Tokat’da Gazi Osman Paşa Lisesi günlerinden bugünlere “kurmay aklının göstergeleri” zihnimin aramaktan vazgeçmediği konulardan biridir. Ekonomi odaklı ihtisas gazetelerinde yazı insanlığı serüvenime “kitapların izinde” yürümeyi de ekledim. İskender’in babadan miras aldığı “kurmay aklını”; Patrick N. Hunt’in anlatımıyla Hannibal’ın izini Yeni Cartegena’dan Roma önlerine, oradan ülkesine dönüşüne, Anadolu’da yaşadığı sürgün günlerine, onurunu korumak için yüzüğündeki güçlü zehri içtiği Libyssa (Gebze) topraklarına kadar sürdüm. Küçük bir Moğol kabilesinden büyük bir imparatorluk yaratan, bir “dünya düzeni” kuran Cengiz Han ve oğullarının “kurmay aklını gelenekselleştirmesini” kavramak için ne bulursam okumaya çalıştım. EKONOMİ KİTAP Dergisi’nin Eylül 2025 sayısında yayımlanacak yazımda Frank Mclynn’ın Cengiz Han kitabında daha önce öğrendiklerime düzinelerle yeni bilgiler ekledim. Özbek toplumunun idolü Amir Timur’un, “kurmay aklındaki dehayı”, Aralık ayında Sibirya’dan, Toktamış üzerine yaptığı seferde, “kar generali”ni nasıl alt ettiğini, aynı başarıyı Napolyon’un, Kuduzov’un kurmay aklı karşısında nasıl başaramadığını zihnimde netleştirdim. Timur'un Hindistan’da deve sırtına sardığı kuru otların üzerine Azerbaycan’dan getirdiği “neft”i dökerek yakıp, can havliyle böğüren develerin düşman ordusunun “fillerini” nasıl ürküttüğünü düşündükçe aklın iyilikte de kötülükte sınırsızlığını düşünmeden edemedim. Daha başkaları da var ama, bir imparatorluğun yıkılışından sonra, denizlerle çevrili ada olmayan, dünyanın en karmaşık çıkarlar ve inançlar çatışma alanı coğrafyamızda yeni bir vatan yaratan, yeni bir ulus inşa eden, çağdaş uygarlık tasavvurunu yaşama taşıyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının “kurmay aklının özellikleri” de merak ateşimin aydınlatmak için peşinden sürüklediği ilgi alanımdan biri oldu.
OLUŞAN, OLGUNLAŞAN VE ÇOĞALAN AKIL
Büyük Zafer’in arkasındaki zihinsel gücün, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Yeşilköy’e kadar gelen tehditleri birikimi, Balkan Bozgununun çileleri, Birinci Dünya Savaşı sonrasında yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşayan insanları sürüp atma düşleri kuranlara karşı duydukları öfkenin oluşturduğu, olgunlaştırdığı ve çoğalttığı “kurmay aklı”, İskender, Hannibal, Cengiz Han ve Timur’un birikimine, kendi koşullarında yenilikler ekleyebilen akıldır; zihni kapasitemin bana söylediğine göre beş temel özelliği barındırır:
Coğrafya bilgisi, arazi topografyasını,“ dar boğazları ve geçitleri” iyi bilme,
Saldırı, savunma ve çekilme koşullarını planlayan “alternatif tepki biçimlerini” belirleme,
İstihbarat: Düşmanın zihnine yerleşik “önyargıların ve aşırı özgüven alanlarının boşluklarını” öngörme,
Düşmanın ve kendi ordusunun “moral gücü ile araç-gereç dengelerini” gözetme,
Stratejik, taktik ve operasyonların “bütünlüğü ve iç tutarlıklarını” sağlama, koruma ve geliştirme özeni.
COĞRAFYA BİLGİSİ
Kurtuluş Savaşı önderlerinin kurmay aklı öncelikle coğrafya bilgisine dayanıyordu. Bütün büyük mareşallerin, generallerin temel özelliklerinden biridir, coğrafya bilmeleri. Napolyon “kar generale” yenilmiştir; ama Timur aralık ayında, Toktamış’ın hiç beklemediği Sibirya kışını aşarak karşısına çıkmış ve düşmanının egemenliğine son vermiştir. Hannibal’in bataklıklar, sis, kış, dağ yolları koşulları, çevre halklar ile Roma arasındaki işbirliği ve çatışma alanlarını iyi bilmesi onu Roma önlerine ulaştırmıştır.
