Siz hiç Gazze'yi gördünüz mü? Ben Gazze'yi ilk olarak 2005'te gördüm. İsrail daha Gazze'den yeni çekilmişti. Zaman Ariel Şaron'un "ilişki kesme" (disengagement) politikası zamanıydı. Gazze, yirmi yıl önce de Filistin yönetimindeydi.
İnsanın gözüne gözüne giren ilk izlenim benim için şaşırtıcıydı. Köşeyi dönüverdiğinizde, elinde roket atarlar olan üniformalı milislerin yürüyüşüne çarpmamak için dikkatli olmanız gerekiyordu.
Ardından, ikinci köşede, üniformaları ve bayrakları farklı ama yine roket atarlı bir başka silahlı milis grubunun uygun adım yürüyüşü ile karşılaşma ihtimaliniz doğrusu pek yüksekti. Hamas’ın 2006’daki darbesine kadar hadise böyleydi.
Sonra etrafta bir tek Hamas bayrakları kaldı. Bu arada, İsrail-Gazze Filistin sınırı geçişinde kontrol noktası sayısı da üçe çıkıverdi. Karni kapısından girerken İsrail ve Filistin Yönetimi kontrol noktalarına bir de Hamas kontrol noktası eklendi.
En son Gazze’yi ziyaret ettiğim 2020’ye kadar Gazze’yi doğrusu hep Filistin Yönetimi’nin başkenti Ramallah’la karşılaştırırdım. Ramallah, göğe doğru yükselirken, on küsur katlı binaların sayısı artarken Gazze hep geride kaldı.
Ramallah'ın aksine, Gazze’de hep bir yoksulluk görüntüsü vardı. Arabalar eski ve bakımsızdı. Evler dökülüyordu. Gazze’de artık o bile kalmadı. Gazze’deki bu son yıkım her şeyi silip süpürdü.
Şimdi Gazze'nin yeniden inşası için gereken toplam kaynak miktarının 67,1 milyar dolar olduğu tahmin edilirken bölgedeki 50 milyon tona varan enkazın temizlenmesi ve temel altyapının onarılması süreci önemli ölçüde bir zaman ve bütçe gerektiriyor. Gazze’nin yeniden inşası için kurulan Teknokratlar Komisyonu’nun başına Amerikan Başkanı Trump tarafından atanan Dr. Ali Shaath geçen yıl İthzak Gal ve Khader Muhammed ile birlikte ortadaki lojistik darboğazla ilgili bir ön fizibilite raporu hazırladı (EcoPeace Middle East, 2025).1
Kiryat Gat, Gazze ateşkesinde
kilit merkez haline getirildi
Amerikalıların Kiryat Gat şehrinde kurduğu karargah işte tam da bu akışı ve programın aşamalarını takip edecek. Zaten “İsrail’i şimdi kim yönetiyor? Tel Aviv mi, yoksa Kiryat Gat mı?” esprisi de buradan kaynaklı (Ergezer, 2025).2
Kiryat Gat İsrail’in güneyinde, Necef Çölü’nün hemen kuzeyinde yer alan bir sanayi şehri. Ancak şimdi, Trump Planı’nın ikinci aşamasına öncülük ederek Gazze’de ateşkesin uygulanmasında kilit bir merkez haline getirildi
Kentte, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) öncülüğünde kurulan sivil-askeri koordinasyon merkezi; ABD, Birleşik Krallık, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) askerlerin görev yaptığı çok uluslu bir yapıya ev sahipliği yapmaya başladı.
Karargahın girişinde İsrail, ABD, Danimarka, Almanya, Kanada, Birleşik Krallık ve Ürdün bayrakları dalgalanıyor; Türkiye ve Katar bayraklarının yer almaması, bu iki ülkenin Gazze’nin savaş sonrası dönemindeki olası rollerine işaret ediyor bana sorarsanız. Karargahın temel görevi, Gazze Şeridi dışında konuşlanarak ateşkesin uygulanmasını ve buna bağlı istikrar çabalarını koordine etmek.
Yeniden inşa öyle ol deyince olmuyor sonuçta, hele hele Gazze’de önce ayrıntılı bir plan hazırlamanız gerekiyor. Şimdi bu planın aşama aşama uygulamaya konulacağı bir sürecin başındayız. Başlangıcın başına gelebilmek için önce elbette Hamas’ın silahsızlandırılması ve askeri kanadın tamamen dağıtılması gerekecek. Demilitarizasyondan sonra nasıl ilerleneceği ayrıntılı bir biçimde planda var zaten.
