Dış ticarette resmi olmayan verileri Ticaret Bakanlığı TÜİK’ten bir ay önce açıklıyor ve gidişatın zaten tahmin edilmekte olan yönü ortaya çıkıyor. Tahmin edilen yönün ne olduğu belli; ihracat az artacak ya da azalacak, ithalat ise daha yüksek oranda artış gösterecek.
Nitekim mart ayının verileri de bu yönde geldi…
İhracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azaldı. İthalat yüzde 8,2 artış gösterdi. Bunun sonucunda dış ticaret açığında yüzde 56’lık bir artış görüldü.
İlk çeyrekte ise ihracat yüzde 3,2 gerilerken ithalat yüzde 4,7 arttı, dış ticaret açığında da yüzde 27,5 oranında artış yaşandı.
Yıllık durum…
TÜİK verilerine göre son bir yıldaki ihracat 271,2 milyar dolar düzeyinde. İthalat 369,5 milyar dolar oldu, dış ticaret açığı da 98,3 milyar dolarla 100 milyar dolara dayandı.
Peki bu yılın tümü için dış ticarette hedefler neydi, o verileri hatırlayalım…
2026-2028 dönemi orta vadeli programında bu yılın ihracatı 282 milyar, ithalatı 378 milyar dolar olarak öngörüldü. Buna göre ticaret açığı da 96 milyar dolar olacaktı.
Savaş hesapları bozdu
Aslında şöyle demek galiba daha doğru:
“Savaş kimlerin hesabını bozmadı ki Türkiye’ninkini bozmasın!”
Bu yıl ihracatta zaten çok yüksek bir artış beklenmiyordu, artık geçen yılki düzeyi korumak bile başarı sayılacak. Bunda bir dizi etken rol oynayacak tabii ki ama en önemlisi daralan pazarlar. Tüm ülkeler olanı koruma dürtüsüyle hareket ederken, tüketimi ister istemez kısarken Türkiye’nin pazar kaybetmemesi mümkün mü?
Dolayısıyla ihracatta bir miktar kayıp yaşanacağı ortada.
Diğer yandan özellikle enerjideki pahalanma yüzünden aynı miktarda ithalata daha fazla döviz ödemek gerektiği de ortada. Bu yüzden dış ticaret açığı başlangıçta öngörülen 96 milyar doların epeyce üstüne çıkacak, zaten mart sonundaki yıllıklandırılmış veriye göre çıktı bile.
Üstelik ilk çeyrek verisinin ilk iki ayında savaşın etkisi yok.
Cari açığa etki yaklaşık 9 milyar
Dış ticaret açığı ödemeler dengesinde daha farklı tanımla dikkate alınıyor. TÜİK’in 11,2 milyar dolar olarak açıkladığı ticaret açığı bu tanım farklılığının etkisiyle mart ayında cari işlemler dengesine yaklaşık 9 milyar dolar olarak yansıyacak.
Böylece ilk çeyrekte cari açık 23-24 milyar dolara, mart sonundaki yıllık açık da yaklaşık 40 milyar dolara çıkacak.
50 milyarda kalınırsa iyi
Ödemeler dengesinde 2026’nın tümü için ne öngörüldüğünün artık hiçbir önemi yok.
Bir kere Merkez Bankası’nın ödemeler dengesinde yaptığı revizyonla cari açığın yukarı yönlü güncellenmesi öngörülen düzeyi anlamsız kıldı.
Bundan daha önemlisi ihracatın tökezlemesine, ithalatın ise öngörülen düzeyin üstüne çıkmasına yol açan gelişmeler…
Bir ara turizmde de işlerin çok fena gideceği kaygısı hakim olmuştu ama o alanda henüz eski duruma gelinemese de belirgin bir iyileşme olduğunu öğreniyoruz. Bu konuya aşağıda ayrıntılı olarak değiniyorum.
Petrolün yükü…
Ham petrol fiyatları Trump’ın her sözüyle birlikte aşağı ya da yukarı yönde keskin dalgalanmalar gösteriyor.
Ham petrolün aylık ortalama fiyatı ocak ve şubatta 65 ve 69 dolar olarak gerçekleştikten sonra mart ve nisanda fırladı ve sırasıyla 98 ve 100 dolar oldu. Dört ayın ortalaması 83 dolar.
Türkiye’nin ham petrol ithalatındaki birim fiyatın ne olduğu açıklanmıyor. Türkiye’nin de petrolü bu dört ay ortalamasında 83 dolardan aldığını varsayarsak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
2026-2028 dönemi orta vadeli programında bu yılın ham petrol fiyatı 65 dolar olarak öngörülmüştü. En olumsuz senaryolardan biri olarak yılın kalan sekiz ayındaki ortalama fiyatın 110 dolar civarında oluşacağını varsayarsak yıllık ortalama fiyat 100 dolara denk gelecek.
