Mısır (ülke olan Mısır), 2025 yılının ilk 10 ayında yüzde 22 artışla yaklaşık 2,8 milyar dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yaptı. Artış aynı hızla sürdüyse 12 aylık ihracatı 3,3 milyar doları aşmış olabilir.
Türkiye ise 2025’te 16 milyar 773 milyon dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdi. Bu durumda hazır giyim ve konfeksiyon sektörü için bir yıldır çok yüksek sesle yapılan ‘battık, bittik devlet bize sahip çıksın’ tartışmalarının dozu yüksek kaçmış olmuyor mu? Bir de işin tekstil tarafı var ki iplik, kumaş, diğer tekstil hammadde ve ara mamullerindeki durumumuzu gösteriyor. İşin medya ve vatandaş dilindeki tanımında zaten hazır giyim ve konfeksiyon ile tekstil arasında bir ayrım yapılmadığı için batma edebiyatımızın manşeti de 2025 yılı boyunca ‘tekstil battı’ diye tekrarlanıp durdu. Peki, tekstilde 2025 yılı ihracatımız ne oldu?
Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) 2026 Yılbaşı Buluşmasında İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz’e “Sayın başkan yıl boyunca çok yüksek sesle konuşulduğu için merak ettim, tekstilde ihracatımız ne kadar gerilemiş olabilir” diye sordum. Başkan Öksüz, “Hayır Sadi Bey, bizde çok cüz’i bir düşüş oldu. İç piyasa biraz daraldı ama ihracatımız iyi gitti. Sadece daha çok miktarda ürünü daha düşük fiyata ihraç etmiş olduk. Bizim ihracatımızda yaklaşık yüzde 1’lik gerileme oldu” dedi. Yıl içinde de Başkan Öksüz ile konuşmalarımızda ‘tekstilde durumun daha iyi olduğunu, hazır giyimde işgücü maliyetlerindeki hızlı yükseliş nedeniyle zorlanmalar yaşandığını’ anlatmıştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) rakamlarını yeniden kontrol ettim. Hazır giyim ve konfeksiyon 2025’te, 2024’e göre yüzde 6,4’lük (1,1 milyar dolarlık) ihracat kaybı yaşamış. Tekstil ve Hammaddeleri ihracatımız ise yüzde 0,9 (87 milyon dolarlık) ihracat kaybına uğramış, 2025’i 9 milyar 408 milyon dolarlık ihracatla tamamlamış. Sizce de bütün yıl “tekstil battı, hazır giyim Mısır’a taşındı” feryatları abartılı kaçmış gibi görünmüyor mu? Bazı sektör temsilcileri sektörün geneline dönük algıyı bu katar kötüleştirmekle hata etmiş olmadı mı? Mesela bankaların tekstil ve hazır giyim firmalarına daha kötü gözle bakmasına katkı sağlamadılar mı? Özellikle bu sektörlerde çalışmayı düşünen gençlerin ve tabii ki halen çalışanların gelecek için başka planlar yapmalarına neden olmadılar mı?
Elbette sorunlar dile getirilmeli ama bu, tehlike ne kadarsa o kadar yüksek sesle yapılmalı, buna kimsenin itirazı olamaz. Bu ülkede hiçbir ekonomi yönetimi yılda ortalama 30 milyar dolar ihracat yapan sanayi sektörünü gözden çıkarmaz. Ben de bir arşiv taraması yaptım ve 2005-2010 yıllarındaki sektör gündemini taradım. Dönemin ihracatçı başkanları, ‘Devlet bizi gözden çıkardı, böyle giderse hepimiz batarız, işsizler ordusu sokakları karıştırır’ mealinde açıklamalar yapmışlar ve Mısır’a fabrika taşıma konusu çok daha fazla gündeymiş. Mehmet Şimşek de 2007’den itibaren önce ekonomi bakanı sonra maliye bakanı olarak görevdeymiş.
Türkiye’de tekstil bitmez, katma değerli üretim lazım
Geçmişte tekstil ve hazır giyim sektörünün önemli örgütlerinde görevler üstlenmiş isimlerden Nedim Özbek aradı ve “Fabrikaları yurt dışına taşıyanlara çok kızgınım” dedi. Kendisine öncelikle “Halen tekstil ya da hazır giyim ihracatı yapıyor musun, ihracatçı birlikleri seçimlerinde bir yerlere aday mısın” diye sordum. Özbek, “Ağırlık İngiltere olmak üzere kadın giyim, kaban ve mont fason ürettirip yılda 8-10 milyon dolarlık ihracat yapıyorum. Hiçbir örgüt için adaylığım da olmayacak, o yüzden açık konuşacağım” dedi. Ben de kendisine mikrofon tuttum: “Allah aşkına, bu ülkede tekstil biter mi? Bitmez ama sektörün sahibi olursa bitmez. Avrupa, Çin’e kotaları kaldırdığında da (2006) ‘battık bitik’ diye oraya buraya, Mısır’a fabrika taşıyanlar, Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Rusya’ya gidenler olmuştu? Bizimkiler yine işimize ihanet ediyor. Sadece fabrikaları değil, know how’u da götürüyor. Bana göre ülkemize ihanet ediyorlar. Zamanında ucuz, bol kredileri aldılar, kimi arabasını, evini değiştirdi… Git, macera yaşa, paraları batır, sonra gel, yine burada kazan, sonra bir daha git. Sektörün başındakiler bile fabrika taşıdı, bu nasıl iştir? Ekonomi yönetimi ağlamayan bebeğe mama vermez ki sen anlatmıyorsun. ‘Padişahım çok yaşa, bize müsaade’ deyip özel işlerini halledersen bir şey olmaz… Devlete sektör adına git, kur için talepte bulun, nakit teşviktir ya da nakit ödenmesin de SGK’dan, vergiden düşsün. Neymiş? İşçi maliyeti yükselmiş. O zaman sen de katma değeri yüksek mal yap, önce kendin dik dur. Ben, 60-70 Euro’luk mallara geçiş yaptım, 20’den fazla büyük markaya ürün gönderiyoruz, hepsi de Türkiye ile çalışmak istiyor. Bence bu yaşananlar bir döngü, bir kurgu. Burada bir oyun var, birileri intihar saldırısı yapıyor. Bunlara bir grup ve bir yerlerden talimatlar geliyor. Ülkeyi ayaklandırmak istiyorlar benim fikrim budur...”
