Geçtiğimiz hafta sonu açıklanan ve Türkiye’nin 2027–2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Programı, girişimcilik, teknoloji ve yapay zekâ (YZ) açısından önceki 2026–2028 programında ortaya konulan politika çizgisini büyük ölçüde devam ettirirken, bazı alanlarda bu yaklaşımın daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. Ar-Ge, yüksek teknoloji yatırımları, dijital dönüşüm, girişimcilik ve nitelikli insan kaynağı yine temel başlıklar arasında. Yeni programda bunların yanında teknolojinin üretime uygulanması, teknoloji şirketlerinin ölçeklenmesi, yüksek katma değerli ihracat ve YZ’nin kamu süreçlerinde kullanılması dikkat çekiyor.
Önceki OVP’de Teknoloji Hamlesi, HIT-30, Stratejik Hamle, Yerel Kalkınma Hamlesi, teknoparklar, kuluçka merkezleri ve Ar-Ge platformları teknoloji politikasının önemli araçları olarak konumlandırılmıştı. YZ, siber güvenlik, kuantum, otonom sistemler, uzay ve yarı iletkenler gibi alanlar stratejik teknoloji alanları arasında değerlendirilmiş; bu alanlarda Ar-Ge faaliyetlerinin ve üniversite-sanayi işbirliğinin desteklenmesi öngörülmüştü. YZ ve siber güvenlik gibi alanlarda mikro-yeterlilikler, hızlı eğitim programları ve nitelikli insan kaynağı geliştirilmesi de programın önemli unsurları arasındaydı.
2027–2029 OVP bu yaklaşımı önemli ölçüde sürdürüyor. Ar-Ge temelli yatırımlar ve yenilikçi girişimcilik faaliyetlerinin desteklenmesi, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve kuluçka merkezlerinin geliştirilmesi, üniversite-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi ve fikri mülkiyetin ticarileştirilmesi yine önemli politika alanları. Turcorn olma potansiyeline sahip teknoloji girişimlerinin kapasite gelişimi ve küresel rekabetçilik hedefiyle desteklenmesi de bu çerçevenin önemli parçalarından biri.
Burada yeni bir politika paradigmasından çok, girişimcilik politikasında ölçeklenme ve küreselleşme boyutunun güçlenmesinden söz etmek daha doğru olacaktır. Nitekim Turcorn yaklaşımı önceki OVP’de de bulunuyordu. Dolayısıyla yeni programın mesajı, girişim sayısının artırılmasının önemini kaybettiği değil; bunun yanında büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji şirketlerinin ölçeklenmesi ve küresel rekabet gücü kazanmasının da giderek daha önemli hale geldiğidir. Turcorn 100 Programı’nın mevcut yaklaşımı da erken aşamayı geçmiş teknoloji girişimlerinin daha hızlı ölçeklenmesini ve küresel pazarlara açılmasını desteklemek üzerine kurulu.
YZ tarafında ise dikkat çekici bir uygulama boyutu bulunuyor. Önceki OVP’de YZ önemli bir stratejik Ar-Ge ve insan kaynağı alanıydı. Yeni programda YZ alanındaki temel teknolojilerin geliştirilmesinin yanında, YZ’nin zekânın üretim süreçlerinde kullanımının yaygınlaştırılması da açık biçimde öne çıkıyor.
Daha da önemlisi, YZ’nin kamu tarafındaki kullanım alanları genişliyor. Kamu mali yönetiminde veri temelli karar alma ve öngörüsel analiz kapasitesinin geliştirilmesinde YZ uygulamalarından yararlanılması, kamu alımlarında planlama, ihale ve sözleşme süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve YZ destekli uygulamaların geliştirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, devletin yalnızca YZ teknolojilerinin geliştirilmesini destekleyen bir aktör değil, aynı zamanda bu teknolojilerin önemli kullanıcılarından biri olabileceğini gösteriyor. GovTech, RegTech, kamu finans yönetimi ve kamu satın alma teknolojileri açısından bunun önümüzdeki dönemde yeni fırsatlar yaratması beklenebilir.
