Türkiye’de K-şekli, yüksek enflasyon, ithal girdi bağımlılığı ve bozuk gelir dağılımıyla belirginleşiyor. Kur ve varlık fiyatlarındaki artış, bazı kesimlerin servetini büyütürken, ücret ve maaşla geçinenlerin satın alma gücü ise giderek daha azalıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “K-shaped economy” lafını duymaktan bıkmış. CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Kesin olarak söyleyebilirim ki K-şeklindeki ekonomi sona erdi” demiş. Ona göre ABD ekonomisi artık K değil, C şeklinde.
Bessent’in bıktığı K meselesi aslında bizi de bir süre hayli meşgul etmişti. Hatta mart ayında “K-tipi bir ekonomimiz var. Peki bu ne anlama geliyor?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Şimdi ABD’de tartışma yeniden alevlenip işin içine bir de C ve E harfleri girince, bizim K’nın yanına C ve E harflerini de koymak gerekiyor.
Önce şu K meselesini hatırlayalım.
K’nın üst kolu, alt kolu
K-şeklindeki ekonomi, ekonomide herkesin aynı yönde ilerlemediğini anlatıyor. Kriz veya dalgalanma sonrasında toplumun bazı kesimleri yukarı doğru çıkarken bazıları aşağı doğru gidiyor. K’nın üst kolu kazananları, alt kolu ise kaybedenleri temsil ediyor.
Kavram özellikle COVID-19 sonrasında yaygınlaştı. Pandemi sırasında teknoloji, finans ve bazı yüksek becerili meslekler hızla toparlanırken, hizmet, turizm ve düşük gelirli çalışanlar büyük kayıplar yaşadı. Yani ekonomi toparlanıyordu ama herkes aynı ekonomiyi yaşamıyordu.
ABD’de de son yıllarda benzer bir tablo ortaya çıktı. Yüksek gelirli kesimler servetlerini ve harcamalarını korurken, düşük gelirli tüketiciler hayat pahalılığıyla daha fazla mücadele etti. Hisse senedi ve konut gibi varlıklardaki değer artışından yararlanabilenlerle maaşından başka geliri olmayanların ekonomiyi aynı gözle görmesi zaten mümkün değildi.
Türkiye’de de K’nın izlerini fazlasıyla gördük. Türkiye gibi yüksek enflasyon ortamında olan, ithal girdi bağımlısı olan ve gelir dağılımı bozuk olan ekonomilerde K-şekli maalesef belirginleşiyor. Yüksek enflasyon, kur hareketleri ve varlık fiyatlarındaki artış bazı kesimlerin servetini büyütürken, ücret ve maaşla geçinenlerin satın alma gücünü aşındırdı. Döviz, altın veya gayrimenkul sahibi olanlar enflasyona karşı bir ölçüde korunabildi. Fiyatlarını artırma gücü olan şirketler de maliyet şoklarını tüketiciye aktarabildi.
K’nın aşağı kolunda ise düşük ve sabit gelirliler vardı. Gelirlerinin büyük bölümünü gıda, kira ve ulaşım gibi zorunlu harcamalara ayıranlar enflasyonu daha sert hissetti. Ekonomi büyürken bile kendilerini daha yoksul hissetmelerinin nedeni buydu.
Peki C nedir?
Bessent’in “K bitti” derken kullandığı C, aslında daha iyimser bir tablo sunuyor.
C şeklindeki ekonomide farklı gelir grupları arasındaki makas kapanmaya başlıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli tüketiciler yeniden güç kazanıyor. Yani K’nın aşağı doğru giden kolu yukarı dönüyor ve gruplar birbirine yaklaşıyor.
Bessent bunun işaretlerini ücret artışlarında ve Trump yönetiminin vergi politikalarında görüyor. Bahşiş ve fazla mesai gelirlerine getirilen vergi avantajlarının düşük gelirli kesimlere nefes aldıracağını düşünüyor.
CNBC’nin haberinde C’ye dönüşü teyit eden sektör temsilcilerinden alıntılar da var. Mesela Hilton CEO’su otel sektöründe C şeklinde bir ekonomi gördüğünü söylüyor. Ona göre orta ve üst-orta gelir grubunun harcamaları yeniden hızlanmış durumda. Başka bir ifadeyle orta sınıf “oyuna yeniden giriyor.”
Eğer bu tür yorumlar doğruysa K’nın alt kolu yukarı kıvrılıyor demektir. Ama herkes aynı fikirde değil.