Buna göre Türkiye 65 dolar olarak öngördüğü varil fiyatının üstüne 35 dolar daha ödemiş olacak. Türkiye’nin yıllık ham petrol ithalatının bu yıl 30 milyon ton civarında olacağı bekleniyor. Bu da yaklaşık 210-220 milyon varil petrol demek. Varil başına 35 dolarlık ek yük, yıllık bazda yaklaşık 7,5 milyar dolarlık artı bir maliyet anlamına geliyor.
Bu 7,5 milyarlık yük, yılın tümü için öngörülen 378 milyar dolarlık toplam ithalatı yalnızca yüzde 2 oranında etkileyecek.
Dolayısıyla yalnızca ham petrol ithalatından gelecek ek maliyet fazla önemli değil. Ancak enerji yükü yalnızca ham petrolden oluşmuyor ki… Doğalgaz ithalatının yükü de artacak.
Kaldı ki enerji fiyatlarının Türkiye’ye yükü yalnızca ithalattaki artışla ölçülemez. Bu fiyat artışının iç piyasadaki fiyatlar üstünde yapacağı etki çok daha önemli.
Ham petrolde 65 dolarlık varsayımdan 100 dolarlık ortalamaya çıkış yüzde 50’yi aşan bir artış anlamına geliyor. Bu artışın yaratacağı yük, petrole ödenecek fazladan 7,5 milyar dolar civarındaki tutarın yükünden çok çok daha ağır olacak.
Turizmde sorun abartılıyor mu?
Turizmin savaş yüzünden bu yıl çok büyük bir darbe yiyeceği yönündeki kaygılar zaman zaman had safhaya çıkıyor. Ama sahadan alınan bilgiler bu kaygıların bir dönem için geçerli olduğunu, son dönemde ise işlerin düzelmeye başladığını ortaya koyuyor.
Turizmde gidişatın nasıl olduğunu Antalya yöresindeki birkaç büyük otelin işletmecisi olan Ramazan Aslan’a sordum. Aslan, savaştan önce çok iyi giden ve turizm sektörünün diliyle “günlük alınan rezervasyon” olarak nitelenen rezervasyonların savaşın başlamasıyla birlikte adeta bıçak gibi kesildiğini söyledi. Ramazan Aslan şöyle devam etti:
“Savaşla birlikte bu rezervasyonlar neredeyse yüzde 75 oranında geriledi. O dönem tabii ki çok olumsuz bir tablo vardı. Ancak bu olumsuzluk yavaş yavaş tersine döndü, rezervasyonlar yeniden artmaya başladı. Henüz başlangıç düzeyine gelinemedi ve şu an yüzde 80 dolayına çıkıldı, yani hâlâ yüzde 20 gibi bir kayıp var. Ancak bu kaybın savaşın sona ermesine bağlı olarak bir anda telafi edilmesi de mümkün.”
Ramazan Aslan, yaz sezonu için öngörüde bulunmanın zor olduğunu ancak geçen yıla göre bir miktar kayıp yaşanabileceğini söyledi. Türk turizmindeki kaybın belli ülkelerde yoğunlaşmadığının altını çizen Aslan, Türkiye’nin en çok turist çektiği ülkeler arasında ilk sıralarda bulunan Almanya, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerden geleceklerin hepsinde belli oranlarda azalma olacağının tahmin edildiğini belirtti.
TÜİK ne diyor?
TÜİK dün ilk çeyreğe ilişkin turizm istatistiklerini açıkladı. TÜİK’in bu verilerinin üçte ikisi savaş öncesi durumu yansıtıyor; dolayısıyla bu veriler tabii ki geleceğe dönük bir işaret vermiyor. Bu veriler yalnızca geride kalan dönemin performansını gösteriyor. Oysa biliniyor ki önemli olan yaz sezonu.
TÜİK verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirinde yüzde 4, ziyaretçi sayısında yüzde 1,5 artış oldu. Ziyaretçi başına gecelik harcama da 99 dolardan 102 dolara çıktı.
Bir kez daha vurgulamak gerek, bu verilerin ilk iki ayı savaş öncesi dönem… Dolayısıyla bu artışlarda savaşın etkisi çok sınırlı ve bu yüzden de söz konusu artışlar gerçek durumu yansıtmaktan biraz uzak kalıyor.
