Av. Prof. Dr. iur. MEHMET KÖKSAL
Önemli not: Bugün için AB hukukunda tüm ürünler için geçerli, yatay ve tek bir “Made in Europe” etiket rejimi yoktur. Mevcut çekirdek hukuk, esasen menşe kuralları, özellikle de AB’nin tercihli olmayan menşe sistemi ve ilgili sektör/regülasyon bazlı uygunluk şartlarıdır. Ayrıca 2025–2026 döneminde Komisyon, bazı stratejik sektörlerde “Made in EU” / Avrupa’da üretilmiş temiz ve dayanıklı sanayi ürünleri yaklaşımını kamu alımları ve sanayi politikası araçlarına daha görünür biçimde taşımaktadır.
Yönetim ve organizasyon
- Şirket içinde menşe ve tedarik zinciri sorumlusu belirlendi mi?
Her ürün grubu için hukuk, gümrük, satın alma, üretim, ihracat ve satış ekipleri arasında açık görev dağılımı kurulmalıdır. Çünkü AB menşe analizi sadece gümrük meselesi değil; üretim adımı, girdi kaynağı, sözleşme ve belge yönetimiyle birlikte yürür.
- Yönetim kurulu düzeyinde gözetim mekanizması var mı?
“Made in Europe” iddiası pazarlama cümlesi gibi görünse de fiilen yanlış menşe beyanı, ihale dışı kalma, gümrük ihtilafı ve müşteri sözleşmesi riski doğurabilir. Bu nedenle konu, uyum ve ticari risk gündemi olarak yönetim kuruluna raporlanmalıdır. Bu sonuç, menşe kurallarının anti-damping, public tenders ve origin marking alanlarında kullanılmasından çıkar.
- İç politika oluşturuldu mu?
En azından şu başlıkları içeren yazılı politika bulunmalıdır:
- menşe belirleme yöntemi,
- belge toplama standardı,
- tedarikçi beyanları,
- yanlış/eksik veri halinde escalation süreci,
- pazarlama ve etiket onay prosedürü.
Ürün bazlı menşe analizi
- Ürünlerin GTİP/HS sınıflandırması net mi?
Menşe analizi, ürünün doğru sınıflandırılması olmadan sağlıklı yapılamaz. Tarife pozisyonu çoğu zaman yeterli işçilik ve dönüşüm analizinin başlangıç noktasıdır.
- Her ürün için “tam elde edilmiş” mi, yoksa “son esaslı dönüşüm” mü söz konusu?
AB’nin tercihli olmayan menşe yaklaşımında ürün ya tek ülkede tamamen elde edilmiş olur ya da birden fazla ülke katkısı varsa menşe, ürünün son esaslı ve ekonomik olarak haklı işlem gördüğü ülkeye bağlanır. Basit montaj veya yüzeysel işlem çoğu durumda yeterli olmaz.
- Üretim adımlarının hangisi menşe kazandırıcı işlem sayılıyor?
Türk şirketleri özellikle şu yanılgıdan kaçınmalıdır: “Türkiye’de son paketleme yapıldıysa Avrupa/Türkiye menşeli sayılır.” Bu çoğu zaman yeterli değildir. Üretim akışının teknik olarak haritalanması gerekir.
- Kritik girdiler hangi ülkelerden geliyor?
Ürünün ana girdileri Çin, Güneydoğu Asya veya başka üçüncü ülkelerden geliyorsa, Türkiye’deki işlemin gerçekten yeterli dönüşüm sağlayıp sağlamadığı ayrıca test edilmelidir. Bu, özellikle tekstil, makine, elektronik, batarya ve otomotiv yan sanayinde önemlidir. Menşe kurallarının stratejik etkisi bu nedenle büyüktür.
Belgelendirme ve ispat
- Tedarikçi beyanları standartlaştırıldı mı?
Her kritik tedarikçiden aynı formatta menşe ve içerik bilgisi alınmalıdır. Sözlü beyan veya dağınık e-posta yazışması yeterli değildir.
- Üretim dosyası hazır mı?
Her ürün için şu dosyalar tutulmalıdır:
- BOM / ürün reçetesi,
- girdi faturaları,
- tedarikçi menşe beyanları,
- üretim akış şeması,
- hangi işlemin menşe kazandırdığına dair iç analiz notu,
- gerektiğinde tercihli menşe belgeleri ve gümrük kayıtları.
AB Komisyonu rehberleri, menşe değerlendirmesinde belge ve işlem bazlı analizin önemini açık biçimde ortaya koymaktadır.
- Kayıt saklama süreleri ve erişim sistemi tanımlandı mı?
