Matteo Franceschetti’in öyküsü
“Elon Musk beni Mars’a götürüyor ve ben hâlâ yaşamımın üçte birini aptal bir sünger üstünde geçiriyorum.” Bunu söyleyen, Matteo Franceschetti isimli bir İtalyan. Matteo’nun sözünü ettiği üçte bir, 8 saatlik uyku. Aptal sünger dediği de klasik yatak.
Niye böyle söylüyor? Çünkü uykuya takmış durumda. Deyişi şu olmuş: İnsan sağlığının üstüne oturduğu üç direk: Beslenme, spor ve uyku. Beslenme ve spor, üstünde çok konuşulan ve tartışılan iki konu ama esas ana direk, uykudur. Beslenme ve spor konusunda bir sürü araştırma ve teknolojik buluş var. Ama nedense teknoloji uyku konusuna girmemiş. Matteo, akıllı yatak işine böyle girmiş ve girişimci olmuş; “Eight Sleep” şirketinin kurucu ortağı.
Matteo Franceschetti, bir İtalyan. İtalya’da yetişmiş. Tam bir sporcu; kayakçı, tenis oyuncusu ve araba yarışçısı. Babasının izinden gitmiş ve hukuk okumuş. Ancak babası tipinde bir avukat olmak istememiş. Gönlü iş dünyasında imiş. Okuduğu bir makaleden etkilenerek iş dünyasıyla iş yapan, “Şirket birleşmeleri ve satın almaları (mergers and acquisitions)”, “Halka açılma” gibi büyük işlerle uğraşan bir avukat olmak istemiş. Bunun için önünde alması gereken iki kalenin olduğunu düşünmüş. Okulu üstün başarı ile bitirmek ve iyi İngilizce bilmek. Sporculuğun verdiği yarışma ruhu ile hukuk okurken çok çalışmış ve üstün başarı ile mezun olmuş. Kurduğu bir “filiz şirket” (startup) ile iyi para kazanmış. Bu parasını alıp İngilizcesini geliştirmek ve iş tutkusunu gerçekleştirmek için Amerika’ya taşınmış.
Matteo Franceschetti, bir hukuk bürosunda stajyer avukat olarak işe girmiş. Bu sırada İtalya’da güneş enerjisi ile uğraşan şirketlerin parlama devri imiş. Bunlar Amerika’ya gelip arazi satın alıyorlarmış. Bu durum girişimci olmak için onun iştahını daha da kabartmış. Bir ortak bularak şirket kurmuş. Hem hukuk firmasında çalışıyor hem de geceleri (22:00-02:00) ortağı ile bir araya gelip şirketin işleri ile uğraşıyormuş. Özel yataklar üretmeye başlamışlar. Para kazanınca hukuk bürosundaki işini terk ederek zamanının tümünü bu işe vermeye başlamış. İyi para kazandığı düzenli işini terk edip böyle bir maceraya atılması Matteo’nun annesini çok memnun etmemiş, ama o tutkusu peşinde koşmaktan vazgeçmemiş.
Matteo Franceschetti, karısı ve iş ortağı prototip bir yatak üretmişler. Arkadaşlarına bir pijama partisi düzenleyip bu yatağın tanıtımını yapmışlar. Bir arkadaşı yatağı o kadar beğenmiş ki, 25.000 dolarlık bir çek yazıp vermiş. Araştırmalarını sürdürmüşler. Tüketicilerin en çok istediği şeyin yatağın ısıtılması ve soğutulması olduğunu görmüşler. Yatak içine döşenmiş kılcal damar biçimindeki boru sisteminden geçirdikleri suyun sıcaklığını değiştirerek bunu sağlamışlar. Ancak yatakta başlangıçta sağlanan tek sıcaklık yeterli olmamış. Çünkü uyku sırasında vücut ısısının değiştiğini görmüşler. Bu durumda yataktaki kişinin kalp atışlarını, nefes alışını ve uyku aşamalarını anında ölçüp, yatak sıcaklığını buna ayarlayacak bir sistem geliştirmişler.
Y-Combinator Şirketi Amerikan kökenli bir yatırım hızlandırma ve risk sermayesi şirketi. Eight Sleep’in buraya başvuruları iki kez reddedilmiş. Üçüncü başvuruları kabul edilmiş. Sunum için bir kamyon kiralayıp içini yatak odası gibi döşemişler ve ortasına da ürünlerinin prototipini yerleştirmişler. Kamyonu Y-Combinator’ün ofis binasının girişine çekmişler. Belki de bu girişimci ruhlarından dolayı programa kabul edilmişler ve piyasadan 8000 yatak siparişi almışlar. Almışlar ama ellerinde sadece ürünlerinin prototipi varmış. Matteo karısına “Ben Çin’e gideceğim üretim işini çözmek için” demiş. Karısı sormuş “Ne zaman?”. Matteo “Yarın” demiş ve gitmiş. Çin’de birkaç ay kalarak üretim ortaklarını ayarlamış.
