İnternetin en güçlü yanlarından biri hiçbir zaman yalnızca bilgiye hızlı biçimde ulaşmamız olmadı. Bir soruyu bir foruma yazmak, bir mahalle grubundan öneri istemek, hiç tanımadığımız birinin deneyiminden yararlanmak veya ortak bir mesele etrafında insanlarla bir araya gelmek aynı zamanda ilişki kurmamızı sağladı. Dijital alanlar yalnızca cevap bulduğumuz yerler olduğu kadar birbirimize ihtiyaç duyduğumuz toplumsal alanlar(dı).
Şimdi bu yapı önemli bir dönüşümden geçiyor. Bir ürün hakkında tavsiye almak, bir seyahat planı hazırlamak, teknik bir sorunu çözmek veya gündemi öğrenmek için artık başka insanlara sormamız gerekmiyor. Yapay zekâ birkaç saniye içinde binlerce kaynağı tarayabiliyor, bilgiyi karşılaştırabiliyor ve doğrudan ihtiyacımıza uygun bir cevap sunabiliyor. Her ne kadar buradaki bilginin de ortak insanlık bilgisi olduğu yönünde yorumlar olsa da Yapay Zeka tamamen filtrelenmiş ve tek tipleştirilmiş sonuçlar ortaya çıkarıyor. Bu kolaylık gündelik hayatımızı değiştirdiği kadar, çevrim içi topluluklarla kurduğumuz ilişkiyi de değiştiriyor.
After the Feed: Trust, Connection, and the Next Era of Social Technology raporu, insanların yapay zekâ arayüzlerine yönelmesinin çevrim içi sosyal alanları içeriden boşaltabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü dijital toplulukların önemli bir bölümü soru sorma, tavsiye isteme ve deneyim paylaşma üzerine kuruluyor. Bunlar ilk bakışta yalnızca bilgi alışverişi gibi görünse de aslında güveni, aidiyeti ve karşılıklılığı oluşturan küçük toplumsal davranışlar. Bir insan soru sorduğunda, başka biri cevap verdiğinde ve bu ilişki zaman içinde tekrarlandığında ağ dediğimiz yapı ortaya çıkıyor. Her sorumuzu yapay zekâya sormaya başladığımızda ise yalnızca daha hızlı bir cevap almıyoruz. Bir başkasından yardım isteme, onun deneyimini dinleme ve daha sonra başka birine destek olma ihtimalini de azaltıyoruz. Böylece bilgiye erişim kolaylaşırken, toplulukları ayakta tutan karşılıklılık zayıflayabiliyor. Sorular ortadan kalktığında, cevaplarla birlikte insanlar arasındaki küçük temaslar da azalıyor.
Asıl mesel yalnızlıktan fazlası, hayatımızdaki hangi ihtiyaçların bilgiye, hangilerinin ise ilişkiye dayandığını anlamak. Bir ürünün fiyatlarını karşılaştırmak, bir yazılım hatasını çözmek veya uzun bir raporu özetlemek için yapay zekâ çoğu insandan daha hızlı olabilir. Fakat bir arkadaşımızla konuşurken yalnızca “info” almıyoruz. Dinlendiğimizi, hatırlandığımızı ve bir başkasının hayatında yer tuttuğumuzu hissediyoruz. Mesajın kendisi kadar, o mesajın kimden geldiği de önem taşıyor. Bağ kurma, aidiyet hissetme, duygusal destek alma, güven geliştirme ve ortak deneyimler oluşturma gibi ihtiyaçlarda insanın belirgin bir avantajı bulunuyor. Çünkü “info” özetlenebilir. Fakat ilişki, varlık ve ortak geçmiş aynı şekilde özetlenemez. Teknolojiyi insanların birbirine duyduğu ihtiyacı ortadan kaldıracak biçimde değil, bu ilişkileri güçlendirecek biçimde tasarlamak. Yapay zekâ bilgi yükünü azaltabilir, insanları ortak ilgi alanları etrafında buluşturabilir, toplulukların kayıt altına alınabilen lineer hafızasını (belki de kayıt defterini) koruyabilir. Ancak topluluk adına konuşmaya ve ilişkileri otomatikleştirmeye başladığında başka bir sorun ortaya çıkar. Daha hızlı cevaplar, daha güçlü ilişkiler anlamına gelmiyor.
Yapay zekâ her şeyi bilebilir. Fakat bizi tanıyan, bizimle ortak bir geçmiş taşıyan ve birlikte bir gelecek kurabileceğimiz insanların yerini yalnızca “infoyla” dolduramaz. Özetle adil bir yaşam, demokratik bir ekonomiyi hep birlikte inşa etmek için bize biz gerek.