Uluslararası hukuk ve evrensel insan hakları alanında, Arjantin’de bir mahkeme, evrensel yargı yetkisini kullanarak, Arakan’daki Rohingya zulmü nedeniyle 25 civarında üst düzey Myanmar yetkilisi hakkında tutuklama emri çıkardı. Bu örnek evrensel hukukun evrensel yargı yetkisini kullanması bakımından önemli bir uygulama örneği olarak kayıtlara geçti. Bu örnek; uluslararası adaletin küresel düzeyde geçirdiği evrimi çarpıcı şekilde ortaya koyan, evrensel yargı yetkisini teorik bir kavram olmaktan çıkaran, uluslararası suçluların hesap verebilirliğini sağlayan etkin bir araç olduğunu da göstermiş oldu.
Bu örnek, bir ulusun küresel insan hakları ihlallerini kendi sınırlarının ötesinde yargılayabildiğinin ve bunu mümkün kılan hukuki mekanizmaların neler olduğunu da ortaya koymuş oldu. Bu bağlamda, Roma Statüsü, ICC yetkisi, Cenevre Sözleşmesi ve evrensel insan hakları normları, evrensel yargı yetkisinin meşruiyetini ve uygulanabilirliğini destekleyen temel yasal çerçeveyi oluşturmaktadır.
Eğer bir suç ağı, belirli bir nüfus grubunu sistematik biçimde, devletlerin ve finansal yapıların fiili veya örtülü koruması altında araçsallaştırıyorsa, evrensel yargı yetkisinin ekonomik yönetişim gücü devreye girebilir mi?
Evrensel yargı yetkisinin ekonomi ile arasındaki ilişki çok güçlü, çok katmanlı ve stratejiktir. Hukuken ve fiilen kurulan bu dolaylı ilişki üzerinden klasik ceza hukuku sınırlarının aşılması, uluslararası finans, yatırım, yaptırım rejimleri ve kurumsal sorumluluk alanlarına uzanması söz konusudur. Bu da; küresel finans, siyaset ve elit ağlar içinde sistematik hâle gelen insanlık suçlarına, evrensel yargı yetkisinin ekonomik yönetişim gücünün uygulanabilirlik yeteneğinin ve kapasitesinin uygulanması sonucunu doğurur. Epstein Dosyası, ekonomik taşıyıcıların ve uluslararası finans ağlarının, insanlığa karşı suçlarda nasıl görünmez ama etkili rol oynayabileceğini gösteren güncel ve kabul görmüş bir örnektir. Ama evrensel yargı yetkisinin ekonomik yönetişim kapasitesinin –henüz– kullanılmamış olduğunu da gösteren bir örnektir.
Evrensel yargı yetkisi, ekonomik taşıyıcılar üzerinden küresel finansal zincirleri etkileyerek, sadece hukuki değil, sistemik bir yönetişim gücü olarak da işlev görebilir. Şöyle ki; küresel ekonomik sistemlerde, ekonomik taşıyıcılar üzerinden yapılan bir kısım sözleşmesel faaliyetler, yüksek riskli, zincirleme ve sistemik olması nedeniyle kamu düzeni ile kesişebilmektedir. Dolaylı etkilerin zincirleme reaksiyonlarının, finansal taşıyıcıların veya sözleşme zincirlerinin görünmez ellerinin, sistemi nasıl etkilediğinin cevabı bu kesişmelerdedir. Kesişme noktaları da; sadece ceza hukuku değil, özel hukuk alanlarını etkileyebilmekte ve özel hukuk alanındaki –olası- gelişmeleri kendiliğinden görünür kılabilmektedir. Evrensel yargının ekonomik yönetişim gücü, olası finansal senaryolarının açığa çıkması ve bu mekanizmayı kullanmanın riskleri ve fırsatlarının neler olduğunu görünür hale getirebilmektedir. Örneğin, çok uluslu bir şirket zincirinde bir trust aracılığıyla yönlendirilen fonlar, bir ülkedeki dava veya yaptırım süreciyle tetiklenirse, zincirdeki tüm bağlantılar otomatik olarak risk altında kalabilir ve finansal duraklamalar ortaya çıkabilir
Elbette ilk akla gelen soru; açışkan etkiyi aktive ederken tarafsızlığın korunması, açışkan etki üretme stratejilerinin güvenli, etkin ve etkili olması ve etik sınırların belirlenmesi konularına da yönelecektir. Açışkan etki stratejisi, tarafsızlık ve etik sınırlar korunarak uygulandığında, hem etkili hem güvenli bir yönetişim aracına dönüşebilme yeteneğini ortaya koyacaktır.
