Uzun bir süredir dijital dünyanın temel göstergesinin dikkat olduğunu söylüyoruz. Daha çok görünmek, daha çok izlenmek, daha çok paylaşılmak ve daha fazla etkileşim almak yalnızca sosyal medya başarısının değil, giderek ekonomik ve toplumsal değerin de göstergesi hâline geldi. Kurumlar, markalar, medya kuruluşları ve hatta bireyler kendilerini takipçi sayıları, görüntülenmeler ve beğeniler üzerinden anlatmaya başladı. Gazetecilik dahi takipçi sayısı ve yaptığım ödeme karşılığında beni nerede ne kadar insana gösterebiliyorsun oyununa dönüştü. Fakat yapay zekânın yükselişiyle birlikte bu düzenin temelinde önemli ve daha da tehlikeli bir kırılma yaşanıyor. Çünkü artık yalnızca içerik değil, içeriğe gösterilen ilginin kendisi de sınırsız biçimde üretilebiliyor.
After the Feed: Trust, Connection, and the Next Era of Social Technology raporu bu dönüşümü dikkat ekonomisinden güven ekonomisine geçiş olarak tanımlıyor. Raporun işaret ettiği mesele oldukça açık: Yorumların, takipçilerin, değerlendirmelerin ve paylaşımların yapay biçimde üretilebildiği bir ortamda, yıllardır değer göstergesi olarak kullandığımız dijital ölçütler güveni kaybediyor. Bir içeriğin binlerce kişi tarafından beğenilmiş görünmesi, onun gerçekten binlerce insanda karşılık bulduğunu göstermeyebiliyor. Çok konuşulan bir gündemin arkasında gerçek bir toplumsal talep değil, otomatik hesaplar ve yapay zekâ sistemlerinin olması olası. Yani suni gündemler ve sesler arasında yönümüzü bulmak daha imkansız hale gelebilir. Bugüne kadar daha çok dikkat çekebilenler daha fazla reklam geliri elde etti, daha güçlü bir marka kurdu ve daha geniş kitlelere ulaşabildi. Fakat dikkat kolayca üretilebilir hâle geldiğinde, görünür olmak ile değerli olmak arasındaki ilişki de zayıflıyor. Herkesin içerik üretebildiği bir dünyadan, makinelerin durmaksızın içerik üretebildiği bir dünyaya geçiyoruz. Böyle bir ortamda içerik bolluğu değil, hangi içeriğe güvenebileceğimiz temel mesele hâline geliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde önemli olan yalnızca kaç kişinin sizi takip ettiği olmayacak. İnsanların neden sizi takip ettiği, sizinle nasıl bir ilişki kurduğu ve hangi topluluğa ne kadar süreyle katkı sunduğunuz daha belirleyici olacak. Güçlü itibar hızlı biçimde inşa edilen, tek bir viral içerikle kazanılan veya satın alınabilen bir şey değil. Belirli bir topluluk içinde zamanla, tutarlılıkla ve gerçek katkıyla oluşuyor. On bin takipçiye sahip olmaktan çok, bir topluluğa iki yıldır anlamlı biçimde katkıda bulunmak önem kazanıyor. Bir platform tarafından doğrulanmış olmaktan çok, güvendiğimiz insanlar tarafından önerilmek değerli hâle geliyor. İşte burada da yeni ekonominin aktörleri için önemli bir fırsat alanı doğuyor. Güvenli bilgi etrafında bir araya gelen adil talepleri olan toplulukları var edebilmek gittikçe kritik hale gelecek.
Bugün insanların açık sosyal ağlardan daha küçük ve kapalı alanlara yönelmesi de bu arayışın bir sonucu. WhatsApp grupları, özel topluluklar, sınırlı katılımlı dijital ağlar ve belirli ilgi alanları etrafında kurulan kanallar giderek daha önemli hâle geliyor. Çünkü bu alanlarda kiminle konuştuğumuzu biliyoruz. Ortak kurallar, geçmiş ilişkiler ve belirli bir karşılıklılık duygusu bulunuyor. İnsanlar artık yalnızca daha geniş kitlelere ulaşmak istemiyor. Kime ulaşacağını, kimden bilgi aldığını ve hangi ortamda konuştuğunu da önemsemeye başlıyor. Kısacası erişimden vazgeçmeden güveni yeniden arıyoruz.
Her şeyin üretilebildiği bir dünyada kıt olan içerik olmayacak. Gerçek ilgi, sahici ilişki ve güven kıt olacak. Bu nedenle geleceğin en değerli para birimi dikkatle birlikte güven olabilir. Fakat güven satın alınamaz, otomatikleştirilemez ve birkaç saniye içinde üretilemez. Yalnızca zamanla, tutarlılıkla ve gerçek katkıyla kurulabilir. Kendi küçük topluluklarımıza, adil üretim alanlarımıza sıkı sıkı sarılma zamanı.