Dr. Öğretim Gör. ERSU TÜREDİ - YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR
Vergi mevzuatında son yıllarda yapılan düzenlemelere baktığımızda, idarenin yaklaşımının önemli ölçüde değiştiğini görüyoruz. Özellikle 30 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 49 No.lu Tebliğ ile, istisna ve indirim uygulamalarında yeni bir dönem başladı.
Bu yeni dönemin en belirgin özelliği şu: Artık vergi avantajlarından yararlanmak sadece beyanda bulunmakla mümkün değil.
Beyan edilen istisna ve indirimlerin, Yeminli Mali Müşavir tarafından incelenmesi, doğrulanması ve raporlanması gerekiyor. Aksi halde, söz konusu avantajların uygulanması mümkün olmuyor.
YMM Tasdiki Artık Bir “Şekil Şartı” Değil
Uygulamada YMM tasdiki çoğu zaman formalite gibi görülürdü. Ancak yeni düzenlemeler bu algıyı tamamen değiştirmiş durumda.
Bugün gelinen noktada tasdik; sadece belgelerin kontrolü değil, işlemin özüne ilişkin bir denetimi ifade ediyor.
YMM’nin yaptığı inceleme;
- Defter ve kayıtların doğruluğunu,
- Belgelerin gerçekliğini,
- İşlemlerin ekonomik mahiyetini,
- İstisna ve indirim şartlarının fiilen sağlanıp sağlanmadığını
kapsıyor.
Dolayısıyla tasdik raporu, artık bir “ek belge” değil, doğrudan vergi avantajının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.
500 Bin ve 1 Milyon TL Sınırları Neyi Değiştiriyor?
Yeni sistemde dikkat çeken en önemli konulardan biri parasal eşikler.
Kurumlar vergisi açısından bakıldığında;
- Tek bir istisna veya indirim kalemi 500.000 TL’yi aşıyorsa,
- Ya da birden fazla kalemin toplamı 1.000.000 TL’yi geçiyorsa,
YMM tasdik raporu zorunlu hale geliyor.
Benzer yaklaşım gelir vergisi mükellefleri için de geçerli.
Burada özellikle dikkat çeken nokta şu: Artık sadece tek tek kalemler değil, toplam büyüklük de dikkate alınıyor.
Bu da geçmişte zaman zaman tercih edilen “kalemleri bölerek eşik altında kalma” yaklaşımının fiilen ortadan kalktığını gösteriyor.
Bazı Alanlarda Eşik Yok
Düzenlemenin bir diğer önemli yönü ise bazı uygulamalarda herhangi bir parasal sınır öngörülmemiş olması.
Örneğin;
- Küresel asgari vergi uygulamaları
- Bazı indirimli vergi rejimleri
bakımından tutar ne olursa olsun tasdik zorunlu.
Bu durum, özellikle uluslararası vergi düzenlemeleriyle uyum sağlama çabasının bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Süreler Kaçırılırsa Hak Kaybı Kaçınılmaz
Uygulamada en çok risk doğuran konulardan biri ise süreler.
Tasdik raporunun beyanname ile veya beyanname süresini izleyen iki ay içinde sunulması gerekiyor.
Bu sürelerin kaçırılması halinde ise sonuç oldukça ağır. İlgili istisna veya indirimden yararlanma hakkı kaybediliyor.
Dolayısıyla burada mesele sadece bir rapor düzenlenmesi değil, doğrudan bir hak kaybı riski.
Tam Tasdik Yaptıranlar İçin Önemli Kolaylık
Tam tasdik sözleşmesi bulunan mükellefler açısından uygulama daha pratik.
Eğer ilgili istisna ve indirimler tam tasdik raporunda yer alıyorsa, ayrıca ayrı bir tasdik raporu düzenlenmesine gerek bulunmuyor.
Bu da özellikle büyük mükellefler açısından süreci ciddi anlamda sadeleştiriyor.
YMM Açısından Sorumluluk Daha da Artıyor
Yeni düzenleme yalnızca mükellefleri değil, YMM’leri de doğrudan etkiliyor.
Zira tasdik raporunun hatalı olması halinde; vergi ziyaı, cezalar, gecikme faizleri bakımından YMM’ler de mükellefle birlikte sorumlu tutuluyor.
Bu nedenle tasdik faaliyeti artık yalnızca teknik bir kontrol değil, ciddi bir mesleki sorumluluk alanı.
Sonuç Yerine: Planlama Şart
Geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek mümkün:
Vergi avantajları artık sadece muhasebe kayıtları üzerinden yürüyen bir süreç değil.
Denetim, tasdik ve raporlama sürecinin doğru yönetilmesi gerekiyor.
Bu nedenle mükelleflerin;
- Yıl sonunu beklemeden hazırlık yapmaları,
- Belgelerini düzenli tutmaları,
- YMM ile süreci önceden planlamaları
önem taşıyor.
Aksi halde, hak kazanıldığı düşünülen bir vergi avantajı, yalnızca şekli eksiklikler nedeniyle kaybedilebiliyor.