Ülkede hüküm süren belirsizlik ve küresel ölçekte düşük petrol fiyatları, Venezuela’ya yatırım yapması muhtemel petrol devlerinin yatırımlarının önündeki en büyük engeller gibi duruyor.
Geçtiğimiz hafta sonu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonu dünyayı farklı bir boyuta taşıdı: Kural bazlı ekonomiyi çoktan terk etmiştik, şimdi kural bazlı siyaseti de terk ettiğimiz yeni bir döneme girdik.
İşin uluslararası hukuk, egemen bir devlete müdahale boyutu bir yana ki aslında bir yana bırakılmayacak kadar önemli bir konu olsa da Venezuela müdahalesi küresel ekonomi açısından çok fazla şey ifade ediyor.
Venezuela dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip bir ülke (yaklaşık 303 milyar varil). Venezuela derken; dünya petrol rezervlerindeki payının yaklaşık yüzde 17-18 civarında olduğu dev bir enerji ülkesinden bahsettiğimizi unutmayalım.
Fakat buna karşılık Venezuela’nın dünya petrol üretimindeki payı oldukça küçük. Rakamla ifade etmek gerekirse, toplam küresel ham petrol üretiminin yaklaşık yüzde 1’inden azını karşılıyor. Venezuela’nın petrol üretimi 2023 yılında toplam dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 0,919’unu oluşturdu.
Operasyon öncesi, üretilen petrolün de çok büyük kısmı Çin’e satılıyordu. Hem de çok düşük fiyatlara. Çin’in bu düşük maliyetli enerji kaynağı, Çin açısından büyük bir maliyet rekabeti sağlamasının da temellerinden biriydi.
Ülke sadece petrol kaynakları açısından değil, doğal gaz ve stratejik metaller konusunda da zengin. Burada küçük bir virgül koyup üzerinde çokça konuşulmayan stratejik metallere bakmakta fayda var.
Venezuela, stratejik metallerde çok önemi bir ülke konumunda
Bir metal, iki faktörün birleşimine bağlı olarak "stratejik" olarak sınıflandırılıyor:
Bu iki faktörden biri ‘yüksek önemlilik’. Bu tür metaller alternatifleri olmayan benzersiz fiziksel özelliklere sahip olan metaller olarak sınıflandırılıyor. Örneğin, aşırı ısı direnci, yüksek manyetizma veya korozyon direnci gibi unsurlar metalleri yüksek önemli konuma taşıyor.
Diğer faktör ise ‘yüksek tedarik riski’. Genellikle yalnızca bir veya iki ülkede örneğin Çin veya Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerde yoğunlaşmış metaller. İşte Venezuela bu anlamda çok önemli bir ülke.
Tekrar petrole dönersek, Başkan Trump’ın enerji sekreteri Chris Wright, ABD’nin ülkenin üretiminin "süresiz olarak" satışını denetlemek de dahil olmak üzere Venezuela’nın petrol endüstrisi üzerinde önemli bir kontrol sahibi olmayı amaçladığını söyledi.
Bu konu basit bir şey değil. Kuralsız Ssyaset derken aslında buradan bakmak faydalı olabilir. Çünkü, yakın zamanda hiçbir Amerikan hükümeti, yaklaşık yirmi yıl önce Bush yönetiminin Irak’ı işgali ve işgali sonrasında bile, başka bir ülkenin petrol ihracatı üzerinde bu kadar tam bir kontrol uygulamaya çalışmamıştı. Bu anlamda Trump Yönetimiyle birlikte bir ilki yaşıyoruz.
Daha önce Başkan Trump, ABD petrol şirketlerinin Maduro operasyonu sonrasında Venezuela’nın enerji altyapısını yeniden inşa etmek için milyarlarca dolar harcayacağını söylemişti. ABD petrol şirketlerinin kötü şekilde bozulan altyapıyı düzeltmesi ve Venezuela yönetiminden daha önce tahsil edemedikleri alacaklarını almaya başlamasıyla birlikte Venezuela petrollerinin küresel rekabet ortamına taşınacağı kesin. Bunun olması için de ABD’nin finansal desteğine ve petrol sanayindeki bilgi birikimine muhtaç yeni Venezuela yönetimi.
Venezuela’da reformlarla karşılaşma ihtimali yüksek
Fakat ülkede hüküm süren belirsizlik ve küresel ölçekte düşük petrol fiyatları, Venezuela’ya yatırım yapması muhtemel petrol devlerinin yatırımlarının önündeki en büyük engeller gibi duruyor. Bu yeni dönemde Venezuela’da siyasi istikrara gidecek dönüşümlerle ve ekonomide reformlarla karşılaşma ihtimalimiz yüksek.
Şu an, ana tema olan ‘‘lider değişti ancak rejim aynı’’ söylemi yakın gelecekte, petrol devlerinin yatırımı adına değişebilir. Venezuela petrolleri üretimi ve satışı konusunda Amerika’nın ‘süresiz denetimi’ vurgusunun, bu dönüşüm gerçekleşene kadar riski minimum etmek amaçlı olduğunu düşünüyorum. Ülke içerisinde halen ciddi bir Çin ve Rus hegemonyası var çünkü.
Özetle; Venezuela petrollerinin bir anda dünya enerji piyasasına sunulması kolay bir iş değil. Hem zaman hem de katlanılacak maliyet düşünüldüğünde Venezuela’nın küresel petrol üretimine zaman içerisinde katkı yapacağını göreceğiz. Ancak Venezuela petrollerinin sadece Çin’e değil de dünyanın geri kalanına satılacak olmasının küçük de olsa petrol arzını artıracağı gerçeğini kabul etmek lazım.
Bu operasyon sonrasında oyunun kaybedenleri net. Bunlar; Küba, Çin ve Rusya.
Venezuela operasyonu diğer bir açıdan Amerika içindeki yasa dışı Güney Amerikalı göçmenlerin gönderilebileceği yeni bir ülke olması açısından da önem arz ediyor. Her ne kadar çokça konuşmasa da işin bir diğer ekonomik yanının bu göçmen geri gönderim merkezi olma özelliği olduğunu da eklemek lazım.
Stratejistler; petrol arzındaki artışın petrol fiyatlarında küçük de olsa geri çekilmeleri olası kıldığını söylerken, Grönland üzerinden süren yeni kuralsız siyaset yaklaşımının, yatırımcıların portföylerinde mutlaka altın olması gerektiğini ve hatta yüzdesel oranının artırılması gerektiğini savunuyorlar ki bence oldukça mantıklı.
2026 yılında hem Kolombiya hem de Brezilya’da başkanlık seçimleriyle karşı karşıyayız. Başkan Trump her iki ülke liderini de sevmediğini çok kere ifade etti. Bu seçimlerin Güney Amerika için potansiyel sonuçlarının neler olacağını ve Latin Amerika’nın nasıl şekilleneceğini beraberce göreceğiz.
2026 bu anlamda çok hareketli geçecek gibi gözüküyor.