Sonradan denetimde belge bulunamaması, ilk baştaki doğru üretimi de fiilen savunulamaz hale getirebilir.
PEM / tercihli menşe yönetimi
- Şirket PEM kurallarını ürün bazında test etti mi?
PEM sisteminde modernize edilmiş kurallar 1 Ocak 2025 itibarıyla uygulanmaya başladı; ayrıca 2025 boyunca eski ve yeni kuralların paralel uygulanabildiği geçiş düzeni de mevcuttur. Bu nedenle Türk ihracatçılar için “hangi kural seti altında avantaj var?” sorusu ürün bazında analiz edilmelidir.
- Kümülasyon avantajı kullanılıyor mu?
PEM sistemi, belirli koşullarda farklı taraf ülkelerdeki işlemlerin birlikte değerlendirilmesine izin verebilir. Bu, Türkiye merkezli üreticiler için stratejik fırsattır; ancak yanlış uygulama halinde menşe kaybı ve ihtilaf riski doğurur.
Sürdürülebilirlik ve sanayi politikası uyumu
- Şirket sadece menşeye değil, sürdürülebilirlik verilerine de hazır mı?
Komisyonun son sanayi belgelerinde “Made in EU” yaklaşımı yalnız coğrafi üretim yeriyle değil; temiz, dayanıklı ve stratejik olarak güvenli sanayi kapasitesiyle birlikte ele alınıyor. Bu yüzden orta vadede şu veriler giderek önemli hale gelir:
- karbon yoğunluğu,
- enerji kaynağı,
- geri dönüştürülmüş içerik,
- kritik hammaddelerin izlenebilirliği,
- üretim dayanıklılığı ve tedarik güvenliği.
- Sektöre özgü AB regülasyonları haritalandı mı?
Şirketin sektörü temiz teknoloji, batarya, otomotiv, metal, makine, tekstil veya kamu ihalesine yönelik tedarik zinciri içindeyse, yatay menşe analizine ek olarak sektör regülasyonları ayrıca incelenmelidir. Çünkü gelecekte “Avrupa’da üretilmiş” yaklaşımı bu sektörlerde daha sıkı ölçütlerle uygulanabilir.
Kamu alımları ve ticari erişim
- Şirket AB kamu alımı ve tedarik zinciri fırsatlarını hedefliyor mu?
Eğer hedef varsa, sadece ürünün menşei değil, ihale dosyalarında ispat yükü ve uygunluk altyapısı da hazırlanmalıdır. AB menşe kuralları public tenders alanında da önem taşır.
- Türkiye’nin AB kamu alımı müktesebatına uyum eksiklikleri risk olarak değerlendirildi mi?
Komisyonun Türkiye’ye ilişkin son raporlarında kamu alımı mevzuatının AB acquis ile uyumunun yetersiz olduğu vurgulanmaktadır. Türkiye’nin olası bir “Made in Europe” sistemine daha yakın entegre olması, Türk şirketleri açısından dolaylı olarak daha şeffaf ve belgeli ihale-uyum altyapısı ihtiyacını artırır.
Sözleşmeler ve pazarlama
- Tedarikçi sözleşmelerinde menşe doğrulama klozu var mı?
Şu unsurlar eklenmelidir:
- menşe verisinin doğruluğu taahhüdü,
- belge sağlama yükümlülüğü,
- denetim hakkı,
- yanlış beyan halinde tazmin ve rücu mekanizması.
- “Made in Europe / Europe-based production / EU-aligned manufacturing” gibi ifadeler hukuk kontrolünden geçiyor mu?
Satış ve pazarlama ekipleri, hukuk ve gümrük onayı olmadan menşe çağrışımı yapan ifade kullanmamalıdır. Çünkü ticari olarak cazip olan ifade, hukuken savunulamaz olabilir.
Denetim ve risk yönetimi
- İç denetim testi yapıldı mı?
En az yılda bir kez örnek ürünlerde şu test uygulanmalıdır:
- belge-denetim eşleşmesi,
- menşe analizi doğrulaması,
- tedarikçi beyanı tutarlılığı,
- etiket/pazarlama dili kontrolü.
- Anti-circumvention riski haritalandı mı?
AB açısından Türkiye’nin rolü, bazı sektörlerde stratejik üretim üssü kadar, üçüncü ülke ürünlerinin yüzeysel işlemle yeniden etiketlenmesi riski bakımından da hassastır. Bu nedenle şirketler “basit montajla Avrupa menşei izlenimi” yaratmaktan kaçınmalıdır. Bu risk, menşe kurallarının ticaret politikası tedbirleri ve origin marking ile ilişkisinden doğar.