Ateşkes ilanı yapmak veya bir anlaşmanın hazır olduğunu duyurmak kolaydır. Asıl mesele, detayların karara bağlanmasında düğümleniyor. Piyasalar bir nevi sessiz bekleyiş evresindedir. Amerikan askerlerinin her şartta bölgede kalacağının açıklanması, iki tarafın çelişen söylemleri, enerji koridorlarındaki arz güvenliğinin kritik bir eşikte olacağını gösteriyor. Lübnan meselesi de netamelidir. İsrail bu ülkeyi vurmaya devam ediyor. Öte yandan İran yönetimi, müttefiklerinden vazgeçmeye hazırlanan bir profili yansıtmıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gergin süreç sürüyor. Beyaz Saray ‘‘İran’ın geçişlerden ücret alması kesinlikle kabul edilmedi’’ diyor. Tabii geçidin hâlâ kapalı olduğunu birilerinin hatırlatması lazım. İran dün sadece 4 ticari geminin geçişine izin verdi. Bunlar da Çin’e gitti. Bu yazıyı yazdığım sırada, Boğaz’ın ay sonuna kadar açılmasına bahis piyasaları yüzde 26 olasılık veriyordu.
Brent petrolün fiyatı yılbaşında 60 dolardı. Savaş sırasında görülen en yüksek seviye 120 dolardı. Bu hafta yaşanan coşkunluk ortamında 95 dolara kadar düştü. Yani ateşkes açıklamasından sonra yaşanan geri çekilme, yüzde 100’lük bir artışın ardından gerçekleşti. Akaryakıt fiyatları doğası gereği yükselişlerde ne kadar hızlı hareket ederse, inişlerde bir o kadar dirençli davranır. Türkiye olarak savaşa zaten yüksek enflasyon ortamında yakalandık. İçerideki enflasyon beklentilerinin gerçek anlamda yönetilebilmesi için petrol fiyatının savaş öncesi seviyelere dönmesi elzemdir.