yatırım bütçesi olmayan Irak’ta, müteahhitlerimizin önümüzdeki bir yılda da enerji depolama, boru hattı inşası gibi kritik konular dışında kamu ihalelerinden çok büyük beklentiye girmemesinde fayda var. Ayrıca konjonktürel olarak yatırım iştahı azalacağından konut yapımı başta olmak üzere özel sektör proje sayısı da düşebilir. Bununla birlikte, istikrar sağlanabilirse PPP, EPC-F gibi modellerle çalışabilen büyük şirketlerimizin önü daha da açılabilir.