Siyaset bilimci Edgar Şar (istanpol.org) geçenlerde şöyle yazdı:
“… Türkiye bir sonraki seçimlere farklı bir rejim ortamında gidiyor. Buna rağmen, her durumda CHP’nin siyasetin merkezinde işgal ettiği alanı kendi politikaları ve bu politikaları hayata geçirecek müstakil kadrolarla doldurması gerekiyor. 2023’ün en önemli derslerinden biri, muhalif partilerin elitlerini bağlayarak, söylemi mümkün olduğunca az kişi ve grubu kızdıracak şekilde ortalamada tutup yalnızca iktidar karşıtlığına yaslanmanın, bir iktidar perspektifi oluşturmak için yeterli olmadığıydı. Bu nedenle CHP’nin, Kürt meselesi dahil olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarında herkese hoş görünmese bile pozisyonunu netleştirmesi hem faydalı hem de gerekli. İki taraftan da beğenmeyen, eleştiren çıkacaktır; bu son derece normal. Kendi politik tercihlerinin altını istikrarlı ve ısrarlı biçimde dolduran partiler, siyasi desteğine ihtiyaç duydukları toplumsal kesimler tarafından sürekli çekiştirilmek yerine, zamanla onları bulundukları yere doğru çekmeye başlayabilir.”
Ardından İstanpol Enstitüsü’nün direktörü, Seren Selvin Korkmaz şöyle bir paylaşım yaptı: “Buna bir ek yapayım. Yine Edgar Şar ile yürüttüğümüz 2024 sonrası gençlerin siyasal algısı araştırmasında uzun süredir sahada da gözlemlediğim bir durum açığa çıkmıştı. CHP açısından temel mesele, farklı toplumsal kesimlerle ilişki kurarken kendi siyasal hattını silikleştirmek değil; aksine bu ilişkileri net, tutarlı ve süreklilik taşıyan bir kimlik üzerinden inşa edebilmek.
Veriler şunu söylüyordu:
- CHP’nin genç seçmenin anlam dünyasındaki yeri net ve sabit değil; aksine oldukça akışkan ve bağlama göre değişen bir karakter taşıyor. Gençlerin zihninde katı, elle tutulur bir CHP’den ziyade, farklı siyasal anlarda farklı anlamlara bürünen bir parti algısı hâkim.
- Bu akışkanlık, genç seçmenin gözünde çoğu zaman çelişki ve tutarsızlık olarak okunuyor. Sonuçta CHP, gençlerin siyasette en çok önem verdiği ölçütlerden biri olan “samimiyet” testini geçmekte zorlanıyor.
- Gençler, CHP’nin diğer partiler ve seçmen gruplarıyla kurduğu ilişkilerdeki stratejik gerekçeleri büyük ölçüde anlıyor ve hatta buna hak veriyor. Ancak sorun, stratejinin kendisinden çok yönteminde yoğunlaşıyor. Bu ilişkiler, genç seçmen nezdinde CHP’nin kendi siyasetini silikleştiren, sınırlarını belirsizleştiren bir pratik olarak algılanıyor.
- Bu nedenle gençlere göre CHP, kendini yeterince anlatamayan; oy kaygısıyla farklı kesimleri ikna etmeye çalışan ama bu süreçte kendi siyasal kimliğini üretmekte ve tanımlamakta zorlanan bir parti görüntüsü veriyor.
- Gençler partiler arası diyaloğa ve kapsayıcı siyasal ilişkilere ilkesel olarak karşı değil. Ancak bu ilişkilerin, CHP’nin kendi değerleriyle çelişen, sürekli ödün veren ve siyaset yapma kapasitesini sınırlayan bir zeminde yürütülmesine güçlü bir tepki duyuyorlar.
CHP geçen sürede netlik ve politika inşası konusunda önemli ilerlemeler gösterdi. Ancak daha hayli uzun bir yolu var. Haliyle CHP’nin neye inandığını, nerede durduğunu ve açık biçimde ortaya koyabilmesi, politikalarını reflekslerle değil de net bir siyasal hat üzerinden inşa edebilmesi yüzergezer veya kararsız görünen genç seçmen için de kritik.”
Tam bunlar tartışılırken, gündeme CHP’nin Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” adı atında düzenlediği toplantı geldi.
Dün iktidar partisi gidiyor diye İmralı’ya gitmeyen, Özgür Özel konferansta ev sahibi olarak ilk konuşmayı yaptı ve “Meseleyi bir siyasi ihlal olarak gören anlayışı da üzülerek takip ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne rol biçmeye, yön çizmeye çalışanları dikkatle izliyoruz. Kendine ait siyaseti olmayanlar, başkalarının planlarında figüran olurlar. Bizim ise Türkiye’nin meselelerine ve ihtiyaç duyduğu çözümlere dair kendi müstakil siyasetimiz vardır. Terörün bitmesi, silahların susması ve bu meselenin demokratik zeminde çözülmesine ilişkin irademiz tamdır. Ortak vatanımızda, ay yıldızlı bayrağımızın altında, kardeşçe, huzur içinde hep birlikte yaşayacağız” dedi.
Yukarıda alıntıladığım gençlerin beklentilerinin hiç birine yanıt vermeyen, eleştirilerin hiç birini karşılamayan bir açıklama bu. Evet doğrudur, kendine ait siyaseti olmayanlar, başkalarının planlarında figüran olurlar!