2025 yılı için bir toparlanma yılı diyebiliriz. Küresel ölçekte yatırım hacimlerinin dalgalı seyrettiği bir ortamda, Türkiye’de özellikle yapay zekâ, fintech, sağlık teknolojileri, oyun ve üretim teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren girişimler ilgi çekmeyi başardı. StartupCentrum verilerine göre, Türkiye girişimcilik ekosisteminde 2025 yılında 240 yatırım turunda toplam 475 milyon dolar yatırım gerçekleşti.
Türkiye’nin uluslararası görünürlüğü de artmaya devam ediyor. Türk girişimleri Web Summit, GITEX ve TNW Conference gibi küresel teknoloji etkinliklerinde daha güçlü bir şekilde temsil edildi. Turcorn 100 gibi programlar aracılığıyla ölçeklenme aşamasındaki girişimlerin yurt dışı pazarlara erişimi desteklenmeye devam ederken, Londra ve Avrupa merkezli hızlandırma programları Türkiye ekosisteminin daha güçlü şekilde difüze olmasına katkı sağladı.
Yurtiçinde ise Big Bang Startup Challenge ve Türkiye Innovation Week gibi büyük ölçekli etkinlikler, ekosistemin olgunlaşma düzeyini ve aktörler arasındaki etkileşimi artıran önemli platformlar olarak öne çıkıyor. Türkiye Innovation Week, özellikle genç kuşaklarda farkındalık yaratma açısından önemli bir işlev üstlenmekle birlikte, konu ve konuşmacı seçiminde daha özenli olunmasını tavsiye ederim. “Soft skill” gibi jenerik başlıklar ve içerikler yerine, gerek Türkiye’den gerekse yurt dışından alanında yetkin inovasyon uzmanlarına daha fazla yer verilebilir. Bu etkinlikler, girişimcilik kültürünün yaygınlaşması ve doğru bilginin dolaşımının hızlandırılması misyonunu taşıdığı için dikkatle hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Bilgi kirliliği, ülke olarak temel problemlerimizden.
Techstars gibi küresel ağlara sahip hızlandırıcı programların Türkiye’ye giriş yapması önemli bir gelişme. Ayrıca EIT Community Hub Türkiye gibi uluslararası iş birlikleri de bu süreci hızlandırıcı bir rol oynuyor.
Genel olarak değerlendirildiğinde, 2025 yılında Türkiye girişimcilik ve inovasyon ekosisteminin uluslararasılaşma ve kurumsallaşma eksenlerinde ilerlediğini söyleyebiliriz. Türkiye, bölgesel bir teknoloji ve inovasyon merkezi olma yolunda ilerlemekle birlikte, yapısal ve kültürel olarak aşmamız gereken ciddi sorunlar söz konusu. Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zekâ ve derin teknoloji alanlarında daha fazla ölçeklenmiş ve küresel rekabet gücüne sahip girişimlerin ortaya çıkması gerekiyor.
Ülke olarak, Yapay Zekâ stratejisi hazırlamanın ötesine geçerek, yapay zekâda yoğunlaşmamız gereken dikeyler ve sektörler net bir şekilde tespit edilmeli ve hedefli biçimde desteklenmelidir. Yapay zekâ tabanlı yeni girişimler için özel hibe programları tasarlanmalı, yerli yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi teşvik edilmelidir. Ayrıca mutlaka kümelenme yapıları oluşturulmalıdır. Örneğin; Ankara-Eskişehir hattında savunma sanayii için yapay zekâ teknolojileri geliştirilirken, İstanbul ve çevresinde fintech ve sinema/produksiyon, İzmir ve Ege Bölgesi’nde ise oyun odaklı yapay zekâ çözümleri bir araya getirilerek kümeler ve bu kümelerdeki iş birlikleri desteklenebilir.
2026 yılı finansal açıdan zor bir yıl olacak gibi görünse de, rüzgâr bir anda tersine dönebilir ve ekosistem beklentilerin üzerinde büyüyebilir. Dileyelim öyle olsun.