Yapay zekâ ile daha akıllı şebekeler, verimli veri merkezleri, optimizasyon, daha az atık… Artan enerji talebine karşı verimlilik kozu!
Umut verici. Ancak, tam da bu noktada, iktisat tarihinin en rahatsız edici sorularından biri geri dönüyor: Verimlilik gerçekten tüketimi azaltır mı?
W.S. Jevons’un, 19. yy’de kömür üzerinden ortaya koyduğu paradoks, bugün tekrar karşımızda: ‘Bir kaynağı daha verimli kullandığınızda, o kaynağın toplam tüketimi çoğu zaman azalmaz, aksine artar. Çünkü verimlilik maliyeti düşürür, kullanım alanlarını genişletir ve yeni talep yaratır.’
Buhar motorları geliştikçe, herkes kömürden tasarruf edileceğini sanmıştı. Ancak tam tersi oldu. Buhar motorları gemilerde, trenlerde ve fabrikalarda, yani hayatın her alanında kullanılmaya başlandı. Sonuç, kömür tüketiminin patlamasıydı.
Bugün, kömürün yerini işlemci gücü, veri ve enerji kapasitesi aldı. Bu da bizi 160 yıl sonra, aynı paradoksun dijital versiyonuyla karşı karşıya getiriyor.
Marjinal maliyetin sıfıra yolculuğu
Yapay zekânın ‘maliyeti’ görece düştükçe, biz bu teknolojiyi sadece ‘gerekli’ alanlarda kullanmakla yetinmiyoruz. Komik videolar üretmekten, yemek tarifleri almaya kadar marjinal faydası düşük ama hacmi devasa alanlara entegre ediyoruz.
Algoritmalar her cep telefonunun, her uygulamanın, her cihazın içine giriyor. Tüketimdeki bu yaygınlaşma, yapay zekânın verimlilikle yarattığı enerji tasarrufunu yutuyor ve toplam enerji talebini yukarı çekiyor.
Veri merkezlerinin dramatik olarak artan küresel elektrik tüketimi bir mesele. Enerji talebinin sınırsıza giden bir esneklikte olacağı ve toplam enerji tüketiminin de katlanarak artacağı açık.
Buradan çıkış anahtarı yenilenebilir enerjide. Tüm enerji arzını buradan sağlayabildiğimizde, enerji tüketimi ile karbon emisyonu arasındaki bağ koparılmış olacak. Ama bugün için gerçekçi değil. Yenilenebilir payı artsa da toplam talepteki artışa bakıldığında, fosillerin yerini alması zaman ve maliyet gerektirecek.
Verimlilik, tüketim çarpanı mı?
Bir konuyu daha vurgulamakta fayda var. Jevons Paradoksu, siyasi ve ekonomik bağlamdan bağımsız değil. Tarihsel olarak, fiyatın serbest çalıştığı, dışsallıkların fiyatlanmadığı ve mutlak sınırların olmadığı sistemlerde güçlü biçimde ortaya çıktı.
Bugün ise tablo daha karmaşık. Karbon fiyatlaması, enerji kotaları, regülasyonlar ve mutlak sınırlar devreye girdiğinde verimlilik, otomatik olarak yüksek talep patlamasına dönüşmek zorunda değil. Bu sefer belirleyici salt verimlilik değil, daha çok verimliliğin hangi rejim içinde yeşerdiğinde olacak.
Ancak şunu da dürüstçe söylemek gerekiyor. Mevcut küresel ekonomi, ısrarla ve inatla büyümeyi ödüllendiriyor. Karbon fiyatları sınırlı, enerji talebine üst sınır koyan mekanizmalar zayıf, net sıfır söylemi ise çoğu zaman sadece kâğıt üstünde. Bu koşullarda yapay zekâ, Jevons etkisini doğal olarak güçlendirme eğiliminde olacaktır.
Etik sorun burada başlıyor
Verimlilik, her zaman değer üretmiyor. Ama yönü belirliyor. Eğer yön, yalnızca ve her koşulda büyümeye ayarlıysa, yapay zekâ bunu kusursuzca yapar. Ama bu, insan refahı, ekolojik denge ya da toplumsal adalet anlamına gelmez. Burada soru netleşiyor: Daha fazlasını yapabiliyor olmak, daha fazlasını yapmamız gerektiği anlamına gelir mi?
Bu soru, bizi sürdürülebilirliği konforlu alanından çıkarıp; yeterlilik, sınır ve ölçülülük gibi daha rahatsız edici kavramlara getiriyor.
Sonuç: Verimlilikten ‘yeterliliğe’ geçiş
İklim krizini sadece daha iyi teknolojilerle çözebilir miyiz? Bana göre hayır! Teknoloji, verimliliği artırır ancak sürdürülebilirlik, yeterlilik ve sınırlarla da ilgilidir.
Eğer yapay zekâyı başıboş bir pazar dinamiğine bırakırsak, Jevons Paradoksu gereği, kazandığımız her enerji verimliliği avantajını, daha fazla tüketim olarak geri ödeyeceğiz. Çözüm, çipleri daha verimli yapmaktan ziyade, yapay zekânın neyi, nasıl, neden yapacağını sağlıklı seçmekte yatıyor.
Jevons, 1865'te kömür için uyarmıştı. 2026'da biz silikon için aynı uyarıyı dikkate almalıyız. Dönüp, dolaşıp aynı soruya geliyoruz: Büyümeyi hangi sınırlar içinde tanımlayacağız?
Yapay zekâ bir ayna. Geleceği belirlemiyor. Ama ne olabileceğini gösteriyor. Tercih her zaman olduğu gibi insanda kilitleniyor.