Bu ruhla başlayan Eight Sleep şirketi bugün 1 milyar dolar değerinde bir şirket.
Akıllı Yatak (Pod 5)
Eight Sleep firmasının en son ürünü Pod 5. Yatak iki kişilik ama, her bir kişi için kişiselleştirilmiş, birbirinden bağımsız çalışıyor. Pod 5’i diğer yataklardan ayıran üç boyut: Sıcaklık, eğim ve ses.
Yatağın sıcaklığı 55-110 F (12,7 -43,3 C) arasında değişebiliyor. Ve de yan yana yatan iki kişi için bağımsız. Örneğin, menapozdaki eşinizin soğuttuğu yatakta üşümek zorunda değilsiniz. Sistem, sizin yatağın derecesini sizin konforunuza göre ayarlıyor.
Sırt ve boyun ağrılarınızı hafifletmek amacıyla yatağın baş ve ayak kısımlarına eğim verilebiliyor. Horlama olduğunda yatağın bazası hafifçe titriyor ve başınıza uygun eğim verilerek solunum sisteminin hava girişi ayarlanıyor. Böylece kişinin horlaması kesilebiliyor.
Yatağın bir ses düzeneği bulunuyor. “White noise” biçiminde bazadan ses yayını var; uykuya dalmayı ve derin uyumayı kolaylaştırıyor.
Yatağın akıllı örtü, akıllı battaniye ve akıllı yastık kılıfı aksesuarları var. Tüm sistem internet aracılığı ile bulut teknolojisine bağlanıyor ve kendinizi otopilota teslim ediyorsunuz.
Firmanın iddiasına göre klinik çalışmaları ile ispat edilmiş aşağıdaki sonuçlar alınmış: Daha kısa sürede uykuya dalmak (%44’e kadar); daha derin uyku (%34’e kadar); horlamada azalma (%45’e kadar); daha az gece uyanmaları (%23’e kadar).
Sonuç
Geçen hafta Amazon’un şirketlere bulut-depolama (Cloud-storage) hizmeti veren Web Services’i iki saatten fazla kesintiye uğradı. Bundan bankalar, oyun siteleri, eğlence siteleri ve WhatsApp etkilendi. Tabii bu arada da Eight Sleep müşterileri de. The New York Times gazetesinde bir haber vardı (https://www.nytimes.com/2025/10/24/business/amazon-aws-outage-eight-sleep-mattress.html?searchResultPosition=1). Saat dilimi uyku zamanına gelen yerlerdeki bazı müşteriler yataklarından sıcaktan pişmiş olarak uyanmış, bazıları da üşüyerek. Ve de ottopilot sisteminde olduklarından yatağa kumanda edememişler.
Eight Sleep yatağının ve Matteo Franceschetti’in hikayesi ilginç geldi, araştırdım. Bulduklarımı paylaştım.
Beni bu araştırmamda etkileyen Matteo’nun girişimci ruhu oldu. Ondaki sporculuk ruhu, girişimciliğinde büyük rol oynamış.
Bu yatak kişileri daha rahat ve derin uyutacak fiziksel koşulları sağlıyor. Acaba yeterli olur mu? Bence yetmez. Başını yastığa koyan kişinin rahat rahat uyuması için vicdanının da rahat olması gerekir. Hele hele devlet yönetimindeki yetkililerin ve de adalet sistemindeki yargıç ve savcıların huzur içinde uyumaları için olmazsa olmaz koşul budur.
Bu hikayeden tanık olduğumuz bir gerçek de birbirine çok bağımlı entegre bir dünyada yaşıyor olmamız. Gördük ki, Amazon firmasındaki bir aksama, dünyanın başka yerlerindeki kişileri uykularından ediyor, yatağından kaldırıyor. Sözünü ettiğim yatak henüz ülkemizde yok. Acaba olsa, Amazondaki kesinti sonucu insanlar uyanır mıydı? Uyku deyince akla, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Kızılırmak Kıyıları şiirinden dizeler geliyor. Onunla bitirelim bu haftaki yazımızı:
Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil.
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandırmazsan,
Uyanacak değil.
Günün üçte birinde rahat etmek. Fiziksel koşullar tamam, ama vicdanın rahat olması da gerekiyor.