Dijital uygulamaların başarısı; gerçek durumun hesaba katılmasına, sahadan gelen deneyimlerin dikkate alınmasına, meslek mensuplarının iş yükünü azaltan çözümlerin hayata geçirilmesine ve ortak akılla hareket edilmesine bağlıdır.
Muhasebe ve vergi sistemlerinde dijitalleşme artık bir tercih değil, zorunluluktur. Ülkemiz, son yıllarda e-Fatura, e-Defter, e-Beyanname ve Dijital Vergi Dairesi gibi uygulamalarla, bazı alt yapı sorunlarına rağmen önemli bir dönüşümü gerçekleştirmiş bulunuyor. Bu dönüşümün en güçlü aktörlerinden biri de hiç kuşkusuz mali müşavirlik camiasıdır. Yaklaşık 140 bin mali müşavir; kamu yararına önemli katkılar vererek, devlet ile mükellef arasında güven köprüsü kurarak dijital vergi sistemlerinin sahadaki en önemli uygulayıcıları arasında yer almaktadır.
Dijitalleşme sürecinin son halkalarından biri olan, 24 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilen ve 1 Temmuz 2026 itibarıyla zorunlu hale gelen elektronik Karşıt İnceleme (e-Karşıt) uygulamasıdır. Bu uygulama, dijital dönüşüm kapsamında atılmış önemli bir adım olmakla birlikte sahada ciddi sorunlar yaratmış; yeminli mali müşavirler ile serbest muhasebeci mali müşavirler arasındaki çalışma uyumu ilk kez bu kadar bozulmuş bulunuyor.
Dijitalleşmenin başarısı yalnızca teknolojik altyapıyla değil, sistemin sahada adil, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir şekilde işlemesiyle mümkündür. Oysa söz konusu uygulamanın sahada önemli güçlükler oluşturduğu görülmektedir.
Denetim sürecinin asli bileşenlerinden birisi olan tutanak oluşturma işleminin Serbest Muhasebesi ve Mali Müşavirler tarafından gerçekleştirilmesi, 3568 Sayılı Kanun’da öngörülen görev, yetki ve sorumluluk dağılımı ile bağdaşmamaktadır.
Denetim yetkisinin kanunen Yeminli Mali Müşavirlere ait olduğu bir ortamda, sürecin fiilen Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler tarafından yürütülmesi sonucunu doğuran Elektronik Karşıt İnceleme Sistemi, bu hali ile “yetkinin kanuniliği” ilkesine ve aykırıdır. Zira uygulama, denetim görevini, mevzuatta açıkça öngörülmeyen bir şekilde Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler üzerine yüklemektedir.
27 Seri No’lu Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği kapsamında karşıt inceleme, esas itibarıyla yeminli mali müşavirlerin (YMM’lerin) yürüttüğü bir doğrulama faaliyetidir, muhatabı ise görünürde mükellefl erdir. Ancak Elektronik Karşıt İnceleme Uygulamasına göre; kayıtların kontrolü, istenen ayrıntılı verilerin sisteme manuel girişleri, karşıt inceleme tutanaklarının düzenlenmesi, sistem üzerinden cevaplanması, süre takibi ve cezai risklerin yönetimi fiili olarak SMMM’lerin omuzlarına yüklenmiş bulunmaktadır. Üstelik SMMM’ler, bu süreci; bildirimler, beyanname dönemleri ve diğer yasal yükümlülüklerin yoğunluğu içinde yürütmektedirler.
Öncelikle durumu daha doğru analiz etmek ve uygun çözümler üretebilmek için 1 Temmuz itibarıyla uyulma zorunluluğu öngören, Elektronik Ortamda Karşıt İnceleme Tebliği’nin yürürlük tarihinin birkaç ay sonraya ötelenmesinde büyük yarar görmekteyiz.
Mali müşavirler kamu yararı için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekten hiçbir zaman kaçınmamıştır. Ancak yeni düzenlemeler, mevcut iş yükü ve operasyonel kapasiteler dikkate alınarak planlanmalıdır.
Sahadan gelen bu talepler doğrultusunda TÜRMOB olarak kapsamlı bir değerlendirme çalışması yürüttük; uygulamada karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerimizi ayrıntılı bir rapor halinde Gelir İdaresi Başkanlığımıza ilettik ve yeni önerilerimizi yetkililerle iletmeye, istişarelerde bulunmaya devam ediyoruz. Amacımız sağlıklı işleyen bir dijital uygulama kolaylığı ve etkinliği içinde; kamunun ihtiyacını karşılayacak, YMM’lerin ve SMMM’lerin uyum sağlayacakları adil bir uygulamanın hayata geçirilmesidir.
Esas olarak YMM’lerin ihtiyaç duydukları söz konusu doğrulamaları GİB sistemleri üzerinden yapabilmelerine imkân sağlanması gerektiği kanaatindeyiz. SMMM’lerin ise fiilen karşılığını alamadıkları ve kapasitelerinin üstünde bir angarya ile karşı karşıya bırakılmalarını doğru bulmuyoruz. Ayrıca, idarenin sistemlerinde bulunan bilgilerin mükelleflerden yeniden talep edilmemesi gerektiğini, cevap sürelerinin yetersiz olduğunu, cezai yaptırımların ölçüsüz ve adil olmadığını düşünüyoruz.
Aslında bütün talepler tek bir ortak noktada birleşmektedir: Dijitalleşme süreci zorlaştırmamalı aksine iş ve işleyişi kolaylaştırmalıdır. Teknolojinin amacı yeni bürokrasi üretmek değil, mevcut bürokrasiyi azaltmaktır.
TÜRMOB olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dijital dönüşümün yanında olmaya devam edeceğiz. Ancak dijital dönüşümün kalıcı başarısı, gerçek durumun hesaba katılması, sahadan gelen deneyim ve önerilerin dikkate alınmasına bağlıdır. Bizim önceliğimiz, hem meslek mensuplarımızın çalışma koşullarını iyileştirmek hem de vergi sisteminin etkinliğini ve gönüllü uyumu güçlendirmektir. Çünkü güçlü bir vergi sistemi; güçlü bir mali idare, güçlü bir teknoloji altyapısı ve güçlü bir mali müşavirlik mesleğinin birlikte çalışmasıyla mümkündür.
İnanıyoruz ki ortak akıl ve iş birliğiyle e-Karşıt uygulaması daha rasyonel bir işleyişe kavuşacaktır. Dijital dönüşümün başarısı yalnızca yazılımlarla değil, o sistemi kullanan insanların bilgi ve deneyiminden yararlanmakla mümkündür. Çünkü dijitalleşmenin gerçek ölçüsü, hayatı kolaylaştırabildiği ölçüde anlam kazanır.