Doğrusu ya, planda benim en çok dikkatimi çeken husus, Gazze’ye günlük girecek kamyon sayısındaki dramatik artış oldu. Uzun bir süredir Gazze sınırından günlük olarak 500 civarında kamyon geçiyor insani ihtiyaçları karşılamak için. Savaş sırasında bu sayı 100 civarına doğru gerilemiş. Yeniden inşanın başlaması ile birlikte sınırdan günlük olarak 5500 civarında kamyonun geçmesi gerekiyor (EcoPeace Middle East, 2025).
Nedir? İsrail içindeki yollardan gelerek sınırdaki kontrol noktalarından geçecek kamyon trafiği on kat artacak. Bu durumda yollarda tıkanıklık olmaması ve kontrollerin etkin olarak ama işi aksatmadan yapılması için tedbir almak gerekecek. Sınırın iki yanında amaca uygun lojistik merkezler oluşturmak gerekecek. İş yapma biçimini elden geçirmek ve sınır geçişinde bir yenilik yapmak gerekecek bu durumda.
Ama doğrusu ya, Gazze’nin yeniden inşası ile ilgili hesaplamalar ve ortadaki lojistik sıkışıklık, bizi Suriye’nin yeniden inşası sürecini şimdiden düşünmeye başlamak ve bu süreci nasıl planlayacağımızı ortaya koyma konusunda yönlendiriyor.
Bakın ben size ilk bakışta ortaya çıkan bir tahmin söyleyeyim. Düşünmeye başlayın. Bugün günlük olarak 2000’den az kamyonun geçtiği sınır kapılarımızdan geçecek günlük kamyon sayısının önce 20,000’e, sonra ise 55,000’e çıkmasını beklemek gerekiyor.
İsterseniz mertebeleri anlamanız için birkaç harita koyayım. Bakın bizim Hatay vilayetinin içine Gazze’yi koysanız ortaya çıkan resim Şekil 1’deki gibidir.
Şekil 1: Gazze ve Hatay: alan karşılaştırması
Bizim deprem bölgesi ile Suriye’yi kıyaslarsanız deprem bölgesinin Suriye’den büyük olduğunu görebilirsiniz. Hele Suriye’nin çöl olan yıkıma uğramamış bölgelerini atarsanız fark daha da açılır.
Şekil 2: Türkiye Şubat 2023 Depremi Bölgesi ve Suriye
Şimdi deprem bölgesindeki makine parkının ve o iş makinelerini işletecek deneyimli operatörlerin bölgemiz için neden bu kadar önemli olduklarını idrak edebiliriz sanırım. Daha inşaat malzemesi sektörü karşılaştırmasına gelmedim bakın.
Sınırın iki tarafında ve sınır geçişlerinde uzun kuyruklar oluşmadan önce düşünmeye başlamamız lazım. Bu sıkışıklık tek tek şirketlerin kendi başlarına çözüm üretebilecekleri bir hadise değil doğrusu.
Tıkanıklık olmadan çözüm bulmak daha kıymetli
Şimdiden Suriye’nin iktisadi toparlanma ve yeniden süreçleri üzerine daha ayrıntılı düşünmek ve olası tıkanıklıkları aşmak için yaratıcı çözümler bularak tarafları ikna etmeye başlamak için görüşme zamanı. Tıkanıklık olunca değil, olmadan çözüm bulmak sanırım daha kıymetli bu durumda.
Türkiye, Suriye’nin toparlanmasının önemli olduğunu düşünüyorsa bir an önce Suriye’nin ekonomik önceliklerine odaklanmalı bana sorarsanız.
Suriye’deki ve Halep’teki son gelişmelere bakarken gözlükleri değiştirmekte fayda var. Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahalleleri bugün geldiğimiz noktada, Helep’in “Kürt” mahalleleri olmaktan ziyade, artık eskisi gibi Halep’in “işçi” mahalleridir.
Hemen bitişikteki Liramun bölgesinde boş duran 700 civarındaki dikim atölyesini bir an önce Türk hazır giyim şirketlerinin tedarik zincirinde işler kılabilmek demek, o “işçi”lere iş bulmak demektir.
Silahlı milisler geldiğimiz noktada düne ait olduklarının farkına varıp günün meselesi olan iktisadi toparlama ve normalleşmeye engel olmamak zorundadırlar. Kendilerine çok teşekkür edilip, sahneden çıkarılma zamanlarının geldiğini idrak etmelerinde fayda vardır.
1https://ecopeaceme.org/2025/09/30/pre-feasibility-study-the-humanitarian-and-trade-corridor/
2 https://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/11077