Arbitraj fonlarının temel işleyişi, spot ve vadeli piyasalarda oluşan fiyat farklarını algoritmalarla tespit edip pozisyon almak üzerine kurulu. Bu sayede piyasanın yönünden bağımsız bir strateji uygulanabiliyor ve fon riski düşük tutulabiliyor.
Eylül ayı yaklaşırken yatırımcıların gündeminde hem belirsizlikler hem de fırsatlar var. Yurt içinde enflasyondaki düşüş eğilimi ve TCMB’den faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi, Borsa İstanbul’a ilgiyi artırıyor. Yabancı yatırımcıların yeniden giriş yaptığı bu süreçte hisse senetlerinde işlem hacmi ve volatilite hızla yükseldi. SPK’nın açığa satış yasağını 29 Ağustos sonrası uzatmama kararı da bu hareketliliği destekliyor.
Bu koşullar, yönü tahmin etmenin zorlaştığı ve fiyat dalgalanmalarının arttığı dönemler arbitraj fonlarını ön plana çıkarabilir. Zira bu fonlar, piyasa yukarı mı gider aşağı mı sorusuna cevap aramadan, düşük-orta riskle spot/vadeli fiyat farklılıklarından kazanç sağlamayı hedefliyor.
Arbitraj fonları: Volatiliteyle beslenen stratejiler
Arbitraj fonlarının temel işleyişi, spot ve vadeli piyasalarda oluşan fiyat farklarını algoritmalarla tespit edip pozisyon almak üzerine kurulu. Bu sayede piyasanın yönünden bağımsız bir strateji uygulanabiliyor ve fon riski düşük tutulabiliyor. Fonlar genel olarak ikiye ayrılıyor:
- Hisse yoğun arbitraj fonları: Portföylerinin en az %80’i hisse senetlerinden oluşmak zorunda. Borsadaki volatilite bu fonların getirilerini doğrudan etkiliyor. Hisse yoğun oldukları için %0 stopaj avantajı sunuyorlar. (Örnek: BV Portföy BHI, Hedef Portföy HIM-HEH, Neo Portföy KPF, Nurol Portföy NSH vb.)
- Serbest arbitraj fonları: Arbitraj fırsatı bulunmadığında TL likit varlıklara yönelerek esneklik sağlıyor. Bu yapı sayesinde hem volatilite hem de faiz değişimlerine karşı daha dayanıklı olabiliyorlar. Ancak hisse senedi yoğun olmadıkları için stopaj %17,5 olarak uygulanıyor. (Örnek: BV Portföy BVZ, Neo Portföy NSK, Hedef Portföy HIA)
Bunlara ek olarak son dönemde yine getirileri ile öne çıkan mutlak getiri hedefli hisse senedi serbest fonlar var. Bu fonlar arbitraja ek olarak, seçilen hisse senetlerinin endekse göre performansından faydalanıyor. Dolayısıyla arbitrajın üzerinde veya altında getiri yaratması mümkün. Bu fonlar biraz daha riskli olarak değerlendirilebilir.
Bu ayrım yatırımcı açısından önemli çünkü her fonun riski, stratejisi ve vergilendirme şekli farklı. Seçim yapılırken bu farkların göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Son dönem performanslar ne diyor?
Arbitraj fonları, yılın ilk yarısında özellikle Nisan–Mayıs döneminde %2,5 ila %4,4 arasında aylık getirilerle dikkat çekti. Son dönemde ise Borsa İstanbul’da volatilitenin azalması ile getiriler aylıkta %2 ile %3,9 arasında görülüyor. Listenin zirvesinde, Pardus Portföy’ün serbest nitelikte AP7 fonu ve Hedef Portföy HIA yer alırken; Hisse yoğun arbitrajlarda Pardus Portföy AC5 ve Nurol Portföy NSH fonları bulunuyor.
Ancak unutulmamalı ki arbitraj fonları “düşük riskli” kabul edilse de, bu hiçbir zaman negatif getiri yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Özellikle arbitraj fırsatlarının daraldığı dönemlerde mevduat altı getiri de olası, ki son dönemde bunu görüyoruz.
Sonuç: Borsada dalga varsa, arbitraj fonları da vardır
Eylül ayı, hem yurt içi hem yurt dışı gündem açısından yoğun geçmeye aday. Faiz kararları, enflasyon verileri ve küresel merkez bankalarının mesajları piyasada yön bulmayı zorlaştırabilir. Ancak volatilite arttıkça, fiyat uyumsuzlukları da artar.
Özellikle piyasa yönünden emin olunamayan ve riskin arttığı dönemlerde, portföyün bir bölümünde bu fonlara yer vermek, yatırımcının genel risk-getiri profilini dengeleyebilir.
Ancak unutulmaması gereken nokta şu: Her fon gibi arbitraj fonları da kendi doğası içinde risk barındırır. Bu nedenle yatırım kararı öncesinde getiri geçmişi, stratejisi ve içerik yapısı detaylı şekilde incelenmeli, yatırımcının genel hedefleriyle uyumlu olduğundan emin olunmalıdır.