Türkiye’de 25 yaş altı memnuniyetsizlik arttı, Bulgaristan ve Sırbistan’da azaldı. Sonuç? Bütün Avrupa ülkeleri bir yanda, Türkiye öte yanda bir başına kaldı, dikkat ederseniz. Ortada bir problem olduğunu doğrusu artık kabul etmek lazım.
Geçen hafta “Türkiye’de gençlerin umutsuzluğu belirginleşirken uyuşturucu kullanımı artıyor” demiştim, tam anlatamadım. Bugün oradan devam edeyim. Doğrusu ya, Şanlıurfa Siverek, üzerine Kahramanmaraş okul saldırıları, hapishanelerde uyuşturucu suçlarından yatanların sayısındaki artış, bana sorarsanız, hep aynı kaynaktan besleniyor. Okul saldırıları tehlikenin büyüklüğünü gösteriyor aslında.
Okul saldırılarında ABD ortalamasını yakaladık
Eskiden Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) silahlı okul saldırılarına bakar, şaşardık. Şimdi Türkiye, bir nevi küçük Amerika oldu. Okullara yönelik silahlı saldırıları 100 bin çocuğa düşen saldırı sayısı ile normalize ederseniz 2024-2025’te Sayın Yusuf Tekin’in bakanlığı döneminde ABD ortalamasını neredeyse yakaladık. Ne diyeyim?
Türkiye’de özellikle gençler gelecekten umutsuz oldukları için mutsuzlar. Habitat Derneği’nin “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu” 18 ilde 18-29 yaş arası gençlerle konuşarak yapılmış. 2017’de hayattan memnuniyet düzeyi yüzde 70 iken 2026’da bu oran yüzde 50 seviyesine geriliyor.
Geçen hafta 30 yaş altı mutluluk oranını vermiştim. Bugün, 25 yaş altı yaşam memnuniyeti oranı ile ne istihdamda ne de eğitimde olanların (NEET) oranını yine birlikte vereyim. İlk tablo 2013, ikincisi ise 2025. Bakın, Avrupa’da Türkiye nerede?
2013’te Bulgaristan ve Sırbistan, 25 yaş altı yaşam memnuniyetinde Türkiye’den kötüydüler. 2025’te Bulgaristan ve Sırbistan sağa doğru ilerlerken Türkiye sola doğru kaydı. Ne oldu? Türkiye’de 25 yaş altı memnuniyetsizlik arttı, Bulgaristan ve Sırbistan’da azaldı. Sonuç? Bütün Avrupa ülkeleri bir yanda, Türkiye öte yanda bir başına kaldı, dikkat ederseniz. Ortada bir problem olduğunu doğrusu artık kabul etmek lazım.
Memleketi, İsviçre ile Almanya ile kıyaslamıyorum. Grafikte Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Slovenya hep var.
Umutsuzluktaki artış ile birlikte uyuşturucuya bağlı suçlar da artıyor
Peki, gençlerin son zamanlarda özellikle hayat pahalılığı ile ilişkilendirilen bu gelecekten umutsuzluğu artarken başka ne oluyor memlekette? Doğrusu ben son zamanlarda özellikle uyuşturucu ile ilgili suçlara daha bir yakından bakmaya başladım.
Üçüncü grafikteki rakamlar ise Adalet Bakanlığı’ndan. Uyuşturucuya bağlı suçlardan hüküm giyenlerin toplam hüküm giyenler içindeki oranını 1990’dan 2024’e kadar görmek mümkün. Uyuşturucuya bağlı suçlar uyuşturucu kullanımından, pazarlamaya ve imal etmeye bir dizi faaliyeti kapsıyor.
Uyuşturucudan hüküm giyenler toplamın yüzde 40’ı olmak üzere
2000’lerin başında uyuşturucuya bağlı suçlardan hüküm giyenlerin toplam hüküm giyenler içindeki oranı yüzde 5’in altında. 2013 yılında uyuşturucuya bağlı suçlardan hüküm giyenlerin toplam hüküm giyenler içindeki oranı yüzde 10’un altında. 2024 yılına geldiğimizde ise yüzde 40’a doğru yaklaşıyor.
Bu nedir? Çoktur. Cezaevlerinde yatanların sayısını yaklaşık 400 bin gibi düşünsek içeride uyuşturucuya bağlı suçlardan yatanların sayısı 150 bini aşıyor artık. Ortada son dönemde niteliksel bir değişiklik olduğu açık. Neden?
İsterseniz şuradan bakalım, Haziran 2018’deki seçimlerle Türkiye efektif olarak hükümet sistemini değiştirdi. Hatırlayın, parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik.
Toplam hüküm giyenler içinde uyuşturucuya bağlı suçlardan hüküm giyenlerin oranı 2019’dan 2024’e yüzde 178,8 arttı. Bu arada organize suçlar indeksine göre eroin ticaretinde dünya yedincisi, kokain ticaretinde ise dünya altmış birincisi olduğumuz da tescillendi.
Hükümet sistemindeki değişiklikle birlikte ya memlekette gençler umudunu kaybederken uyuşturucuya bağlı suçlar sistematikleşti ve arttı ya da uyuşturucuya bağlı suçlarla mücadele birden hızlandı. Artık meşrebinize göre neresinden isterseniz bakabilirsiniz.
Ama doğrusu ya, ben “Türkiye’de gençlerin gelecekten umutsuzluğu belirginleşirken uyuşturucu kullanımı artıyor” diye söyleme eğilimindeyim. Gençlerin gelecek umudunu yitirmesi ile artan uyuşturucu kullanımının memleketin esas beka meselesi olduğunu düşünüyorum.
En çok gençlerin umutsuzluktan kaynaklanan mutsuzluğunun yol açacağı hınçtan korkuyorum doğrusu. Yeni nesil çetelerde gördüğümüz hınçtan. Öç almak, hakkını almak için harekete geçen öfkeden.
Türkiye’de değişen bir şeyler var ve artık bunun farkına varmalıyız. Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele yalnızca bir güvenlik sorunu değil; tasarlanamamış bir geleceğin sonucudur.
Gençlerin hayatına yeniden yön, anlam ve öngörülebilirlik kazandıracak politikalar kurulmadıkça ne uyuşturucuyla mücadele sonuç verir ne de artan şiddet dalgası durur.