Büyük Zafer’in ardında da Kuvayı Milliye ruhunun örgütlediği, yüzlerce yıl bu ülkenin tarlasını eken, yaylasında hayvan otlatan insanların da desteğiyle savaşı yönetenlerin engin “coğrafya bilgisi” vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’ten sınıf arkadaşı Behiç Bey’le kimseye duyurmadan koca bir orduyu düşman hatlarının arkasına taşıması, “ kurmay aklının ayırt edici” göstergesidir. Coğrafyayı, altyapıları, dar boğazları, geçitleri iyi bilme, Büyük Zafer’e giden yolun taşlarını döşemiştir.
ALTERNATİF TEPKİ BİÇİMLERİ
Büyük Zafer’e götüren yolu aydınlatan önemli güçlerden biri, savaşı yöneten önderlerin “alternatif tepkileri planlama” disiplinidir. Bir ay önce bir kez daha Eskişehir’in güneyinde, Uşak-Afyon hattının kuzeyinde, Kırka merkezli Yunan Müstakil Kolordusu’nun konumlandığı alanı gezdim. Kırka’dan başlayarak, Akın, Gemiç, Taşoluk, İdrisyayla, Gülüdere, Sandıközü ve Lütfiye köylerinden geçerek bu gücün stratejik önemini kavramaya çalıştım. Yunan Müstakil Kolordusu Komutanı Prens Andre’nin “Felakete Doğu” kitabını yeniden gözden geçirdim. Türkler’in Anadolu’ya yerleştikten sonra Türk Ordusu’nun ilk kez hücumdaki ustalığına İnönü’den Sakarya’ya “çekilme planını” uygulaması, büyük bir “kurmay aklı birimi” olduğunu kendi zihnimde onayladım. Bu gözlemimi, “kriz dönemlerinde işyerlerinin geri çekilme planı” ihtiyacı bağlamında iş dünyasına on yılı aşkın bir zamandır anlatıyorum.
DÜŞMANIN BOŞLUKLARINI ÖNGÖRME
Savaşları yönetirken, büyük sosyo-ekonomik ve politik krizleri aşarken “kurmay aklını düşman boşluklarını görme özelliğinin” Kurtuluş Savaşı önderlerinin temel özelliklerinden biri olduğunu ve bunu içselleştirdiklerini derinliğine kavradım.
Sakarya’ya çekilerek düşmanı yayma, düşmanı Rumca konuşan halktan uzaklaştırmak, Anadolu içlerinde düşman askerlerini, “Üç yumurta bir tavuk, çabuk, çabuk…” sözüne mahkum etmek kurmay aklı değil de nedir? “Türk ordusu hücum bilmez, dağılır” önyargısını yakalamak, “aşırı özgüven boşluklarına düşürmek” de kurmay aklının göstergeleri değil midir?
MORAL GÜCÜ VE ARAÇ DENGESİ
Büyük zafere götüren kurmay aklının bir başka göstergesi, “moral gücü ile araç-gereç dengelerini” gözetme ustalığıdır. Top, tüfek, araç-gereç, lojistik ihtiyacı ve düşmanı yanıltma konusunda önderlerin gösterdiği performans etkili olmuştur.
İsmet Paşa, savaşa rıza ile katılanlar ve savaştan kaçan askerlerle ilgili düzenli bilgilendirmeyi karargaha sürekli yapmıştır. Bu konuda gösterilen ustalık tarihin büyük komutanlarının hiçbirinden geride değildir.
BÜTÜNLÜK VE İÇ TUTARLILIK
Bizim bu yazıda değinmek isteğimiz ve büyük zafere ordumuzu taşıyan kurmay aklının önemli özelliklerinden biri de planlarının “stratejik, taktik ve operasyon bütünlüğünü” korumasıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarında değişik cephelerin örsünde dövülen bu önder yöneticiler; cephe deneyimlerini değerlendirmiş, “iç tutarlılılığa” özen gösteren planlarını yaşama taşımıştır.
“Zaferin bin bir babası vardır; yenilgiler ise öksüz ve yetimdir” diyen saptamayı düşünelim. Zaferi düşünürken ve değerlendirirken iki sorumluluk alanımız vardır: Biri tarihten ders alarak, daha sağlıklı gelecekler için ders çıkarmak… İkincisi, idealist yaklaşımlardan uzaklaşarak savaşın kaliteli yönetilmesinden çıkarılacak dersleri günlük yaşama da yansıtmak.