Yeni OVP’de teknoloji politikasının ekonomik güvenlikle ilişkisi de dikkat çekiyor. Kritik ürün, teknoloji ve hizmetlerde dışa bağımlılığın azaltılması, yerli üretim ve inovasyon kapasitesinin artırılması ve teknoloji, savunma gibi stratejik alanlarda kaynak güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. YZ, çip, batarya, robotik, kuantum, siber güvenlik ve uzay gibi teknolojiler bu açıdan yalnızca yeni ekonomik faaliyet alanları değil, Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesi ve uluslararası rekabetçiliği açısından da stratejik önem taşıyor.
Finansman ve girişimcilik ekosistemi tarafında da bütüncül bir yaklaşım görülüyor. FintechZone, Start in Türkiye, Tech Visa ve girişim sermayesi yatırım fonları gibi mekanizmaların Türkiye’nin bölgesel girişimcilik ve fintech merkezi olma hedefiyle birlikte ele alınması dikkat çekici. Turcorn hedeflerinin daha ileri taşınabilmesi açısından önümüzdeki dönemde büyüme sermayesinin derinleşmesi, daha büyük girişim sermayesi fonlarının oluşması ve uluslararası yatırımcıların Türkiye teknoloji ekosistemine daha fazla çekilmesi de önemli olacaktır.
İnsan kaynağında ise iki program arasında güçlü bir devamlılık bulunuyor. YZ, siber güvenlik, savunma, enerji ve uzay gibi stratejik alanlarda lisansüstü eğitim, sürekli eğitim ve mesleki eğitim desteklenirken mikro-yeterlilik yaklaşımının geliştirilmesi de hedefleniyor. Bu yaklaşım, üniversitelerin yanı sıra kurumsal eğitim, YZ upskilling, reskilling ve yeni nesil eğitim sağlayıcıları açısından da önemli bir alan açıyor. Çünkü YZ dönüşümü yalnızca yeni mezunların yetiştirilmesini değil, mevcut işgücünün becerilerinin de sürekli yenilenmesini gerektiriyor.
Yeni OVP’nin dikkat çeken yönlerinden biri de teknoloji politikasının ihracat ve küresel rekabetçilikle güçlü biçimde ilişkilendirilmesi. Yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracattaki payının artırılması ve Türk şirketlerinin küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi hedefleniyor. Bilişim, fintech, danışmanlık ve dijital aracılık gibi bilgi yoğun hizmetlerin ihracatının desteklenmesi de bu yaklaşımın hizmet sektöründeki karşılığını oluşturuyor.
Bu nedenle Türkiye açısından önümüzdeki dönemin önemli hedeflerinden biri, teknoloji geliştiren şirketlerin aynı zamanda uluslararası pazarlara açılmasını ve teknoloji ihracatçısı haline gelmesini kolaylaştırmak olacaktır. Türkiye’de başarılı olan bir teknoloji girişiminin Avrupa, Körfez, ABD ve diğer pazarlarda büyüyebilmesi, hem girişimcilik ekosistemi hem de yüksek katma değerli ihracat açısından önemli bir çarpan etkisi yaratabilir.
Sonuç olarak 2027–2029 OVP, önceki programdan keskin bir kopuştan ziyade Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği teknoloji ve girişimcilik politikalarının devamına ve bazı alanlarda derinleşmesine işaret ediyor. Özellikle teknoloji girişimlerinin ölçeklenmesi ve küreselleşmesi, YZ üretim ve kamu süreçlerinde kullanılması, stratejik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi, teknoloji yoğun ihracat ve yeni teknoloji alanlarına yönelik insan kaynağı bu dönemin öne çıkan başlıkları olacak.
Yeni OVP’nin teknoloji ve girişimcilik açısından verdiği mesajı bu nedenle şöyle özetlemek daha doğru; Türkiye, girişimcilik ve Ar-Ge kapasitesini geliştirmeyi sürdürürken, büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji şirketlerinin ölçeklenmesine ve küresel rekabet gücü kazanmasına; YZ tarafında ise teknoloji geliştirme kapasitesinin yanında YZ’nin üretimde, kamuda ve ekonominin genelinde verimlilik ve katma değer yaratacak şekilde kullanılmasına daha güçlü bir vurgu yapıyor.