Kimi devletler uzaktan çalışmayı hak haline getirirken, şirketler çalışanlarını yeniden ofise çağırıyor. Pandemi sonrası çalışma hayatı iki farklı yöne aynı anda ilerliyor.
Yeni jenerasyonlar ofise gelmek istemiyor ya da finans sektörü ofise dönüşü zorunlu kıldı tartışmaları yaşanırken, Avusturalya haftada iki gün evden çalışma hakkını Eylül 2026 itibarıyla yasallaştırıyor.
Financial Times’ta Nic Fildes’ın yazdığı bir habere göre Avustralya’nın Victoria eyaletinde hükümet, uygun işlerde çalışanlara haftada iki gün evden çalışma hakkını yasal güvenceye kavuşturmayı planlıyor.
İlk bakışta bu, pandemi sonrası dünyanın doğal bir devamı gibi görünüyor: daha az ofis, daha fazla esneklik.
Ama tam da aynı dönemde başka bir veri başka bir hikâye anlatıyor. Google Maps mobilite verilerine göre dünyanın birçok büyük şehrinde ofislere dönüş yeniden artıyor. Büyük şirketlerin önemli bir bölümü çalışanlarını haftada en az üç gün ofise çağırmaya başladı.
Yani bir tarafta devletler evden çalışmayı bir hak haline getirmeye çalışıyor.
Diğer tarafta şirketler çalışanlarını yeniden ofise çekmeye çalışıyor.
Çalışma hayatı belki de ilk kez iki farklı yöne aynı anda gidiyor.
Bu durumun arkasında sadece üretkenlik tartışması yok, tabi ki biraz siyasi hesaplar var. Victoria’daki düzenleme seçim sürecinin hemen öncesinde gündeme geliyor. Uzaktan çalışma özellikle genç profesyoneller ve çocuklu aileler için güçlü bir seçmen mesajı taşıyor. Bizimki gibi sadece asgari ücret ya da emekli maaşından yürünmüyor.
Öte yandan bu tür düzenlemelerin çoğunda küçük işletmeler için istisnalar veya daha uzun uyum süreleri bulunuyor. Çünkü restoranlardan perakendeye kadar birçok sektör, insanların ofise gitmesine bağlı bir şehir ekonomisinin parçası.
Kısacası herkes için geçerli tek bir model yok.
Evden yapılan işler rekabete açık
Belki de tartışmanın henüz yeterince konuşulmayan başka bir boyutu da var. Evden yapılabilen işler çoğu zaman tamamen dijital, ölçülebilir ve parçalanabilir işler. Bu da onları sadece uzaktan çalışmaya değil, aynı zamanda küresel rekabete ve yapay zekâ otomasyonuna daha açık hale getiriyor olabilir.
Eğer bir iş dünyanın herhangi bir yerinden yapılabiliyorsa, teorik olarak o işi daha düşük maliyetli bir ülkedeki bir çalışan da yapabilir. Hatta bazı durumlarda bir algoritma da.
Ama evden çalışmanın daha az konuşulan başka bir etkisi daha var: öğrenme kültürü.
Birçok meslek aslında resmi eğitimle değil, gündelik iş hayatının içinde öğrenilir. Bir müşterinin itirazını nasıl karşıladığınızı, zor bir görüşmeden sonra ekip içinde neler konuşulduğunu, yapılan bir hatanın nasıl bir kaosa yol açtığını ya da iki kişinin birbirine sinirlendiği halde bunu müşteriye hiç yansıtmadan profesyonel kalmayı başarmasını insanlar çoğu zaman görerek öğrenir.
Ofis sadece çalışılan bir yer değildir. Aynı zamanda kurumların görünmeyen sosyal ağıdır.
Öğrenmenin önemli bir kısmı resmi toplantılarda değil, gayri resmi anlarda gerçekleşir. Bir satış görüşmesinden sonra yapılan kısa değerlendirmeler, mutfakta konuşulan küçük dedikodular, ekipler arasında çıkan tartışmalar ya da koridorlarda yapılan hızlı yorumlar…
Bunlar kulağa küçük şeyler gibi gelebilir. Ama kurum kültürü çoğu zaman tam da bu küçük anların içinde oluşur.
Belki de bu yüzden bazı şirketler çalışanlarını yeniden ofise çağırıyor. Verimlilik için değil, kurum içinde bilginin nasıl aktarıldığı için.
Uzaktan çalışmada üretkenliği ölçmek mümkün. Ama kurumların görünmeyen öğrenme mekanizmasının ne kadarının kaybolduğunu ölçmek çok daha zor.
Aşağıdaki grafik pandemi sonrası iş yerlerine yapılan ziyaretlerin seyrini gösteriyor. Ofisler pandemi döneminde boşalırken, son yıllarda kademeli bir geri dönüş yaşanıyor. Ancak trafik hâlâ pandemi öncesi seviyelerin altında.
Sektörlere bakıldığında kamu kurumları dışında özellikle finans ve benzeri sektörlerin çalışanları yeniden ofise çağırma konusunda daha kararlı olduğu görülüyor. Güvenlik, regülasyonlar ve kurum içi işleyiş, rekabet avantajı ve kurum kültürü gibi nedenlerle bu alanlarda ofise dönüş diğer sektörlere kıyasla daha güçlü şekilde teşvik ediliyor.
Dünyanın önemli şehirlerinde Google’ın workplace mobility verileri, şehirlerdeki iş yeri ziyaretlerinin pandemi öncesi döneme göre değişimini ölçüyor.
Bizim büyük şehirlerimizde ise durum şöyle;
İstanbul’da iş yeri hareketliliği bazı dönemlerde pandemi öncesine kıyasla yaklaşık %15 civarında artış gösterirken, Ankara ve İzmir’de bu artışın yaklaşık %10–11 seviyelerinde seyrettiği görülüyor. Bu tablo, büyük şehirlerde ofise dönüş hızının ve yoğunluğunun şehirlerin ekonomik yapısına göre farklılaştığına işaret ediyor.