İnsanlığa yönelik suç işleyen yapılar, ekonomik taşıyıcılar üzerinden; birden fazla ülkeye yayılan sözleşme zincirlerinin garantisini, şirketler, trust ve vakıf yapıları üzerinden gerçekleştirebilmektedirler. Finansal akış ve sisteme yönelik olarak, sistemin kırılgan noktalarında finansal duraklama veya blokaj oluşturabilmektedirler. Uluslararası bankalar, sigortalar ve fonlar aracılığıyla hareket eden kişiler veya fonlarla işbirliği yapabilmektedirler. Ulusal ve uluslararası kamu düzeni ile çakışan ekonomik faaliyetler göstererek, uyumsuzluklar, itibar kaybı, dolaylı yaptırım suretiyle kamu düzeni çatışmaları ve uyumsuzluk üretebilmektedirler. Gerek özel hukuk ilişkilerinden gerek finansal akış ve sistem etkisi gerekse uyum ve kamu düzeni açısından bu risklerin tamamı öngörülebilir, tanımlanabilir, tespit edilebilir niteliktedir. İki kişinin bildiği sır olmadığı gibi; Ekonomik Taşıyıcıların Sistemik Risk Haritası Analizi, ulusal ve uluslararası kamu düzeni ile çakışan ekonomik faaliyetlerin sözleşmesel ve meşruiyet risklerini de gözler önüne serebilmektedir.
Bu analiz; Epstein Davası özelinde, dava konusu ve davadaki aktif bireyler hakkında değerlendirme yapılmaksızın, uluslararası uyum ve kamu düzeni çerçevesinin evrensel yargı yetkisiyle ilişkilenmesini sağlayabilecektir. Evrensel insan haklarının korunması ve insanlığa yönelik suçların önlenmesi hakkındaki genel ilkelerin beslenmesi ve ekonomik taşıyıcıların kendiliğinden görünür hale gelmesini mümkün olacaktır. Sonuçların kayıt altına alınması, resmileşme ve uygulanmaya yönelik sürecin iklimini oluşturan açışkan etki gözlemlenebilecektir.
Ekonomik Taşıyıcıların Sistemik Risk Haritası Analizi, sözleşme zincirleri, trust ve vakıf yapıları, çok uluslu şirketler ve finansal taşıyıcılar üzerinden yürütülen tüm ekonomik faaliyetleri kapsayan kapsamlı bir değerlendirmeyi içerir. Bu analiz, uluslararası bankalar, sigortalar ve fonlar aracılığıyla gerçekleşen finansal akışları, zincir kırılganlıklarını, olası likidite sıkışmalarını, sistemik blokaj risklerini ve uyum ile kamu düzeni çatışmalarını tek tek ortaya koyar. Her bir ekonomik taşıyıcının, zincir üzerindeki etkisi, risk seviyesi ve olası dolaylı sonuçları belirlenir; bu sayede sadece ceza hukuku değil, özel hukuk alanındaki gelişmelerin açığa çıkması ve sistem üzerindeki potansiyel etkilerin görünür hâle gelmesi sağlanır. Analiz, öngörülebilir senaryolarla desteklenir ve stratejik kararlar için güvenli bir çerçeve oluşturur; aynı zamanda evrensel yargı yetkisinin ekonomik yönetişim gücü ile ilişkilendirilebilecek risk ve fırsatları sistematik biçimde ortaya koyar.
Ekonomik Taşıyıcıların Sistemik Risk Haritası Analizi, hem finansal sistem, hem kamu düzeni, hem sözleşme ve özel hukuk ilişkileri, hem de uluslararası uyum ve yaptırım rejimleri ile iç içe geçmiş bir yapıya sahiptir. Bu karmaşıklık, özel sektörün tek başına bu kapsamlı analizleri yürütmesini zorlaştırabilir. Ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı öncülüğünde, TCMB, BDDK, SPK ve MASAK’ın katılımıyla yürütülen mevcut çalışmalar, evrensel yargı ve uluslararası uyum perspektifini bütünleştiren, hem kamu hem özel sektöre stratejik rehber niteliği taşıyan bir analiz kapasitesini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, söz konusu çalışmaların ürettiği sonuçlar hem evrensel yargı ve uluslararası uyum perspektifini içermekte, hem kamu ve özel sektöre stratejik rehberlik edebilmektedir. Aynı zamanda ekonomik yönetişim açısından yol gösterici olup, sistemik risklerin görünür hâle gelmesini sağlayan değerli bir katkı sunacaktır.
Raporlanacak analiz verileriyle açığa çıkacak olan finansal dinamikler; evrensel insan hakları ve finansal uyum arasında köprü kurarak, hem hukuki hem ekonomik perspektiflerden sistemik riskleri önceden yönetmeyi de mümkün kılacaktır. Evrensel yargı yetkisini kullanabilecek makamlarda gerekli operasyonel adımların atılmasını mümkün kılabilecek ve sürecin stratejik uygulanabilirliğini güçlendirebilecektir.