Mehmet Şimşek 2023 yılının 4 Haziran günü Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini Nureddin Nebati’den devralırken bir anlamda geçmişte çok yanlış uygulamalar yapıldığını ima ettiği şu cümleyi kurmuştu:
“Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır.”
Şimşek daha sonra da “Vakit kaybetmeden çalışmalarımıza başlayacağız. Mali disiplin ve fiyat istikrarı temel hedefimiz olacaktır” demişti.
Şimşek bir ay sonra bu görev döneminin üçüncü yılını tamamlayacak. Rasyonel zemine ne ölçüde dönüldü, dönülebildi; tartışılır, çünkü bu subjektif bir kavram. Ama çok somut olarak ölçülen, ölçülebilen bir gösterge var, ki önemli hedeflerden biri de buydu; fiyat istikrarı.
Fiyat istikrarı sağlanabildi mi?
Şimşek’in göreve geldiği tarih olan Haziran 2023’ten bu yana yaklaşık üç yıl geçti ve enflasyon ne oldu? Bu yılın mayısındaki gerçekleşmenin ne olacağını tabii ki bilmiyoruz ama oranı yüzde 2 olarak varsayabiliriz. Hem toplam TÜFE için, hem tüm ana sektörler ve gruplar için mayıs oranını yüzde 2 varsayarak hesap yapılabilir.
Verilerin TÜİK’in tüketici fiyat endeksi bazında olduğunu hatırlatıp çıkan sonuca birlikte bakalım…
- Son üç yılda, yani 2023-2026 mayıs döneminde TÜFE yüzde 216 arttı.
- Önceki üç yılda, yani 2020-2023 mayıs dönemindeki artış ise yüzde 182 idi.
Nasıl oldu bu? Hani rasyonel zemin, hani enflasyonla mücadelede başarı?
Şu söylenebilir belki: “Rasyonel zemine dönülmese, temel politikalar değiştirilmese, enflasyonla mücadele programı yürürlüğe konulmasa durum çok daha fena olurdu.”
Olur muydu, bilemeyiz ki! Bu bir varsayım.
Peki ya son dönemde uygulanan politikalar yanlışsa ve enflasyon bu yüzden önceki üç yıldan daha yüksek gerçekleşmişse? Tam bir paradoks!
Kıyaslama başka türlü yapılırsa…
Aynı takvim dönemlerinin kıyaslanması son üç yılın enflasyon açısından önceki üç yıldan daha kötü geçtiğini gösteriyor. Ama bu kıyaslamayı başka türlü yapmak da mümkün ve belki de o daha doğru.
2020 mayısından 2021 mayısına kadar olan dönemin enflasyonu çok düşük. Bu da gayet normal, çünkü Türkiye’de enflasyonu tırmandıran adım 2021’in eylülündeki faiz indirimiyle atıldı. Dolayısıyla Şimşek öncesi dönemi 2021 eylülünden sonraki dönem olarak alıp aylık ortalama baza getirilmiş bir hesap yapmak gerekir.
Buna göre 2021’in ekiminden 2023’ün mayısına kadar geçen yirmi aylık dönemde aylık ortalama fiyat artışı yüzde 4,2 oldu.
Mehmet Şimşek’in Maliye Bakanlığı döneminde geçen son üç yıldaki aylık ortalama fiyat artışı ise yüzde 3,2’ye geriledi.
Dolayısıyla değerlendirmeyi dönem olarak değil de aylık ortalama olarak yapınca son üç yılın görece daha iyi geçtiği ortaya çıkıyor.
Çıkıyor da aylık ortalama enflasyon indirile indirile ancak yüzde 3,2’ye indirilmiş.
Türkiye’nin yıllık enflasyon hedefi tek hane ve nihai hedefi Merkez Bankası’nın her PPK toplantı metninde hâlâ yer verdiği gibi yüzde 5’ti değil mi!
Şimdi üç yıllık bir dönemin sonunda aylık yüzde 3,2’ye gelinmiş olmasını, “Ama daha önce bu oran yüzde 4’ün üstündeydi” diyerek başarı saymak isteyen çıkar mı? Dilin kemiği yok, çıkar çıkar!
Kirada yüzde 523 artış
TÜFE’yi oluşturan ana sektörler arasında son üç yıllık dönemde en hızlı fiyat artışı yüzde 434 ile eğitim hizmetlerinde görüldü.
İkinci sırada yüzde 369 ile konut harcamaları geliyor.
Konut harcamalarında en büyük paya sahip olan kiradaki artış ise yüzde 523 ile açık ara önde bulunuyor.
Kira mayıstan mayısa olmak üzere 2023’ten 2024’e yüzde 125, 2024’ten 2025’e yüzde 85, 2025’ten 2026’ya ise yüzde 50 artış gösterdi.
Vatandaş kiraya bütçesinden her geçen gün daha çok pay ayırmak durumunda. Nitekim kiradaki artışın genel artıştan çok yüksek olması bunu gösteriyor. Ama diğer yandan kiranın TÜFE içindeki ağırlığı 2025’ten 2026’ya geçişte artmak bir yana az da olsa azaldı. Bu da daha önce defalarca gündeme gelen TÜFE ağırlıklarını belirleme yöntemindeki değişiklikten kaynaklandı.