K gerçekten bitti mi?
Eski JPMorgan başekonomisti Anthony Chan, ABD’nin İran savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatlarını hatırlatıyor. Enerji harcamalarının düşük gelirli hanelerin bütçesinde daha büyük yer tuttuğunu söylüyor. Benzin ve enerji fiyatları yükseldiğinde, düşük gelirlilere verilen vergi avantajlarının önemli bir bölümü hayat pahalılığı tarafından geri alınabilir.
Hem Türkiye’de hem Amerika’da hem de birçok ülkede tüketici güvenindeki zayıflık da K’nın henüz ölmediğini düşündürüyor. Üstelik şirketlerin verdiği mesajlar da çelişkili. Birçok sektör temsilcisi tüketici davranışlarında gelir grupları arasındaki ayrışmanın hâlâ sürdüğünü söylüyor.
Kısacası birileri C’yi görüyor, birileri hâlâ K’da ısrar ediyor.
Bir de E çıktı!
Ekonomistlerin alfabe merakı burada bitmiyor. K’dan ve C’den sonra bir de E var.
E şeklindeki ekonomi, aslında K ile C arasında bir yerde duruyor. Üç farklı gelir grubu düşünün: üst, orta ve alt. Bunların birbirinden uzaklaşması da söz konusu değil, birbirine yaklaşması da. Her biri kendi kulvarında ilerliyor.
Üst gelir grubu güçlü. Alt gelir grubu zorlanıyor. Orta sınıf ise tamamen çökmüyor ama eski refahına da ulaşamıyor. Herkes kendi hayatını bir şekilde sürdürüyor. Bu nedenle E, özellikle orta sınıfın durumunu anlatmak açısından K’dan daha açıklayıcı olabilir. Her grup yaşamaya devam etmenin bir yolunu bulmuş durumda. Çok parlak bir sonuç değil belki ama istikrarlı görünen bir sonuç.
Peki Türkiye hangi harf?
Bizim asıl meselemiz Türkiye’nin hangi harfi yaşadığıdır.
Mart ayında “K-tipi bir ekonomimiz var” derken Türkiye’deki gelir ve servet ayrışmasına dikkat çekmiştim. Bugün de K’nın tamamen ortadan kalktığını söylemek kolay değil. Hatta Türkiye’de K’nın ABD’den daha sert yaşandığı dönemler oldu. Çünkü yüksek enflasyon, servet dağılımındaki bozukluk ve varlık fiyatlarındaki hızlı artış, gelirden çok servete sahip olmanın önemini artırdı.
Ama Türkiye için yalnızca K demek de artık yeterli olmayabilir. Ekonominin bazı kesimleri hâlâ K’nın üst kolunda. Büyük varlık sahibi olanlar, yüksek gelir elde edenler, fiyatlama gücü bulunan şirketler ve küresel gelir elde eden bazı sektörler farklı bir refah dünyasında yaşıyor.
Alt gelir grubu ise K’nın aşağı kolunda. Orta sınıfın önemli bölümü ise bu iki uç arasında sıkışmış durumda. İşte bu nedenle Türkiye’nin fotoğrafında K ile E’nin karışımı bir ekonomi görmek mümkün. Bir başka ifadeyle mesele aslında harf değil. Harf, ekonominin kimin için nasıl çalıştığını anlatan bir kısaltma.
Çünkü millî gelir yüzde 4 büyürken siz büyümeyi hissetmeyebilirsiniz. Borsa yükselirken portföyünüz olmayabilir. Konut fiyatları artarken eviniz olmayabilir. Ücretiniz yüzde 30 artarken market fiyatları yüzde 40 artmış olabilir. Ekonomi büyür. Ama herkes zenginleşmez.
Belki de Bessent’in K’dan bıkmasının asıl nedeni budur. Ekonomiyi bir harfle tanımlamak kolaydır ama o harfin içine milyonlarca insanın farklı hayatını sığdırmak o kadar kolay değildir. Bugün ABD’de K mı, C mi, E mi tartışması yapılıyor. Türkiye’de ise belki daha önemli bir sorumuz var. Ekonomi hangi harfe benziyor değil, hangi kesim için hangi harfe benziyor?
Çünkü aynı ülkenin içinde aynı anda K’yı yaşayan da olabilir, C’yi yaşayan da, E’yi yaşayan da.
